"bilmez" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 52 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 78. Ayet (2:78:4) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûne bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların bir de ümmî[26] takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
2 Bakara 106. Ayet (2:106:13) تَعْلَمْ تعلم ta’lem bilmez misin? ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?
3 Bakara 107. Ayet (2:107:2) تَعْلَمْ تعلم ta’lem bilmez misin? ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
4 Bakara 216. Ayet (2:216:25) تَعْلَمُونَ۟ تعلمون ta’lemûn(e) bilmezsiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
5 Bakara 232. Ayet (2:232:33) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) bilmezsiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
6 Âl-i İmran 7. Ayet (3:7:28) يَعْلَمُ يعلم ya’lemu bilmez ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.[84] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.
7 Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:20) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) bilmezsiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
8 Nisâ 11. Ayet (4:11:59) تَدْرُونَ تدرون tedrûne bilmezsiniz د ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.[107] Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
9 Mâide 40. Ayet (5:40:2) تَعْلَمْ تعلم ta’lem bilmez misin ki ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. O, dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
10 En'am 37. Ayet (6:37:19) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın, bir mucize indirmeğe gücü yeter. Fakat onların çoğu bilmiyor.”
11 En'am 59. Ayet (6:59:5) يَعْلَمُهَٓا يعلمها ya’lemuhâ onları bilmez ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.
12 A'raf 38. Ayet (7:38:40) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) siz bilmezsiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lânet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Allah, der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz.”
13 A'raf 131. Ayet (7:131:22) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat onlara iyilik geldiği zaman, “Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)” derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.
14 A'raf 187. Ayet (7:187:0) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
15 Enfal 34. Ayet (8:34:0) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat onların çoğu bilmez.
16 Tevbe 6. Ayet (9:6:0) يَعْلَمُونَ۟ يعلمون ya’lemûn(e) bilmez ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa, Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir.
17 Tevbe 93. Ayet (9:93:0) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.
18 Tevbe 101. Ayet (9:101:0) تَعْلَمُهُمْۜ تعلمهم ta’lemuhum sen onları bilmezsin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
19 Yusuf 21. Ayet (12:21:32) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
20 Yusuf 40. Ayet (12:40:32) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
21 Yusuf 68. Ayet (12:68:30) يَعْلَمُونَ۟ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
22 İbrahim 9. Ayet (14:9:15) يَعْلَمُهُمْ يعلمهم ya’lemuhum onları kimse bilmez ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler.
23 Nahl 21. Ayet (16:21:5) يَشْعُرُونَۙ يشعرون yeş’urûne bilmezler ش ع ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.
24 Nahl 38. Ayet (16:38:18) يَعْلَمُونَۙ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
25 Nahl 70. Ayet (16:70:13) يَعْلَمَ يعلم ya’leme hiçbir şeyi bilmez olsun ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir.
26 Nahl 74. Ayet (16:74:10) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) bilmezsiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Çünkü Allah bilir, siz bilmezsiniz.
27 Nahl 75. Ayet (16:75:27) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
28 Nahl 78. Ayet (16:78:7) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûne bilmezken ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
29 Enbiyâ 24. Ayet (21:24:19) يَعْلَمُونَۙ يعلمون ya’lemûne bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362]
30 Hacc 5. Ayet (22:5:52) يَعْلَمَ يعلم ya’leme bilmez ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
31 Hacc 70. Ayet (22:70:2) تَعْلَمْ تعلم ta’lem bilmez misin? ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmez misin ki, kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da)dır. Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır.
32 Nûr 19. Ayet (24:19:20) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) bilmezsiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
33 Neml 65. Ayet (27:65:3) يَعْلَمُ يعلم ya’lemu bilmez ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler.”
34 Neml 65. Ayet (27:65:12) يَشْعُرُونَ يشعرون yeş’urûne bilmezler ش ع ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler.”
35 Kasas 13. Ayet (28:13:17) يَعْلَمُونَ۟ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
36 Kasas 57. Ayet (28:57:25) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
37 Rum 6. Ayet (30:6:11) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Allah, vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.
38 Rum 30. Ayet (30:30:22) يَعْلَمُونَۗ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata[425] sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur.[426] İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
39 Lokman 25. Ayet (31:25:15) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler.
40 Lokman 34. Ayet (31:34:13) تَدْر۪ي تدري tedrî bilmez د ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
41 Lokman 34. Ayet (31:34:19) تَدْر۪ي تدري tedrî bilmez د ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
42 Sebe' 28. Ayet (34:28:12) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.
43 Sebe' 36. Ayet (34:36:13) يَعْلَمُونَ۟ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed, de ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
44 Mü'min 57. Ayet (40:57:12) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
45 Fussilet 22. Ayet (41:22:17) يَعْلَمُ يعلم ya’lemu bilmez ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.”
46 Câsiye 26. Ayet (45:26:18) يَعْلَمُونَ۟ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler.”
47 Tûr 47. Ayet (52:47:10) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var.[509] Fakat onların çoğu bilmezler.
48 Münafikun 8. Ayet (63:8:17) يَعْلَمُونَ۟ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Andolsun, eğer Medine’ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır” diyorlardı. Hâlbuki asıl üstünlük, ancak Allah’ın, Peygamberinin ve mü’minlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.[550]
49 Talak 1. Ayet (65:1:36) تَدْر۪ي تدري tedrî bilmezsin د ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın.[551] Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.
50 Mülk 14. Ayet (67:14:2) يَعْلَمُ يعلم ya’lemu bilmez mi? ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.