| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 5. Ayet (2:5:5) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rableri- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. | |||||
| 2 | Bakara 7. Ayet (2:7:4) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. | |||||
| 3 | Bakara 10. Ayet (2:10:2) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | onların kablerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 4 | Bakara 15. Ayet (2:15:3) | بِهِمْ | بهم | bihim | kendileriyle | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. | |||||
| 5 | Bakara 26. Ayet (2:26:19) | رَبِّهِمْۚ | ربهم | rabbihim | Rableri- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12] | |||||
| 6 | Bakara 46. Ayet (2:46:5) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler. | |||||
| 7 | Bakara 62. Ayet (2:62:18) | رَبِّهِمْۖ | ربهم | rabbihim | rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden[20] (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).[21] | |||||
| 8 | Bakara 93. Ayet (2:93:17) | قُلُوبِهِمُ | قلوبهم | kulûbihimu | kalblerine | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! | |||||
| 9 | Bakara 136. Ayet (2:136:23) | رَبِّهِمْۚ | ربهم | rabbihim | rableri- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.” | |||||
| 10 | Bakara 144. Ayet (2:144:29) | رَبِّهِمْۜ | ربهم | rabbihim | Rableri- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38] | |||||
| 11 | Bakara 157. Ayet (2:157:5) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rableri- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. | |||||
| 12 | Bakara 158. Ayet (2:158:17) | بِهِمَاۜ | بهما | bihimâ | onları | بِهِمَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur.[42] Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir. | |||||
| 13 | Bakara 166. Ayet (2:166:11) | بِهِمُ | بهم | bihimu | onların | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır. | |||||
| 14 | Bakara 262. Ayet (2:262:18) | رَبِّهِمْۚ | ربهم | rabbihim | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. | |||||
| 15 | Bakara 274. Ayet (2:274:11) | رَبِّهِمْۚ | ربهم | rabbihim | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. | |||||
| 16 | Bakara 277. Ayet (2:277:13) | رَبِّهِمْۚ | ربهم | rabbihim | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. | |||||
| 17 | Âl-i İmran 7. Ayet (3:7:17) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.[84] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. | |||||
| 18 | Âl-i İmran 11. Ayet (3:11:11) | بِذُنُوبِهِمْۜ | بذنوبهم | bi-żunûbihim | günahlarıyla | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır. | |||||
| 19 | Âl-i İmran 15. Ayet (3:15:9) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 20 | Âl-i İmran 84. Ayet (3:84:21) | رَبِّهِمْۖ | ربهم | rabbihim | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.” | |||||
| 21 | Âl-i İmran 135. Ayet (3:135:11) | لِذُنُوبِهِمْۖ | لذنوبهم | li-żunûbihim | günahlarının | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. | |||||
| 22 | Âl-i İmran 136. Ayet (3:136:5) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onların mükâfatı Rab’leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedî kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların mükâfatı ne güzeldir! | |||||
| 23 | Âl-i İmran 156. Ayet (3:156:30) | قُلُوبِهِمْۜ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, “Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir. | |||||
| 24 | Âl-i İmran 167. Ayet (3:167:29) | قُلُوبِهِمْۜ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. | |||||
| 25 | Âl-i İmran 169. Ayet (3:169:12) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 169,170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. | |||||
| 26 | Âl-i İmran 170. Ayet (3:170:11) | بِهِمْ | بهم | bihim | kendilerine | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 169,170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. | |||||
| 27 | Âl-i İmran 191. Ayet (3:191:7) | جُنُوبِهِمْ | جنوبهم | cunûbihim | yanları | ج ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler. | |||||
| 28 | Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:26) | رَبِّهِمْۜ | ربهم | rabbihim | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 29 | Nisâ 39. Ayet (4:39:14) | بِهِمْ | بهم | bihim | onları | بِهِمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı, kendilerine ne zarar gelirdi? Allah, onları en iyi bilendir. | |||||
| 30 | Nisâ 42. Ayet (4:42:9) | بِهِمُ | بهم | bihimu | بِهِمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. | |||||
| 31 | Nisâ 63. Ayet (4:63:7) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | onların kalblerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle. | |||||
| 32 | Nisâ 135. Ayet (4:135:23) | بِهِمَا | بهما | bihimâ | ikisine de | بِهِمَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 33 | Mâide 2. Ayet (5:2:23) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine[140], haram aya[141], hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. | |||||
| 34 | Mâide 49. Ayet (5:49:28) | ذُنُوبِهِمْۜ | ذنوبهم | żunûbihim | günahları yüzünden | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. | |||||
| 35 | Mâide 52. Ayet (5:52:4) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. | |||||
| 36 | Mâide 66. Ayet (5:66:10) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rableri- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! | |||||
| 37 | En'am 1. Ayet (6:1:13) | بِرَبِّهِمْ | بربهم | bi-rabbihim | Rablerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. | |||||
| 38 | En'am 4. Ayet (6:4:7) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. | |||||
| 39 | En'am 6. Ayet (6:6:26) | بِذُنُوبِهِمْ | بذنوبهم | biżunûbihim | günahlarından ötürü | ذ ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. | |||||
| 40 | En'am 25. Ayet (6:25:7) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden, (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız.[173] Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. | |||||
| 41 | En'am 30. Ayet (6:30:6) | رَبِّهِمْۜ | ربهم | rabbihim | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hâllerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki, gerçekmiş” diyecekler. (Allah), “Öyleyse inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek. | |||||
| 42 | En'am 38. Ayet (6:38:21) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rableri- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. | |||||
| 43 | En'am 51. Ayet (6:51:8) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur’an ile) uyar. | |||||
| 44 | En'am 52. Ayet (6:52:13) | حِسَابِهِمْ | حسابهم | hisâbihim | onların hesabı- | ح س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 45 | En'am 69. Ayet (6:69:6) | حِسَابِهِمْ | حسابهم | hisâbihim | onların hesabından | ح س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 46 | En'am 108. Ayet (6:108:20) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerinedir | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 47 | En'am 127. Ayet (6:127:5) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rableri | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri katında selâm yurdu (cennet) onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. | |||||
| 48 | En'am 150. Ayet (6:150:26) | بِرَبِّهِمْ | بربهم | bi-rabbihim | Rablerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Haydi, Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar. | |||||
| 49 | En'am 154. Ayet (6:154:16) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerine | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. | |||||
| 50 | A'raf 77. Ayet (7:77:6) | رَبِّهِمْ | ربهم | rabbihim | Rablerinin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. | |||||