| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 9. Ayet (2:9:7) | اِلَّٓا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. | |||||
| 2 | Bakara 26. Ayet (2:26:38) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12] | |||||
| 3 | Bakara 94. Ayet (2:94:11) | دُونِ | دون | dûni | başkasının | د و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” | |||||
| 4 | Bakara 150. Ayet (2:150:20) | اِلَّا | الا | ille | başkasının | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. | |||||
| 5 | Bakara 286. Ayet (2:286:5) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 6 | Âl-i İmran 83. Ayet (3:83:1) | اَفَغَيْرَ | افغير | efe-ġayra | başkasını mı | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O’na boyun eğmişken ve O’na döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? | |||||
| 7 | Âl-i İmran 118. Ayet (3:118:9) | دُونِكُمْ | دونكم | dûnikum | kendinizden başkasını | د و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. | |||||
| 8 | Nisâ 48. Ayet (4:48:10) | دُونَ | دون | dûne | başkasını | د و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. | |||||
| 9 | Nisâ 113. Ayet (4:113:13) | اِلَّٓا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Hâlbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. | |||||
| 10 | En'am 14. Ayet (6:14:2) | اَغَيْرَ | اغير | eġayra | başkasını mı? | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği hâlde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim.” De ki: “Bana, (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi).” | |||||
| 11 | En'am 164. Ayet (6:164:14) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez.[209] Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir. | |||||
| 12 | En'am 164. Ayet (6:164:20) | اُخْرٰىۚ | اخرى | uḣrâ | bir başkasının | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez.[209] Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir. | |||||
| 13 | A'raf 42. Ayet (7:42:8) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar. | |||||
| 14 | A'raf 53. Ayet (7:53:27) | غَيْرَ | غير | ġayra | başkasını | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. | |||||
| 15 | A'raf 105. Ayet (7:105:8) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bana, Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.[223] | |||||
| 16 | A'raf 169. Ayet (7:169:0) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz? | |||||
| 17 | Tevbe 16. Ayet (9:16:0) | دُونِ | دون | dûni | başkasını | د و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa; Allah içinizden, Allah’tan, Resûlünden ve mü’minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 18 | Tevbe 32. Ayet (9:32:0) | اِلَّٓا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. | |||||
| 19 | Tevbe 79. Ayet (9:79:0) | اِلَّا | الا | illâ | yettiğinden başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 20 | Tevbe 107. Ayet (9:107:0) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.[261] | |||||
| 21 | Yunus 102. Ayet (10:102:0) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” | |||||
| 22 | Hûd 27. Ayet (11:27:15) | اِلَّا | الا | illâ | başkasının | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. | |||||
| 23 | Yusuf 79. Ayet (12:79:6) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi. | |||||
| 24 | Nahl 43. Ayet (16:43:5) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.[304] | |||||
| 25 | Nahl 75. Ayet (16:75:5) | مَمْلُوكًا | مملوكا | memlûken | başkasının malı olan | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler. | |||||
| 26 | Nahl 115. Ayet (16:115:10) | لِغَيْرِ | لغير | li-ġayri | başkasının | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[307] | |||||
| 27 | İsrâ 15. Ayet (17:15:15) | اُخْرٰىۜ | اخرى | uḣrâ | başkasının | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.[311] | |||||
| 28 | İsrâ 41. Ayet (17:41:9) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor. | |||||
| 29 | İsrâ 60. Ayet (17:60:23) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.[320] | |||||
| 30 | İsrâ 73. Ayet (17:73:10) | غَيْرَهُۗ | غيره | ġayrah(u) | ondan başkasını | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. | |||||
| 31 | Tâhâ 109. Ayet (20:109:5) | اِلَّا | الا | illâ | başkasının | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. | |||||
| 32 | Enbiyâ 7. Ayet (21:7:4) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. | |||||
| 33 | Mü'minûn 62. Ayet (23:62:4) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar. | |||||
| 34 | Furkan 20. Ayet (25:20:6) | اِلَّٓا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir. | |||||
| 35 | Sebe' 17. Ayet (34:17:7) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. | |||||
| 36 | Sebe' 23. Ayet (34:23:5) | اِلَّا | الا | illâ | başkasının | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür. | |||||
| 37 | Sebe' 34. Ayet (34:34:7) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, “Biz, sizinle gönderileni inkâr ediyoruz” demişlerdir. | |||||
| 38 | Sebe' 39. Ayet (34:39:17) | يُخْلِفُهُۚ | يخلفه | yuḣlifuh(u) | onun yerine başkasını verir | خ ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 39 | Fâtır 18. Ayet (35:18:5) | اُخْرٰىۜ | اخرى | uḣrâ | başkasının | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri hâlde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah’adır. | |||||
| 40 | Fâtır 43. Ayet (35:43:14) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını- | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. | |||||
| 41 | Sâffât 163. Ayet (37:163:1) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 161,162,163. (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz. | |||||
| 42 | Mü'min 29. Ayet (40:29:20) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun, “Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi. | |||||
| 43 | Zuhruf 48. Ayet (43:48:5) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık. | |||||
| 44 | Zuhruf 66. Ayet (43:66:3) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını- | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, hâlbuki bunun farkında değillerdir. | |||||
| 45 | Zâriyât 36. Ayet (51:36:4) | غَيْرَ | غير | ġayra | başkasını | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zaten orada bir ev halkından başka müslüman bulamadık. | |||||
| 46 | Necm 38. Ayet (53:38:5) | اُخْرٰىۙ | اخرى | uḣrâ | başkasının | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez. | |||||
| 47 | Nûh 27. Ayet (71:27:8) | اِلَّا | الا | illâ | (olandan) başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler.” | |||||
| 48 | Müddessir 31. Ayet (74:31:5) | اِلَّا | الا | illâ | başkasını | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkâr edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, “Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi” desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır. | |||||