| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nûr 40. Ayet (24:40:13) | سَحَابٌۜ | سحاب | sehâb(un) | bir bulut | س ح ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.[389] | |||||
| 2 | Fâtır 9. Ayet (35:9:6) | سَحَابًا | سحابا | sehâben | bir bulut | س ح ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. | |||||
| 3 | Ahkaf 24. Ayet (46:24:3) | عَارِضًا | عارضا | ‘âridan | geniş bir bulut halinde | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. | |||||
| 4 | Ahkaf 24. Ayet (46:24:8) | عَارِضٌ | عارض | ‘âridun | bir buluttur | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. | |||||