| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 165. Ayet (3:165:5) | اَصَبْتُمْ | اصبتم | esabtum | onların başlarına getirdiğiniz halde | ص و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. | |||||
| 2 | Nisâ 62. Ayet (4:62:3) | اَصَابَتْهُمْ | اصابتهم | esâbethum | başlarına gelince | ص و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman hâlleri nasıl olur? | |||||
| 3 | Tevbe 118. Ayet (9:118:0) | عَلَيْهِمُ | عليهم | ‘aleyhimu | başlarına | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti.[264] Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah’(ın azabın)dan yine O’na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hâllerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir. | |||||
| 4 | Yunus 102. Ayet (10:102:0) | اَيَّامِ | ايام | eyyâmi | (başlarına gelen) günlerin | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” | |||||
| 5 | Hûd 89. Ayet (11:89:10) | اَصَابَ | اصاب | esâbe | başlarına gelen | ص و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin, veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.” | |||||
| 6 | Nahl 26. Ayet (16:26:12) | عَلَيْهِمُ | عليهم | ‘aleyhimu | başlarına | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. | |||||
| 7 | Hacc 35. Ayet (22:35:8) | عَلٰى | على | ‘alâ | (başlarına) | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. | |||||
| 8 | Neml 82. Ayet (27:82:4) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | başlarına | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. | |||||
| 9 | Neml 85. Ayet (27:85:3) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | başlarına | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. | |||||
| 10 | Kasas 8. Ayet (28:8:7) | وَحَزَنًاۜ | وحزنا | ve hazenâ(en) | ve başlarına derd | ح ز ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. | |||||
| 11 | Kasas 47. Ayet (28:47:3) | تُص۪يبَهُمْ | تصيبهم | tusîbehum | başlarına geldiği zaman | ص و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik. | |||||
| 12 | Zümer 51. Ayet (39:51:1) | فَاَصَابَهُمْ | فاصابهم | fe-esâbehum | sonra başlarına geldi | ص و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. Onlardan zulmedenler var ya, kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. Onlar Allah’ı âciz bırakacak değillerdir. | |||||
| 13 | Şûrâ 22. Ayet (42:22:7) | وَاقِعٌ | واقع | vâki’un | başlarına inerken | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 14 | Şûrâ 48. Ayet (42:48:20) | تُصِبْهُمْ | تصبهم | tusibhum | başlarına gelirse | ص و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür. | |||||
| 15 | Zuhruf 66. Ayet (43:66:6) | تَأْتِيَهُمْ | تأتيهم | te/tiyehum | başlarına gelmesinden | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, hâlbuki bunun farkında değillerdir. | |||||
| 16 | Muhammed 10. Ayet (47:10:12) | دَمَّرَ | دمر | demmera | yıkıp başlarına geçirmiştir | د م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah, onları yerle bir etmiştir. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır. | |||||
| 17 | Fetih 6. Ayet (48:6:10) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | başlarına gelsin! | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de, Allah’ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lânetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir! | |||||
| 18 | Nûh 7. Ayet (71:7:10) | وَاسْتَغْشَوْا | واستغشوا | ve-staġşev | ve başlarına çektiler | غ ش و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.” | |||||
| 19 | Şems 14. Ayet (91:14:3) | فَدَمْدَمَ | فدمدم | fe-demdeme | başlarına geçirdi | د م د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helâk etti ve kendilerini yerle bir etti. | |||||