| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 36. Ayet (2:36:10) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | kiminiz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. | |||||
| 2 | Bakara 76. Ayet (2:76:9) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | onların bazısı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” | |||||
| 3 | Bakara 145. Ayet (2:145:16) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | onların bazısı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. | |||||
| 4 | Bakara 230. Ayet (2:230:7) | بَعْدُ | بعد | ba’du | artık bundan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. | |||||
| 5 | Bakara 283. Ayet (2:283:12) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | biriniz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 34. Ayet (3:34:2) | بَعْضُهَا | بعضها | ba’duhâ | bazısı (birbirinden) | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 33,34. Şüphesiz Allah, Âdem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:21) | بَعْضُنَا | بعضنا | ba’dunâ | bazımız | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93] | |||||
| 8 | Âl-i İmran 195. Ayet (3:195:14) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | hepiniz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.” | |||||
| 9 | Nisâ 21. Ayet (4:21:5) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | bazınız | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız? | |||||
| 10 | Nisâ 25. Ayet (4:25:20) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | hepiniz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 11 | Mâide 51. Ayet (5:51:10) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | onların bır kısmı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.[152] | |||||
| 12 | Mâide 115. Ayet (5:115:8) | بَعْدُ | بعد | ba’du | ondan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah da, “Ben onu size indireceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkâr ederse, artık ben ona kâinatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti. | |||||
| 13 | En'am 112. Ayet (6:112:10) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | bir kısmı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. | |||||
| 14 | En'am 128. Ayet (6:128:17) | بَعْضُنَا | بعضنا | ba’dunâ | kimimiz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 15 | En'am 158. Ayet (6:158:12) | بَعْضُ | بعض | ba’du | bazı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.” | |||||
| 16 | En'am 158. Ayet (6:158:17) | بَعْضُ | بعض | ba’du | bazı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.” | |||||
| 17 | A'raf 24. Ayet (7:24:3) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | bır kısmınız | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.” | |||||
| 18 | Enfal 72. Ayet (8:72:0) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | bir kısmı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 19 | Enfal 73. Ayet (8:73:0) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | bazıları | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. | |||||
| 20 | Enfal 75. Ayet (8:75:0) | بَعْدُ | بعد | ba’du | sonra- | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, işte onlar da sizdendir. Allah’ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha lâyıktırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. | |||||
| 21 | Enfal 75. Ayet (8:75:0) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | birbirlerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, işte onlar da sizdendir. Allah’ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha lâyıktırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. | |||||
| 22 | Tevbe 67. Ayet (9:67:0) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | onların bir kısmı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir. | |||||
| 23 | Tevbe 71. Ayet (9:71:0) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | kimisinin | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 24 | Tevbe 127. Ayet (9:127:0) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | kimisi | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir sûre indirildi mi, “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini çevirmiştir. | |||||
| 25 | Hûd 54. Ayet (11:54:5) | بَعْضُ | بعض | ba’du | bazıları | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 54,55. Biz sadece şunu söyleriz: “Seni, ilâhlarımızdan biri fena çarpmış.” Hûd, dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın.” | |||||
| 26 | Yusuf 10. Ayet (12:10:12) | بَعْضُ | بعض | ba’du | biri | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan bir sözcü, “Yûsuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi. | |||||
| 27 | İsrâ 88. Ayet (17:88:17) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | biri | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.” | |||||
| 28 | Tâhâ 123. Ayet (20:123:5) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | bir kısmınız | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.” | |||||
| 29 | Mü'minûn 91. Ayet (23:91:18) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | onlardan biri | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 30 | Nûr 40. Ayet (24:40:15) | بَعْضُهَا | بعضها | ba’duhâ | onun biri | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.[389] | |||||
| 31 | Nûr 58. Ayet (24:58:40) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | biriniz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 32 | Şu'arâ 120. Ayet (26:120:3) | بَعْدُ | بعد | ba’du | bunun ardından | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra da geride kalanları suda boğduk. | |||||
| 33 | Neml 72. Ayet (27:72:7) | بَعْضُ | بعض | ba’du | bir kısmı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır.” | |||||
| 34 | Ankebut 25. Ayet (29:25:17) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | bir kısmınız | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak; kiminiz kiminize lânet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.” | |||||
| 35 | Ankebut 25. Ayet (29:25:20) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | bir kısmınız | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak; kiminiz kiminize lânet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.” | |||||
| 36 | Ahzab 6. Ayet (33:6:10) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | bir kısmı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitab’ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler.[436] Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır. | |||||
| 37 | Ahzab 52. Ayet (33:52:6) | بَعْدُ | بعد | ba’du | bundan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir. | |||||
| 38 | Sebe' 31. Ayet (34:31:20) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | bir kısmı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. | |||||
| 39 | Sebe' 42. Ayet (34:42:4) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | birinizin | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz. | |||||
| 40 | Fâtır 40. Ayet (35:40:30) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | birbirlerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de, o kitaptan, açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaad etmezler. | |||||
| 41 | Sâffât 27. Ayet (37:27:2) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | bir kısmı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). | |||||
| 42 | Sâffât 50. Ayet (37:50:2) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | biri | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken birbirlerine yönelip sorarlar. | |||||
| 43 | Sâd 22. Ayet (38:22:12) | بَعْضُنَا | بعضنا | ba’dunâ | birimiz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Onlar, “Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. | |||||
| 44 | Sâd 24. Ayet (38:24:13) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | biri | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Davud dedi ki: “Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Dâvûd, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. | |||||
| 45 | Mü'min 28. Ayet (40:28:29) | بَعْضُ | بعض | ba’du | bir kısmı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Hâlbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez.” | |||||
| 46 | Zuhruf 32. Ayet (43:32:18) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | biri | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. | |||||
| 47 | Zuhruf 67. Ayet (43:67:3) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | bir kısmı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar. | |||||
| 48 | Câsiye 19. Ayet (45:19:10) | بَعْضُهُمْ | بعضهم | ba’duhum | bir kısmı | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar, Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. | |||||
| 49 | Muhammed 4. Ayet (47:4:14) | بَعْدُ | بعد | ba’du | ondan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 50 | Hucurât 12. Ayet (49:12:17) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | biriniz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. | |||||