| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | En'am 33. Ayet (6:33:2) | نَعْلَمُ | نعلم | na’lemu | biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. | |||||
| 2 | Hicr 97. Ayet (15:97:2) | نَعْلَمُ | نعلم | na’lemu | biliyoruz (ki) | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. | |||||
| 3 | Nahl 103. Ayet (16:103:2) | نَعْلَمُ | نعلم | na’lemu | biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki biz onların, “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır.[306] | |||||
| 4 | İsrâ 47. Ayet (17:47:2) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | gayet iyi biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin, “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz. | |||||
| 5 | Mü'minûn 96. Ayet (23:96:7) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz. | |||||
| 6 | Ahzab 50. Ayet (33:50:46) | عَلِمْنَا | علمنا | ‘alimnâ | biz biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 7 | Yâsîn 76. Ayet (36:76:5) | نَعْلَمُ | نعلم | na’lemu | biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. | |||||
| 8 | Kaf 45. Ayet (50:45:2) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver. | |||||
| 9 | Hâkka 49. Ayet (69:49:2) | لَنَعْلَمُ | لنعلم | lena’lemu | elbette biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz. | |||||