| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Mâide 111. Ayet (5:111:12) | بِاَنَّنَا | باننا | bi-ennenâ | bizim | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani bir de, “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere[167] ilham etmiştim. Onlar da “İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi. | |||||
| 2 | Ra'd 41. Ayet (13:41:3) | اَنَّا | انا | ennâ | bizim | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah, hükmeder. O’nun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 3 | Meryem 67. Ayet (19:67:4) | اَنَّا | انا | ennâ | bizim | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? | |||||
| 4 | Enbiyâ 44. Ayet (21:44:11) | اَنَّا | انا | ennâ | bizim | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler? | |||||
| 5 | Mü'minûn 115. Ayet (23:115:2) | اَنَّمَا | انما | ennemâ | bizim | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” | |||||
| 6 | Yâsîn 77. Ayet (36:77:4) | اَنَّا | انا | ennâ | bizim | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir. | |||||
| 7 | Bakara 67. Ayet (2:67:12) | اَتَتَّخِذُنَا | اتتخذنا | etetteḣiżunâ | bizimle ediyor musun? | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ kavmine, “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.[24] | |||||
| 8 | Zuhruf 58. Ayet (43:58:2) | ءَاٰلِهَتُنَا | ءالهتنا | e-âlihetunâ | bizim tanrılarımız mı? | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?” dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. | |||||
| 9 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:10) | اَمْرُنَا | امرنا | emrunâ | bizim buyruğumuz | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 10 | Kamer 50. Ayet (54:50:2) | اَمْرُنَٓا | امرنا | emrunâ | bizim buyruğumuz | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.) | |||||
| 11 | En'am 39. Ayet (6:39:3) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | bizim ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır.[175] Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. | |||||
| 12 | A'raf 40. Ayet (7:40:4) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | bizim ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler![215] Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. | |||||
| 13 | Yunus 7. Ayet (10:7:0) | اٰيَاتِنَا | اياتنا | âyâtinâ | bizim ayetlerimiz- | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 7,8. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir. | |||||
| 14 | Kehf 9. Ayet (18:9:9) | اٰيَاتِنَا | اياتنا | âyâtinâ | bizim ayetlerimizden | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?[325] | |||||
| 15 | Ankebut 49. Ayet (29:49:12) | بِاٰيَاتِنَٓا | باياتنا | bi-âyâtinâ | bizim ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. | |||||
| 16 | Lokman 32. Ayet (31:32:18) | بِاٰيَاتِنَٓا | باياتنا | bi-âyâtinâ | bizim ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları, (denizde) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkâr eder. | |||||
| 17 | Secde 15. Ayet (32:15:3) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | bizim ayetlerimize | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. | |||||
| 18 | Fussilet 15. Ayet (41:15:24) | بِاٰيَاتِنَا | باياتنا | bi-âyâtinâ | bizim ayetlerimizi | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. | |||||
| 19 | Câsiye 9. Ayet (45:9:4) | اٰيَاتِنَا | اياتنا | âyâtinâ | bizim ayetlerimiz- | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! | |||||
| 20 | Müddessir 16. Ayet (74:16:4) | لِاٰيَاتِنَا | لاياتنا | li-âyâtinâ | bizim ayetlerimize karşı | أ ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı inatçıdır. | |||||
| 21 | Zuhruf 42. Ayet (43:42:5) | فَاِنَّا | فانا | fe innâ | şüphesiz bizim | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter. | |||||
| 22 | Meâric 40. Ayet (70:40:6) | اِنَّا | انا | innâ | elbette bizim | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 40,41. Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez. | |||||
| 23 | Kamer 36. Ayet (54:36:3) | بَطْشَتَنَا | بطشتنا | batşetenâ | bizim yakalamamıza karşı | ب ط ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. | |||||
| 24 | Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:9) | بَيْنَنَا | بيننا | beynenâ | bizim aramızda | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93] | |||||
| 25 | Kehf 94. Ayet (18:94:18) | بَيْنَنَا | بيننا | beynenâ | bizimle | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”[335] | |||||
