| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Yusuf 46. Ayet (12:46:4) | اَفْتِنَا | افتنا | eftinâ | bize bilgi ver | ف ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Zindana varınca), “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi, bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. | |||||
| 2 | Hûd 46. Ayet (11:46:24) | الْجَاهِل۪ينَ | الجاهلين | l-câhilîn(e) | bilgisizler- | ج ه ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. | |||||
| 3 | Bakara 247. Ayet (2:247:34) | الْعِلْمِ | العلم | l’ilmi | bilgisinin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 4 | İsrâ 107. Ayet (17:107:10) | الْعِلْمَ | العلم | l-’ilme | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.” | |||||
| 5 | Meryem 43. Ayet (19:43:7) | الْعِلْمِ | العلم | l-’ilmi | bir bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.” | |||||
| 6 | Neml 42. Ayet (27:42:10) | الْعِلْمَ | العلم | l-’ilme | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Belkıs gelince, “Senin tahtın böyle mi?” denildi. O da, “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi. | |||||
| 7 | Kasas 80. Ayet (28:80:4) | الْعِلْمَ | العلم | l-’ilme | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler. | |||||
| 8 | Ankebut 49. Ayet (29:49:9) | الْعِلْمَۜ | العلم | l-’ilm(e) | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. | |||||
| 9 | Rum 56. Ayet (30:56:4) | الْعِلْمَ | العلم | l-’ilme | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun, siz, Allah’ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.” | |||||
| 10 | Sebe' 6. Ayet (34:6:4) | الْعِلْمَ | العلم | l-’ilme | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler. | |||||
| 11 | Mü'min 83. Ayet (40:83:9) | الْعِلْمِ | العلم | l-’ilmi | bilgi- | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. | |||||
| 12 | Câsiye 17. Ayet (45:17:12) | الْعِلْمُۙ | العلم | l-’ilmu | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir. | |||||
| 13 | Ahkaf 23. Ayet (46:23:3) | الْعِلْمُ | العلم | l-’ilmu | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hûd, “(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Ben size, benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi. | |||||
| 14 | Muhammed 16. Ayet (47:16:13) | الْعِلْمَ | العلم | l-’ilme | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek), kendilerine bilgi verilmiş olanlara, “Az önce ne söyledi?” derler. İşte bunlar, Allah’ın, kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir. | |||||
| 15 | Necm 30. Ayet (53:30:4) | الْعِلْمِۜ | العلم | l-’ilm(i) | bilgi- | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir. | |||||
| 16 | Mülk 26. Ayet (67:26:3) | الْعِلْمُ | العلم | l-’ilmu | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.” | |||||
| 17 | Fâtır 28. Ayet (35:28:13) | الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ | العلمؤا | l-’ulemâ(u) | bilginler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. | |||||
| 18 | En'am 143. Ayet (6:143:20) | بِعِلْمٍ | بعلم | bi’ilmin | bilgi ile | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, (hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin.” | |||||
| 19 | A'raf 7. Ayet (7:7:3) | بِعِلْمٍ | بعلم | bi’ilm(in) | bilgi ile | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz. | |||||
| 20 | Nisâ 166. Ayet (4:166:8) | بِعِلْمِه۪ۚ | بعلمه | bi’ilmih(i) | kendi bilgisiyle | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik eder. Şahit olarak Allah yeter. | |||||
| 21 | Fâtır 11. Ayet (35:11:18) | بِعِلْمِه۪ۜ | بعلمه | bi-’ilmih(i) | O'nun bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 22 | Fussilet 47. Ayet (41:47:18) | بِعِلْمِه۪ۜ | بعلمه | bi-’ilmih(i) | O'nun bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok.” | |||||
| 23 | Kehf 66. Ayet (18:66:11) | رُشْدًا | رشدا | ruşdâ(n) | bir bilgi | ر ش د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi. | |||||
| 24 | Bakara 32. Ayet (2:32:4) | عِلْمَ | علم | ‘ilme | bilgimiz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. | |||||
| 25 | Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:8) | عِلْمٌ | علم | ‘ilmun | biraz bilginiz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 26 | Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:15) | عِلْمٌۜ | علم | ‘ilm(un) | bilginiz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 27 | Nisâ 157. Ayet (4:157:28) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgileri | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 156,157. Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler. | |||||
| 28 | Mâide 109. Ayet (5:109:10) | عِلْمَ | علم | ‘ilme | bilgimiz yok | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, peygamberleri toplayıp[163] “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği, onların da, “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. | |||||
| 29 | En'am 119. Ayet (6:119:25) | عِلْمٍۜ | علم | ‘ilm(in) | bir bilgileri | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir.[191] Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir. | |||||
| 30 | En'am 140. Ayet (6:140:8) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgisizlik yüzünden | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan etmişlerdir. Gerçekten onlar sapmışlardır. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. | |||||
| 31 | En'am 144. Ayet (6:144:34) | عِلْمٍۜ | علم | ‘ilm(in) | bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki, sığırdan da iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde, orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.[199] | |||||
| 32 | En'am 148. Ayet (6:148:27) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bir bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” | |||||
| 33 | A'raf 52. Ayet (7:52:6) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgiye | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik. | |||||
| 34 | Hûd 46. Ayet (11:46:18) | عِلْمٌۜ | علم | ‘ilm(un) | bilgin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. | |||||
| 35 | Hûd 47. Ayet (11:47:12) | عِلْمٌۜ | علم | ‘ilm(un) | bilgim | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. | |||||
| 36 | Yusuf 68. Ayet (12:68:23) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 37 | Yusuf 76. Ayet (12:76:32) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. | |||||
| 38 | Ra'd 43. Ayet (13:43:14) | عِلْمُ | علم | ‘ilmu | bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Sen peygamber değilsin” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter.” | |||||
| 39 | Nahl 25. Ayet (16:25:11) | عِلْمٍۜ | علم | ‘ilm(in) | bilgisizce | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür. | |||||
| 40 | Nahl 70. Ayet (16:70:15) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgiden | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 41 | İsrâ 36. Ayet (17:36:7) | عِلْمٌۜ | علم | ‘ilm(un) | bilgin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. | |||||
| 42 | Kehf 5. Ayet (18:5:5) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar. | |||||
| 43 | Hacc 3. Ayet (22:3:8) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı hâlde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın[371] ardına düşer. | |||||
| 44 | Hacc 8. Ayet (22:8:8) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. | |||||
| 45 | Hacc 71. Ayet (22:71:14) | عِلْمٌۜ | علم | ‘ilm(un) | bir bilgileri | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ı bırakıp, hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. | |||||
| 46 | Nûr 15. Ayet (24:15:10) | عِلْمٌ | علم | ‘ilmun | bilgi(niz) | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 47 | Kasas 78. Ayet (28:78:5) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bir bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). | |||||
| 48 | Ankebut 8. Ayet (29:8:13) | عِلْمٌ | علم | ‘ilmun | bilgin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. | |||||
| 49 | Rum 29. Ayet (30:29:7) | عِلْمٍۚ | علم | ‘ilm(in) | bilgi(leri) | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat, zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. Allah’ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur. | |||||
| 50 | Lokman 6. Ayet (31:6:12) | عِلْمٍۙ | علم | ‘ilmin | bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. | |||||