| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 40. Ayet (2:40:2) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları![13] Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. | |||||
| 2 | Bakara 47. Ayet (2:47:2) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. | |||||
| 3 | Bakara 83. Ayet (2:83:4) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarından | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 4 | Bakara 122. Ayet (2:122:2) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. | |||||
| 5 | Bakara 132. Ayet (2:132:4) | بَن۪يهِ | بنيه | benîhi | kendi oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. | |||||
| 6 | Bakara 132. Ayet (2:132:7) | بَنِيَّ | بني | beniyye | oğullarım | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. | |||||
| 7 | Bakara 133. Ayet (2:133:10) | لِبَن۪يهِ | لبنيه | li-benîhi | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 8 | Bakara 211. Ayet (2:211:2) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz Allah, cezası pek çetin olandır. | |||||
| 9 | Bakara 246. Ayet (2:246:6) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarının | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 10 | Âl-i İmran 14. Ayet (3:14:7) | وَالْبَن۪ينَ | والبنين | vel-benîne | ve oğullardan | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:3) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 12 | Âl-i İmran 93. Ayet (3:93:5) | لِبَن۪ٓي | لبني | li-benî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.” | |||||
| 13 | Mâide 12. Ayet (5:12:5) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarından | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.” | |||||
| 14 | Mâide 32. Ayet (5:32:6) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. | |||||
| 15 | Mâide 70. Ayet (5:70:4) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarından | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler. | |||||
| 16 | Mâide 72. Ayet (5:72:14) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu.[154] Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” | |||||
| 17 | Mâide 78. Ayet (5:78:5) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları- | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarından inkâr edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. | |||||
| 18 | Mâide 110. Ayet (5:110:50) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarını | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. | |||||
| 19 | En'am 100. Ayet (6:100:8) | بَن۪ينَ | بنين | benîne | oğullar | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de cinleri Allah’a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, yücedir. | |||||
| 20 | A'raf 26. Ayet (7:26:2) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik). | |||||
| 21 | A'raf 27. Ayet (7:27:2) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. | |||||
| 22 | A'raf 31. Ayet (7:31:2) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. | |||||
| 23 | A'raf 35. Ayet (7:35:2) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! İçinizden size benim âyetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve hâlini düzeltirse, artık onlara korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir. | |||||
| 24 | A'raf 105. Ayet (7:105:17) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarını | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bana, Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.[223] | |||||
| 25 | A'raf 134. Ayet (7:134:22) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarını | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerlerine azap çökünce, “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. | |||||
| 26 | A'raf 137. Ayet (7:137:17) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti.[226] Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik. | |||||
| 27 | A'raf 138. Ayet (7:138:2) | بِبَن۪ٓي | ببني | bi-benî | oğullarını | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilâhları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilâh yapsana” dediler. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz.” | |||||
| 28 | A'raf 172. Ayet (7:172:0) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları- | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. | |||||
| 29 | Yunus 90. Ayet (10:90:0) | بِبَن۪ٓي | ببني | bi-benî | oğullarını | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi. | |||||
| 30 | Yunus 93. Ayet (10:93:0) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarını | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. | |||||
| 31 | Yusuf 67. Ayet (12:67:3) | بَنِيَّ | بني | beniyye | oğullarım | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra da, “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim.[285] Tevekkül edenler de yalnız O’na tevekkül etsinler” dedi. | |||||
| 32 | Yusuf 87. Ayet (12:87:2) | بَنِيَّ | بني | beniyye | oğullarım | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” | |||||
| 33 | İbrahim 35. Ayet (14:35:10) | وَبَنِيَّ | وبني | ve beniyye | ve oğullarımı | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.” | |||||
| 34 | Nahl 72. Ayet (16:72:11) | بَن۪ينَ | بنين | benîne | oğullar | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? | |||||
| 35 | İsrâ 2. Ayet (17:2:6) | لِبَن۪ٓي | لبني | libenî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu, “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık. | |||||
| 36 | İsrâ 4. Ayet (17:4:3) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına, “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. | |||||
| 37 | İsrâ 6. Ayet (17:6:8) | وَبَن۪ينَ | وبنين | ve benîne | ve oğullarla | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık. | |||||
| 38 | İsrâ 40. Ayet (17:40:3) | بِالْبَن۪ينَ | بالبنين | bil-benîne | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz.[315] | |||||
| 39 | İsrâ 70. Ayet (17:70:3) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. | |||||
| 40 | İsrâ 101. Ayet (17:101:8) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona, “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti.[323] | |||||
| 41 | İsrâ 104. Ayet (17:104:4) | لِبَن۪ٓي | لبني | li-benî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun, ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.” | |||||
| 42 | Tâhâ 47. Ayet (20:47:8) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarını | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ” | |||||
| 43 | Tâhâ 80. Ayet (20:80:2) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Allah, şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr’un sağ yanını va’dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.” | |||||
| 44 | Tâhâ 94. Ayet (20:94:14) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum” dedi. | |||||
| 45 | Mü'minûn 55. Ayet (23:55:7) | وَبَن۪ينَۙ | وبنين | ve benîn(e) | ve oğullar | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 55,56. Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar farkına varmıyorlar! | |||||
| 46 | Nûr 31. Ayet (24:31:37) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 47 | Nûr 31. Ayet (24:31:40) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 48 | Şu'arâ 17. Ayet (26:17:4) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarını | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İsrailoğullarını bizimle beraber gönder.” | |||||
| 49 | Şu'arâ 22. Ayet (26:22:7) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarını | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir.”[398] | |||||
| 50 | Şu'arâ 59. Ayet (26:59:3) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle yaptık ve onlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık. | |||||