| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 11. Ayet (4:11:56) | اٰبَٓاؤُ۬كُمْ | اباؤكم | âbâukum | babalarınız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.[107] Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 2 | Nisâ 22. Ayet (4:22:5) | اٰبَٓاؤُ۬كُمْ | اباؤكم | âbâukum | babalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur. | |||||
| 3 | Mâide 104. Ayet (5:104:16) | اٰبَٓاءَنَاۜ | اباءنا | âbâenâ | babalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? | |||||
| 4 | Mâide 104. Ayet (5:104:19) | اٰبَٓاؤُ۬هُمْ | اباؤهم | âbâuhum | babaları | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? | |||||
| 5 | En'am 87. Ayet (6:87:2) | اٰبَٓائِهِمْ | ابائهم | âbâ-ihim | babalarından | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik. | |||||
| 6 | En'am 91. Ayet (6:91:37) | اٰبَٓاؤُ۬كُمْۜ | اباؤكم | âbâukum | ne de babalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler.[183] Çünkü, “Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler.[184] De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kâğıtlar hâline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar. | |||||
| 7 | En'am 148. Ayet (6:148:10) | اٰبَٓاؤُ۬نَا | اباؤنا | âbâunâ | babalarımız da | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” | |||||
| 8 | A'raf 28. Ayet (7:28:7) | اٰبَٓاءَنَا | اباءنا | âbâenâ | babalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çirkin bir iş işledikleri vakit, “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?” | |||||
| 9 | A'raf 173. Ayet (7:173:0) | اٰبَٓاؤُ۬نَا | اباؤنا | âbâunâ | babalarımız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut, “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helâk mı edeceksin?” dememeniz içindir. | |||||
| 10 | Tevbe 23. Ayet (9:23:0) | اٰبَٓاءَكُمْ | اباءكم | âbâekum | babalarınızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 11 | Tevbe 24. Ayet (9:24:0) | اٰبَٓاؤُ۬كُمْ | اباؤكم | âbâukum | babalarınız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” | |||||
| 12 | Hûd 62. Ayet (11:62:15) | اٰبَٓاؤُ۬نَا | اباؤنا | âbâunâ | babalarımızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.” | |||||
| 13 | Hûd 87. Ayet (11:87:10) | اٰبَٓاؤُ۬نَٓا | اباؤنا | âbâunâ | babalarımızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.” | |||||
| 14 | Hûd 109. Ayet (11:109:13) | اٰبَٓاؤُ۬هُمْ | اباؤهم | âbâuhum | babalarının | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. | |||||
| 15 | Yusuf 16. Ayet (12:16:2) | اَبَاهُمْ | اباهم | ebâhum | babalarına | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. | |||||
| 16 | Yusuf 63. Ayet (12:63:4) | اَب۪يهِمْ | ابيهم | ebîhim | babalarına | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, babalarına döndüklerinde, “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz elbette koruruz” dediler. | |||||
| 17 | Yusuf 68. Ayet (12:68:6) | اَبُوهُمْۜ | ابوهم | ebûhum | babalarının | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 18 | Yusuf 94. Ayet (12:94:5) | اَبُوهُمْ | ابوهم | ebûhum | babaları | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kervan (Mısır’dan) ayrılınca babaları, “Bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum” dedi. | |||||
| 19 | Ra'd 23. Ayet (13:23:7) | اٰبَٓائِهِمْ | ابائهم | âbâihim | babaları- | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): | |||||
| 20 | Kehf 82. Ayet (18:82:13) | اَبُوهُمَا | ابوهما | ebûhumâ | babaları da | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.” | |||||
| 21 | Enbiyâ 53. Ayet (21:53:3) | اٰبَٓاءَنَا | اباءنا | âbâenâ | babalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | "Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler. | |||||
| 22 | Enbiyâ 54. Ayet (21:54:5) | وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ | واباؤكم | ve âbâukum | ve babalarınız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, “Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi. | |||||
| 23 | Mü'minûn 24. Ayet (23:24:25) | اٰبَٓائِنَا | ابائنا | âbâinâ | babalarımızdan | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” | |||||
| 24 | Nûr 31. Ayet (24:31:25) | اٰبَٓائِهِنَّ | ابائهن | âbâihinne | babaları | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 25 | Nûr 31. Ayet (24:31:27) | اٰبَٓاءِ | اباء | âbâi | babaları | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 26 | Nûr 61. Ayet (24:61:22) | اٰبَٓائِكُمْ | ابائكم | âbâikum | babalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur.[390] Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. | |||||
| 27 | Şu'arâ 74. Ayet (26:74:4) | اٰبَٓاءَنَا | اباءنا | âbâenâ | babalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler. | |||||
| 28 | Neml 67. Ayet (27:67:7) | وَاٰبَٓاؤُ۬نَٓا | واباؤنا | ve âbâunâ | ve babalarımız | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?” | |||||
| 29 | Lokman 21. Ayet (31:21:14) | اٰبَٓاءَنَاۜ | اباءنا | âbâenâ | babalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine, “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman, “Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. Şeytan, kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? | |||||
| 30 | Ahzab 5. Ayet (33:5:2) | لِاٰبَٓائِهِمْ | لابائهم | li-âbâihim | babalarına nisbetle | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 31 | Ahzab 5. Ayet (33:5:10) | اٰبَٓاءَهُمْ | اباءهم | âbâehum | babalarını | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 32 | Ahzab 55. Ayet (33:55:5) | اٰبَٓائِهِنَّ | ابائهن | âbâihinne | babaları | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mü’min kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla şahittir. | |||||
| 33 | Sebe' 43. Ayet (34:43:17) | اٰبَٓاؤُ۬كُمْۚ | اباؤكم | âbâukum | babalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler. | |||||
| 34 | Yâsîn 6. Ayet (36:6:5) | اٰبَٓاؤُ۬هُمْ | اباؤهم | âbâuhum | babaları | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 5,6. Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. | |||||
| 35 | Sâffât 69. Ayet (37:69:3) | اٰبَٓاءَهُمْ | اباءهم | âbâehum | babalarını | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular. | |||||
| 36 | Mü'min 8. Ayet (40:8:10) | اٰبَٓائِهِمْ | ابائهم | âbâihim | babaları- | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.” | |||||
| 37 | Zuhruf 22. Ayet (43:22:5) | اٰبَٓاءَنَا | اباءنا | âbâenâ | babalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır! Onlar sadece, “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. | |||||
| 38 | Zuhruf 23. Ayet (43:23:15) | اٰبَٓاءَنَا | اباءنا | âbâenâ | babalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. | |||||
| 39 | Zuhruf 24. Ayet (43:24:8) | اٰبَٓاءَكُمْۜ | اباءكم | âbâekum | babalarınızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 40 | Zuhruf 29. Ayet (43:29:4) | وَاٰبَٓاءَهُمْ | واباءهم | ve âbâehum | ve babalarını | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım. | |||||
| 41 | Duhân 36. Ayet (44:36:2) | بِاٰبَٓائِنَٓا | بابائنا | bi-âbâinâ | babalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin.” | |||||
| 42 | Câsiye 25. Ayet (45:25:13) | بِاٰبَٓائِنَٓا | بابائنا | bi-âbâinâ | babalarımızı | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak, “Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin” demek oldu. | |||||
| 43 | Necm 23. Ayet (53:23:7) | وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ | واباؤكم | ve âbâukum | ve babalarınızın | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir. | |||||
| 44 | Mücadele 22. Ayet (58:22:15) | اٰبَٓاءَهُمْ | اباءهم | âbâehum | babaları | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||