| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 36. Ayet (2:36:11) | لِبَعْضٍ | لبعض | li-ba’din | kiminize | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. | |||||
| 2 | Bakara 76. Ayet (2:76:11) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | bazısı- | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” | |||||
| 3 | Bakara 251. Ayet (2:251:19) | بِبَعْضٍ | ببعض | bi-ba’din | bir kısmıyle | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Câlût’u öldürdü. Allah, ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah’ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. | |||||
| 4 | Bakara 253. Ayet (2:253:6) | بَعْضٍۢ | بعض | ba’din | kimine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69] | |||||
| 5 | Nisâ 21. Ayet (4:21:7) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | bazınıza | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız? | |||||
| 6 | Nisâ 34. Ayet (4:34:10) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerinin | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar.[115] Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı[116] korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.[117] Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür. | |||||
| 7 | Nisâ 150. Ayet (4:150:14) | بِبَعْضٍ | ببعض | biba’din | kimine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 8 | Nisâ 150. Ayet (4:150:16) | بِبَعْضٍۙ | ببعض | biba’din | kimini | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 9 | En'am 53. Ayet (6:53:4) | بِبَعْضٍ | ببعض | biba’din | kimi ile | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? | |||||
| 10 | En'am 112. Ayet (6:112:12) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerlerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. | |||||
| 11 | En'am 128. Ayet (6:128:18) | بِبَعْضٍ | ببعض | biba’din | kimimizden | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 12 | En'am 165. Ayet (6:165:9) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | kiminiz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 13 | A'raf 24. Ayet (7:24:4) | لِبَعْضٍ | لبعض | li-ba’din | diğerinize | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.” | |||||
| 14 | Enfal 37. Ayet (8:37:0) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerinin | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 15 | Enfal 75. Ayet (8:75:0) | بِبَعْضٍ | ببعض | biba’din | birbirlerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, işte onlar da sizdendir. Allah’ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha lâyıktırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. | |||||
| 16 | Tevbe 127. Ayet (9:127:0) | بَعْضٍۜ | بعض | ba’din | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir sûre indirildi mi, “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini çevirmiştir. | |||||
| 17 | Ra'd 4. Ayet (13:4:19) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerinin | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. | |||||
| 18 | Nahl 71. Ayet (16:71:5) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | kiminiz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar? | |||||
| 19 | İsrâ 88. Ayet (17:88:18) | لِبَعْضٍ | لبعض | li-ba’din | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.” | |||||
| 20 | Tâhâ 123. Ayet (20:123:6) | لِبَعْضٍ | لبعض | li-ba’din | diğerinize | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.” | |||||
| 21 | Hacc 40. Ayet (22:40:17) | بِبَعْضٍ | ببعض | bi-ba’din | diğer bazılarıyle | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. | |||||
| 22 | Nûr 40. Ayet (24:40:17) | بَعْضٍۜ | بعض | ba’din | diğerinin | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.[389] | |||||
| 23 | Furkan 20. Ayet (25:20:15) | لِبَعْضٍ | لبعض | li-ba’din | kiminiz için | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir. | |||||
| 24 | Ankebut 25. Ayet (29:25:18) | بِبَعْضٍ | ببعض | bi-ba’din | diğerini | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak; kiminiz kiminize lânet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.” | |||||
| 25 | Ahzab 6. Ayet (33:6:12) | بِبَعْضٍ | ببعض | bi-ba’din | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitab’ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler.[436] Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır. | |||||
| 26 | Sebe' 31. Ayet (34:31:22) | بَعْضٍۨ | بعض | ba’din(i) | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. | |||||
| 27 | Sebe' 42. Ayet (34:42:5) | لِبَعْضٍ | لبعض | li-ba’din | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz. | |||||
| 28 | Sâffât 27. Ayet (37:27:4) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). | |||||
| 29 | Sâffât 50. Ayet (37:50:4) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken birbirlerine yönelip sorarlar. | |||||
| 30 | Sâd 22. Ayet (38:22:14) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | ötekinin | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Onlar, “Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. | |||||
| 31 | Sâd 24. Ayet (38:24:15) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğeri | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Davud dedi ki: “Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Dâvûd, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. | |||||
| 32 | Zuhruf 32. Ayet (43:32:15) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | ötekiler | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. | |||||
| 33 | Zuhruf 67. Ayet (43:67:4) | لِبَعْضٍ | لبعض | li-ba’din | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar. | |||||
| 34 | Hucurât 2. Ayet (49:2:17) | لِبَعْضٍ | لبعض | li-ba’din | diğeriyle | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. | |||||
| 35 | Tûr 25. Ayet (52:25:4) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar. | |||||
| 36 | Kalem 30. Ayet (68:30:4) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerini | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar. | |||||