| 26 | Tâhâ 58. Ayet (20:58:5) | بَيْنَنَا | بيننا | beynenâ | bizimle | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle.” | |||||
| 27 | Fussilet 5. Ayet (41:5:12) | بَيْنِنَا | بيننا | beyninâ | bizim aramızda var | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O hâlde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız.”[476] | |||||
| 28 | Şûrâ 15. Ayet (42:15:28) | بَيْنَنَا | بيننا | beynenâ | bizimle | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevâ ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben, Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O’nadır.” | |||||
| 29 | Mümtehine 4. Ayet (60:4:24) | بَيْنَنَا | بيننا | beynenâ | bizim aramızda | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”[538] | |||||
| 30 | Tevbe 52. Ayet (9:52:0) | بِنَٓا | بنا | binâ | bizim için | بِنَٓا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.” | |||||
| 31 | Fetih 15. Ayet (48:15:17) | تَتَّبِعُونَا | تتبعونا | tettebi’ûnâ | siz bizimle gelemezsiniz | ت ب ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.” Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar. | |||||
| 32 | Hûd 32. Ayet (11:32:5) | جَادَلْتَنَا | جادلتنا | câdeltenâ | bizimle tartıştın | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.” | |||||
| 33 | Hûd 32. Ayet (11:32:7) | جِدَالَنَا | جدالنا | cidâlenâ | bizimle tartışmanda | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.” | |||||
| 34 | Hûd 74. Ayet (11:74:8) | يُجَادِلُنَا | يجادلنا | yucâdilunâ | bizimle tartışmaya girişti | ج د ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. | |||||
| 35 | Sebe' 25. Ayet (34:25:5) | اَجْرَمْنَا | اجرمنا | ecramnâ | bizim işlediğimiz suç- | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız.” | |||||
| 36 | Sâffât 173. Ayet (37:173:2) | جُنْدَنَا | جندنا | cundenâ | bizim ordumuz | ج ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir.” | |||||
| 37 | Bakara 139. Ayet (2:139:2) | اَتُحَٓاجُّونَنَا | اتحاجوننا | etuhâccûnenâ | bizimle tartışıyor musunuz? | ح ج ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 38 | İbrahim 38. Ayet (14:38:5) | نُخْف۪ي | نخفي | nuḣfî | bizim gizlediğimiz | خ ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” | |||||
| 39 | Sâffât 11. Ayet (37:11:7) | خَلَقْنَاۜ | خلقنا | ḣalaknâ | bizim yarattıklarımız | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? [453] Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık. | |||||
| 40 | Bakara 139. Ayet (2:139:6) | رَبُّنَا | ربنا | rabbunâ | bizim de Rabbimiz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 41 | Şûrâ 15. Ayet (42:15:20) | رَبُّنَا | ربنا | rabbunâ | bizim de Rabbimizdir | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevâ ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben, Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O’nadır.” | |||||
| 42 | Mü'min 43. Ayet (40:43:15) | مَرَدَّنَٓا | مردنا | meraddenâ | bizim dönüşümüz | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.” | |||||
| 43 | Sâd 54. Ayet (38:54:3) | لَرِزْقُنَا | لرزقنا | le-rizkunâ | bizim rızkımızın | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme yoktur. | |||||
| 44 | Hûd 79. Ayet (11:79:13) | نُر۪يدُ | نريد | nurîd(u) | bizim istediğimiz | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler. | |||||
| 45 | Ankebut 12. Ayet (29:12:7) | سَب۪يلَنَا | سبيلنا | sebîlenâ | bizim yolumuza | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler iman edenlere, “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. | |||||
| 46 | Cin 4. Ayet (72:4:4) | سَف۪يهُنَا | سفيهنا | sefîhunâ | bizim beyinsiz | س ف ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Demek bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş.” | |||||
| 47 | İsrâ 77. Ayet (17:77:10) | لِسُنَّتِنَا | لسنتنا | li-sunnetinâ | bizim yasamızda | س ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. | |||||
| 48 | Yunus 18. Ayet (10:18:0) | شُفَعَٓاؤُ۬نَا | شفعاؤنا | şufe’âunâ | bizim şefaatçilerimizdir | ش ف ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”. | |||||
| 49 | Mâide 107. Ayet (5:107:17) | لَشَهَادَتُنَٓا | لشهادتنا | leşehâdetunâ | mutlaka bizim şahidliğimiz | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. | |||||
| 50 | En'am 138. Ayet (6:138:10) | نَشَٓاءُ | نشاء | neşâu | bizim dilediğimiz | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram edilmiş hayvanlardır.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır. | |||||