| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 253. Ayet (2:253:29) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onların arkasından gelen | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69] | |||||
| 2 | En'am 6. Ayet (6:6:29) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onların ardından | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. | |||||
| 3 | A'raf 103. Ayet (7:103:4) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | ardlarından | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onların ardından Mûsâ’yı, apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkâr ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu. | |||||
| 4 | A'raf 169. Ayet (7:169:0) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | sonra onların | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz? | |||||
| 5 | A'raf 173. Ayet (7:173:0) | بَعْدِهِمْۚ | بعدهم | ba’dihim | onlardan sonra gelen | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut, “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helâk mı edeceksin?” dememeniz içindir. | |||||
| 6 | Yunus 14. Ayet (10:14:0) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onların ardından | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik. | |||||
| 7 | Yunus 75. Ayet (10:75:0) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onların ardından | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. | |||||
| 8 | İbrahim 9. Ayet (14:9:13) | بَعْدِهِمْۜۛ | بعدهم | ba’dihim | onlardan sonra gelen | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. | |||||
| 9 | İbrahim 14. Ayet (14:14:4) | بَعْدِهِمْۜ | بعدهم | ba’dihim | onların ardından | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir.” | |||||
| 10 | Meryem 59. Ayet (19:59:3) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onlardan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.[347] | |||||
| 11 | Mü'minûn 31. Ayet (23:31:4) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onların ardı- | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. | |||||
| 12 | Mü'minûn 42. Ayet (23:42:4) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onların ardından | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık. | |||||
| 13 | Kasas 58. Ayet (28:58:12) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onlardan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz. | |||||
| 14 | Mü'min 5. Ayet (40:5:7) | بَعْدِهِمْۖ | بعدهم | ba’dihim | onlardan sonraki | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)! | |||||
| 15 | Mü'min 31. Ayet (40:31:9) | بَعْدِهِمْۜ | بعدهم | ba’dihim | onlardan sonrakilerin | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 30,31. İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nûh kavmi, Âd kavmi, Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez.” | |||||
| 16 | Şûrâ 14. Ayet (42:14:26) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onlardan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 17 | Haşr 10. Ayet (59:10:4) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onlardan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”[534] | |||||