"bile" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 266 sonuç bulundu.
100 - 150 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
100 Tevbe 110. Ayet (9:110:0) عَل۪يمٌ عليم ‘alîmun bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kurmuş oldukları binaları, (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
101 Tevbe 115. Ayet (9:115:0) عَل۪يمٌ عليم ‘alîm(un) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe, Allah bir toplumu saptıracak değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
102 Tevbe 122. Ayet (9:122:0) فِرْقَةٍ فرقة firkatin kabileden ف ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar.[265]
103 Yunus 5. Ayet (10:5:0) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.
104 Yunus 42. Ayet (10:42:0) تُسْمِعُ تسمع tusmi’u duyurabilecek misin? س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?
105 Yunus 43. Ayet (10:43:0) تَهْدِي تهدي tehdî doğru yola iletebilecek misin? ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden sana bakanlar da vardır. Fakat körlere, hele gerçeği görmüyorlarsa, sen mi doğru yolu göstereceksin?
106 Yunus 45. Ayet (10:45:0) اِلَّا الا illâ bile إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.
107 Yunus 65. Ayet (10:65:0) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîm(u) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün güç Allah’ındır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
108 Yunus 97. Ayet (10:97:0) وَلَوْ ولو ve lev bile لَو
Diyanet İşleri (Yeni) 96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
109 Hûd 5. Ayet (11:5:17) عَل۪يمٌ عليم ‘alîmun bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
110 Hûd 39. Ayet (11:39:2) تَعْلَمُونَۙ تعلمون ta’lemûne bileceksiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.
111 Hûd 93. Ayet (11:93:9) تَعْلَمُونَۙ تعلمون ta’lemûne bileceksiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.”
112 Yusuf 6. Ayet (12:6:24) عَل۪يمٌ عليم ‘alîmun bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
113 Yusuf 34. Ayet (12:34:10) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîm(u) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
114 Yusuf 35. Ayet (12:35:5) بَعْدِ بعد ba’di sonra (bile) ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onlar, Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.
115 Yusuf 44. Ayet (12:44:8) بِعَالِم۪ينَ بعالمين bi-’âlimîn(e) bilen(kişi)ler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Bunlar karma karışık düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz.”
116 Yusuf 76. Ayet (12:76:33) عَل۪يمٌ عليم ‘alîm(un) daha bir bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.
117 Yusuf 83. Ayet (12:83:17) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîmu bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yakub, “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi.
118 Yusuf 100. Ayet (12:100:46) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîmu bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
119 Ra'd 2. Ayet (13:2:7) تَرَوْنَهَا ترونها teravnehâ görebileceğiniz ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.
120 Ra'd 9. Ayet (13:9:1) عَالِمُ عالم ‘âlimu (O) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O, gaybı da görülen âlemi de bilendir, çok büyüktür, çok yücedir.
121 Ra'd 19. Ayet (13:19:2) يَعْلَمُ يعلم ya’lemu bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar.
122 Ra'd 36. Ayet (13:36:9) الْاَحْزَابِ الاحزاب l-ahzâbi kabilelerden ح ز ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.”
123 Ra'd 42. Ayet (13:42:14) وَسَيَعْلَمُ وسيعلم ve seya’lemu ve bileceklerdir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkâr edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir.
124 İbrahim 46. Ayet (14:46:8) كَانَ كان kâne olsa bile ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir).
125 Hicr 3. Ayet (15:3:7) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bileceklerdir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.
126 Hicr 25. Ayet (15:25:7) عَل۪يمٌ۟ عليم ‘alîm(un) Bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
127 Hicr 86. Ayet (15:86:5) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîm(u) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir.
128 Hicr 96. Ayet (15:96:8) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bileceklerdir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 95,96. Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilâh edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler.
129 Nahl 55. Ayet (16:55:6) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) bileceksiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz!
130 Nahl 70. Ayet (16:70:19) عَل۪يمٌ عليم ‘alîmun bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir.
131 Nahl 125. Ayet (16:125:15) اَعْلَمُ اعلم a’lemu en iyi bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.
132 Nahl 125. Ayet (16:125:21) اَعْلَمُ اعلم a’lemu (en iyi) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.
133 Kehf 22. Ayet (18:22:20) يَعْلَمُهُمْ يعلمهم ya’lemuhum onları bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.”
134 Kehf 31. Ayet (18:31:12) اَسَاوِرَ اساور esâvira bileziklerle س و ر
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir!
135 Kehf 36. Ayet (18:36:6) رُدِدْتُ رددت rudidtu döndürülsem bile ر د د
Diyanet İşleri (Yeni) “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum.”
136 Kehf 109. Ayet (18:109:16) جِئْنَا جئنا ci/nâ getirsek bile ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.”
137 Meryem 75. Ayet (19:75:19) فَسَيَعْلَمُونَ فسيعلمون fe-seya’lemûne bileceklerdir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
138 Tâhâ 71. Ayet (20:71:22) وَلَتَعْلَمُنَّ ولتعلمن ve leta’lemunne ve bileceksiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz.”
139 Tâhâ 135. Ayet (20:135:5) فَسَتَعْلَمُونَ فستعلمون fe-seta’lemûne bileceksiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed, de ki: “Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!”
140 Enbiyâ 4. Ayet (21:4:10) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîm(u) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
141 Hacc 5. Ayet (22:5:55) عِلْمٍ علم ‘ilmin bilen kimse iken ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
142 Hacc 15. Ayet (22:15:19) يُذْهِبَنَّ يذهبن yużhibenne giderebilecek ذ ه ب
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir baksın; başvurduğu (bu yöntem), öfkelendiği şeyi giderecek mi?[374]
143 Hacc 23. Ayet (22:23:16) اَسَاوِرَ اساور esâvira bilezikler س و ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altından bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir.
144 Hacc 52. Ayet (22:52:26) عَل۪يمٌ عليم ‘alîmun 'alim(bilen)dir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[377]
145 Hacc 59. Ayet (22:59:6) لَعَل۪يمٌ لعليم le’alîmun bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
146 Nûr 18. Ayet (24:18:6) عَل۪يمٌ عليم ‘alîmun bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size âyetleri açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
147 Nûr 21. Ayet (24:21:35) عَل۪يمٌ عليم ‘alîm(un) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
148 Nûr 28. Ayet (24:28:22) عَل۪يمٌ عليم ‘alîm(un) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer evde kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, “Geri dönün” denirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.
149 Nûr 32. Ayet (24:32:17) عَل۪يمٌ عليم ‘alîm(un) (her şeyi) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.