| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 19. Ayet (2:19:2) | كَصَيِّبٍ | كصيب | kesayyibin | boşanan yağmur gibi | ص و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. | |||||
| 2 | Bakara 217. Ayet (2:217:47) | حَبِطَتْ | حبطت | habitat | boşa çıkmıştır | ح ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 3 | Bakara 227. Ayet (2:227:3) | الطَّلَاقَ | الطلاق | ttalâka | boşamaya | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 4 | Bakara 228. Ayet (2:228:1) | وَالْمُطَلَّقَاتُ | والمطلقات | vel-mutallekâtu | boşanmış kadınlar | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 5 | Bakara 229. Ayet (2:229:1) | اَلطَّلَاقُ | الطلاق | ettalâku | boşama | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 6 | Bakara 230. Ayet (2:230:2) | طَلَّقَهَا | طلقها | tallekahâ | (erkek) yine boşarsa | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. | |||||
| 7 | Bakara 230. Ayet (2:230:13) | طَلَّقَهَا | طلقها | tallekahâ | O (vardığı adam) da boşarsa | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. | |||||
| 8 | Bakara 231. Ayet (2:231:2) | طَلَّقْتُمُ | طلقتم | tallektumu | boşadığınız | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 9 | Bakara 232. Ayet (2:232:2) | طَلَّقْتُمُ | طلقتم | tallektumu | boşadığınız | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 10 | Bakara 236. Ayet (2:236:5) | طَلَّقْتُمُ | طلقتم | tallaktumu | boşarsınız | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a[66] verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur. | |||||
| 11 | Bakara 237. Ayet (2:237:2) | طَلَّقْتُمُوهُنَّ | طلقتموهن | tallektumûhunne | onları boşarsanız | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikâh bağı elinde bulunanın (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 12 | Bakara 241. Ayet (2:241:1) | وَلِلْمُطَلَّقَاتِ | وللمطلقات | ve lil-mutallekâti | ve boşanmış kadınların | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur. | |||||
| 13 | Bakara 264. Ayet (2:264:6) | تُبْطِلُوا | تبطلوا | tubtilû | boşa çıkarmayın | ب ط ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 14 | Âl-i İmran 22. Ayet (3:22:3) | حَبِطَتْ | حبطت | habitat | boşa çıkmıştır | ح ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. | |||||
| 15 | Âl-i İmran 191. Ayet (3:191:17) | بَاطِلًاۚ | باطلا | bâtilen | boş yere | ب ط ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler. | |||||
| 16 | Nisâ 119. Ayet (4:119:2) | وَلَاُمَنِّيَنَّهُمْ | ولامنينهم | ve leumenniyennehum | ve mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım | م ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”[132] Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür. | |||||
| 17 | Mâide 5. Ayet (5:5:37) | حَبِطَ | حبط | habita | boşa çıkmıştır | ح ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir.[145] Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır. | |||||
| 18 | Mâide 53. Ayet (5:53:12) | حَبِطَتْ | حبطت | habitat | boşa çıkmıştır | ح ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O zaman) iman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları boşa çıkmıştır. Böylece ziyan edenler olmuşlardır. | |||||
| 19 | En'am 6. Ayet (6:6:16) | وَاَرْسَلْنَا | وارسلنا | ve erselnâ | ve boşaltmıştık | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. | |||||
| 20 | En'am 88. Ayet (6:88:12) | لَحَبِطَ | لحبط | lehabita | boşa giderdi | ح ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, Allah’ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmişti. | |||||
| 21 | A'raf 126. Ayet (7:126:12) | اَفْرِغْ | افرغ | efriġ | boşalt | ف ر غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sen sırf, Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.” | |||||
| 22 | A'raf 139. Ayet (7:139:7) | وَبَاطِلٌ | وباطل | ve bâtilun | ve boşa çıkmıştır | ب ط ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkûmdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır.” | |||||
| 23 | A'raf 147. Ayet (7:147:6) | حَبِطَتْ | حبطت | habitat | boşa çıkmıştır | ح ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. | |||||
| 24 | Tevbe 17. Ayet (9:17:0) | حَبِطَتْ | حبطت | habitat | boşa çıkmıştır | ح ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanların, inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır. | |||||
| 25 | Tevbe 69. Ayet (9:69:0) | حَبِطَتْ | حبطت | habitat | boşa gidenlerdir | ح ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 26 | Yunus 81. Ayet (10:81:0) | سَيُبْطِلُهُۜ | سيبطله | seyubtiluh(u) | onu boşa çıkaracaktır | ب ط ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar atacaklarını atınca, Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez. | |||||
