| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 32. Ayet (2:32:4) | عِلْمَ | علم | ‘ilme | bilgimiz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. | |||||
| 2 | Bakara 247. Ayet (2:247:34) | الْعِلْمِ | العلم | l’ilmi | bilgisinin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:8) | عِلْمٌ | علم | ‘ilmun | biraz bilginiz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:15) | عِلْمٌۜ | علم | ‘ilm(un) | bilginiz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 5 | Nisâ 157. Ayet (4:157:28) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgileri | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 156,157. Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler. | |||||
| 6 | Nisâ 166. Ayet (4:166:8) | بِعِلْمِه۪ۚ | بعلمه | bi’ilmih(i) | kendi bilgisiyle | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik eder. Şahit olarak Allah yeter. | |||||
| 7 | Mâide 109. Ayet (5:109:10) | عِلْمَ | علم | ‘ilme | bilgimiz yok | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, peygamberleri toplayıp[163] “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği, onların da, “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. | |||||
| 8 | En'am 59. Ayet (6:59:18) | يَعْلَمُهَا | يعلمها | ya’lemuhâ | onun bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın. | |||||
| 9 | En'am 80. Ayet (6:80:23) | عِلْمًاۜ | علما | ‘ilmâ(en) | bilgice | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” | |||||
| 10 | En'am 119. Ayet (6:119:25) | عِلْمٍۜ | علم | ‘ilm(in) | bir bilgileri | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir.[191] Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir. | |||||
| 11 | En'am 140. Ayet (6:140:8) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgisizlik yüzünden | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan etmişlerdir. Gerçekten onlar sapmışlardır. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. | |||||
| 12 | En'am 143. Ayet (6:143:20) | بِعِلْمٍ | بعلم | bi’ilmin | bilgi ile | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, (hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin.” | |||||
| 13 | En'am 144. Ayet (6:144:34) | عِلْمٍۜ | علم | ‘ilm(in) | bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki, sığırdan da iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde, orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.[199] | |||||
| 14 | En'am 148. Ayet (6:148:27) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bir bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” | |||||
| 15 | A'raf 7. Ayet (7:7:3) | بِعِلْمٍ | بعلم | bi’ilm(in) | bilgi ile | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz. | |||||
| 16 | A'raf 52. Ayet (7:52:6) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgiye | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik. | |||||
| 17 | A'raf 89. Ayet (7:89:30) | عِلْمًاۜ | علما | ‘ilmâ(en) | bilgice | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” | |||||
| 18 | A'raf 109. Ayet (7:109:9) | عَل۪يمٌۙ | عليم | ‘alîm(un) | çok bilgili | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun’un kavminden ileri gelenler, dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır.” | |||||
| 19 | A'raf 112. Ayet (7:112:4) | عَل۪يمٍ | عليم | ‘alîm(in) | bilgili | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler.” | |||||
| 20 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | عِلْمُهَا | علمها | ‘ilmuhâ | onun bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 21 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | عِلْمُهَا | علمها | ‘ilmuhâ | onun bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 22 | Yunus 79. Ayet (10:79:0) | عَل۪يمٍ | عليم | ‘alîm(in) | bilgin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Bütün usta sihirbazları bana getirin” dedi.[270] | |||||
| 23 | Hûd 46. Ayet (11:46:18) | عِلْمٌۜ | علم | ‘ilm(un) | bilgin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. | |||||
| 24 | Hûd 46. Ayet (11:46:24) | الْجَاهِل۪ينَ | الجاهلين | l-câhilîn(e) | bilgisizler- | ج ه ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. | |||||
| 25 | Hûd 47. Ayet (11:47:12) | عِلْمٌۜ | علم | ‘ilm(un) | bilgim | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. | |||||
| 26 | Yusuf 46. Ayet (12:46:4) | اَفْتِنَا | افتنا | eftinâ | bize bilgi ver | ف ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Zindana varınca), “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi, bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. | |||||
| 27 | Yusuf 68. Ayet (12:68:23) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 28 | Yusuf 76. Ayet (12:76:32) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. | |||||
| 29 | Ra'd 43. Ayet (13:43:14) | عِلْمُ | علم | ‘ilmu | bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Sen peygamber değilsin” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter.” | |||||
| 30 | Hicr 53. Ayet (15:53:7) | عَل۪يمٍ | عليم | ‘alîm(in) | bilgin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler. | |||||
| 31 | Nahl 25. Ayet (16:25:11) | عِلْمٍۜ | علم | ‘ilm(in) | bilgisizce | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür. | |||||
| 32 | Nahl 70. Ayet (16:70:15) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgiden | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 33 | İsrâ 36. Ayet (17:36:7) | عِلْمٌۜ | علم | ‘ilm(un) | bilgin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. | |||||
| 34 | İsrâ 107. Ayet (17:107:10) | الْعِلْمَ | العلم | l-’ilme | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.” | |||||
| 35 | Kehf 5. Ayet (18:5:5) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar. | |||||
| 36 | Kehf 66. Ayet (18:66:11) | رُشْدًا | رشدا | ruşdâ(n) | bir bilgi | ر ش د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi. | |||||
| 37 | Meryem 43. Ayet (19:43:7) | الْعِلْمِ | العلم | l-’ilmi | bir bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.” | |||||
| 38 | Tâhâ 52. Ayet (20:52:2) | عِلْمُهَا | علمها | ‘ilmuhâ | onların bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz.” | |||||
| 39 | Tâhâ 98. Ayet (20:98:12) | عِلْمًا | علما | ‘ilmâ(n) | O'nun bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin ilâhınız ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. | |||||
| 40 | Tâhâ 110. Ayet (20:110:10) | عِلْمًا | علما | ‘ilmâ(n) | bilgice | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz. | |||||
| 41 | Enbiyâ 79. Ayet (21:79:6) | وَعِلْمًاۘ | وعلما | ve ’ilmâ(en) | ve bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Dâvûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.[368] | |||||
| 42 | Hacc 3. Ayet (22:3:8) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı hâlde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın[371] ardına düşer. | |||||
| 43 | Hacc 8. Ayet (22:8:8) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. | |||||
| 44 | Hacc 71. Ayet (22:71:14) | عِلْمٌۜ | علم | ‘ilm(un) | bir bilgileri | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ı bırakıp, hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. | |||||
| 45 | Nûr 15. Ayet (24:15:10) | عِلْمٌ | علم | ‘ilmun | bilgi(niz) | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 46 | Şu'arâ 37. Ayet (26:37:4) | عَل۪يمٍ | عليم | ‘alîm(in) | bilgin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sana bütün usta sihirbazları getirsinler.” | |||||
| 47 | Şu'arâ 197. Ayet (26:197:7) | عُلَمٰٓؤُ۬ا | علمؤا | ‘ulemâu | bilginlerinin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? | |||||
| 48 | Neml 42. Ayet (27:42:10) | الْعِلْمَ | العلم | l-’ilme | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Belkıs gelince, “Senin tahtın böyle mi?” denildi. O da, “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi. | |||||
| 49 | Neml 66. Ayet (27:66:3) | عِلْمُهُمْ | علمهم | ‘ilmuhum | onların bilgileri | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile) onlara peş peşe gelmiştir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler. | |||||
| 50 | Kasas 78. Ayet (28:78:5) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bir bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). | |||||