| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 200 | Yunus 40. Ayet (10:40:0) | بِه۪ | به | bihi | ona | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır; yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. | |||||
| 201 | Yunus 51. Ayet (10:51:0) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı O’na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). | |||||
| 202 | Yunus 74. Ayet (10:74:0) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. | |||||
| 203 | Yunus 81. Ayet (10:81:0) | بِهِ | به | bihi | (onunla) | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar atacaklarını atınca, Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez. | |||||
| 204 | Yunus 88. Ayet (10:88:0) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalplerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.” | |||||
| 205 | Yunus 90. Ayet (10:90:0) | بِه۪ | به | bihi | kendisine | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi. | |||||
| 206 | Yunus 107. Ayet (10:107:0) | بِه۪ | به | bihi | bunu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 207 | Hûd 8. Ayet (11:8:18) | بِهِمْ | بهم | bihim | onları | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. | |||||
| 208 | Hûd 8. Ayet (11:8:21) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. | |||||
| 209 | Hûd 12. Ayet (11:12:8) | بِه۪ | به | bihi | onunla | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir. | |||||
| 210 | Hûd 17. Ayet (11:17:6) | رَبِّه۪ | ربه | rabbihi | Rabbinden | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir.[273] İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkâr ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar. | |||||
| 211 | Hûd 17. Ayet (11:17:21) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir.[273] İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkâr ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar. | |||||
| 212 | Hûd 18. Ayet (11:18:11) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rabblerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. | |||||
| 213 | Hûd 18. Ayet (11:18:18) | رَبِّهِمْۚ | ربهم | rabbihim | Rabblerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. | |||||
| 214 | Hûd 23. Ayet (11:23:8) | رَبِّهِمْۙ | ربهم | rabbihim | Rabblerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 215 | Hûd 29. Ayet (11:29:19) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rabblerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.” | |||||
| 216 | Hûd 33. Ayet (11:33:4) | بِهِ | به | bihi | onu | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh dedi ki: “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız.” | |||||
| 217 | Hûd 42. Ayet (11:42:3) | بِهِمْ | بهم | bihim | onları | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, “Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. | |||||
| 218 | Hûd 46. Ayet (11:46:17) | بِه۪ | به | bihi | hakkında | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. | |||||
| 219 | Hûd 47. Ayet (11:47:11) | بِه۪ | به | bihi | hakkında | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. | |||||
| 220 | Hûd 57. Ayet (11:57:7) | بِه۪ٓ | به | bihi | بِه۪ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz O’na bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir.” | |||||
| 221 | Hûd 59. Ayet (11:59:5) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rabblerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. O’nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! | |||||
| 222 | Hûd 77. Ayet (11:77:6) | بِهِمْ | بهم | bihim | onlardan | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. | |||||
| 223 | Hûd 77. Ayet (11:77:8) | بِهِمْ | بهم | bihim | onlardan | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. | |||||
| 224 | Hûd 120. Ayet (11:120:9) | بِه۪ | به | bihi | onunla | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. | |||||
| 225 | Yusuf 4. Ayet (12:4:4) | لِاَب۪يهِ | لابيه | li-ebîhi | babasına | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Yûsuf, babasına “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. | |||||
| 226 | Yusuf 13. Ayet (12:13:6) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babaları, “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum.” | |||||
| 227 | Yusuf 15. Ayet (12:15:3) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. | |||||
| 228 | Yusuf 42. Ayet (12:42:13) | رَبِّه۪ | ربه | rabbihi | efendisine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye, “Efendinin yanında beni an”, dedi. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o, birkaç yıl daha zindanda kaldı. | |||||
| 229 | Yusuf 54. Ayet (12:54:4) | بِه۪ٓ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, “Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım”, dedi. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin.” | |||||
| 230 | Yusuf 60. Ayet (12:60:4) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın.” | |||||
| 231 | Yusuf 63. Ayet (12:63:4) | اَب۪يهِمْ | ابيهم | ebîhim | babalarına | أ ب و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, babalarına döndüklerinde, “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz elbette koruruz” dediler. | |||||
| 232 | Yusuf 66. Ayet (12:66:11) | بِه۪ٓ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babaları, “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. Ona güvencelerini verdiklerinde, “Allah söylediklerimize vekildir” dedi. | |||||
| 233 | Yusuf 72. Ayet (12:72:7) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim” dediler. | |||||
| 234 | Yusuf 72. Ayet (12:72:11) | بِه۪ | به | bihi | buna | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim” dediler. | |||||
| 235 | Yusuf 83. Ayet (12:83:13) | بِهِمْ | بهم | bihim | onların | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yakub, “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. | |||||
| 236 | Ra'd 5. Ayet (13:5:15) | بِرَبِّهِمْۚ | بربهم | bi-rabbihim | Rablerini | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 237 | Ra'd 10. Ayet (13:10:8) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. | |||||
| 238 | Ra'd 18. Ayet (13:18:3) | لِرَبِّهِمُ | لربهم | li-rabbihimu | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerinin emrine uyanlar için mükâfatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır! | |||||
| 239 | Ra'd 21. Ayet (13:21:6) | بِه۪ٓ | به | bihi | kendisiyle | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. | |||||
| 240 | Ra'd 22. Ayet (13:22:5) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. | |||||
| 241 | Ra'd 25. Ayet (13:25:12) | بِه۪ٓ | به | bihi | onunla | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lânet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. | |||||
| 242 | Ra'd 31. Ayet (13:31:5) | بِهِ | به | bihi | kendisiyle | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. | |||||
| 243 | Ra'd 31. Ayet (13:31:9) | بِهِ | به | bihi | kendisiyle | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. | |||||
| 244 | Ra'd 31. Ayet (13:31:13) | بِهِ | به | bihi | kendisiyle | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. | |||||
| 245 | İbrahim 1. Ayet (14:1:12) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Elif Lâm Râ.[293] Bu Kur’an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kâfirlerin hâline. | |||||
| 246 | İbrahim 9. Ayet (14:9:30) | بِه۪ | به | bihi | onunla | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. | |||||
| 247 | İbrahim 18. Ayet (14:18:4) | بِرَبِّهِمْ | بربهم | bi rabbihim | Rablerini | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır. | |||||
| 248 | İbrahim 18. Ayet (14:18:8) | بِهِ | به | bihi | onu | بِهِ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır. | |||||
| 249 | İbrahim 23. Ayet (14:23:14) | رَبِّهِمْۜ | ربهم | rabbihim | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedî kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri “selâm”dır. | |||||