| 27 | Hûd 16. Ayet (11:16:9) | وَحَبِطَ | وحبط | ve habita | ve boşa gitmiştir | ح ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. | |||||
| 28 | Yusuf 40. Ayet (12:40:6) | اَسْمَٓاءً | اسماء | esmâen | (boş) isimlerden | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” | |||||
| 29 | Ra'd 14. Ayet (13:14:27) | ضَلَالٍ | ضلال | dalâl(in) | boşa gider | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek dua ancak O’nadır. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı hâlde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar.[291] | |||||
| 30 | Ra'd 33. Ayet (13:33:22) | بِظَاهِرٍ | بظاهر | bi-zâhirin | boş | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 31 | İbrahim 43. Ayet (14:43:9) | هَوَٓاءٌۜ | هواء | hevâ/(un) | bomboştur | ه و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur. | |||||
| 32 | Nahl 79. Ayet (16:79:7) | جَوِّ | جو | cevvi | boşluğunda | ج و و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. | |||||
| 33 | Kehf 104. Ayet (18:104:2) | ضَلَّ | ضل | dalle | boşa gider | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 103,104. (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” | |||||
| 34 | Kehf 105. Ayet (18:105:7) | فَحَبِطَتْ | فحبطت | fehabitat | bu yüzden boşa çıkar | ح ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir. | |||||
| 35 | Meryem 62. Ayet (19:62:4) | لَغْوًا | لغوا | laġven | boş söz | ل غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) “selâm!” (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. | |||||
| 36 | Tâhâ 106. Ayet (20:106:3) | صَفْصَفًاۙ | صفصفا | safsafâ(n) | boş, dümdüz | ص ف ص ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan hâlinde bırakacaktır.” | |||||
| 37 | Enbiyâ 13. Ayet (21:13:2) | تَرْكُضُوا | تركضوا | terkudû | (boşuna) kaçmayın | ر ك ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız” denildi. | |||||
| 38 | Mü'minûn 3. Ayet (23:3:4) | اللَّغْوِ | اللغو | llaġvi | boş şeyler- | ل غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. | |||||
| 39 | Mü'minûn 115. Ayet (23:115:4) | عَبَثًا | عبثا | ‘abeśen | boş yere | ع ب ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” | |||||
| 40 | Furkan 72. Ayet (25:72:4) | الزُّورَۙ | الزور | zzûra | yalan ve boş söze | ز و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. | |||||
| 41 | Furkan 72. Ayet (25:72:7) | بِاللَّغْوِ | باللغو | bil-laġvi | boş söze | ل غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. | |||||
| 42 | Kasas 10. Ayet (28:10:5) | فَارِغًاۜ | فارغا | fâriġâ(an) | bomboştu | ف ر غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı. | |||||
| 43 | Kasas 55. Ayet (28:55:3) | اللَّغْوَ | اللغو | llaġve | boş söz | ل غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selâm olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz” derler. | |||||
| 44 | Lokman 6. Ayet (31:6:5) | لَهْوَ | لهو | lehve | boş | ل ه و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. | |||||
| 45 | Ahzab 4. Ayet (33:4:8) | جَوْفِه۪ۚ | جوفه | cevfih(i) | (göğüs) boşluğunda | ج و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr[434] yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı[435] da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu, sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. | |||||
| 46 | Ahzab 12. Ayet (33:12:13) | غُرُورًا | غرورا | ġurûrâ(n) | boş vaatler | غ ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resûlü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. | |||||
| 47 | Ahzab 19. Ayet (33:19:28) | فَاَحْبَطَ | فاحبط | fe-ahbeta | bu yüzden boşa çıkarmıştır | ح ب ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 18,19. Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 48 | Ahzab 28. Ayet (33:28:13) | اُمَتِّعْكُنَّ | امتعكن | umetti’kunne | size (boşanma bedeli) vereyim | م ت ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Hanımlarına de ki: “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut’a[438] vereyim ve sizi güzelce bırakayım.” | |||||
| 49 | Ahzab 49. Ayet (33:49:9) | طَلَّقْتُمُوهُنَّ | طلقتموهن | tallaktumûhunne | boşarsanız | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâhlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a[440] verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. | |||||
| 50 | Sâd 27. Ayet (38:27:7) | بَاطِلًاۜ | باطلا | bâtilâ(en) | boş yere | ب ط ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkâr edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkâr edenlerin hâline! | |||||