"buyruğuna" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 6 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 A'raf 54. Ayet (7:54:24) بِاَمْرِه۪ۜ بامره bi-emrih(i) buyruğuna أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a[219] kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir.
2 Hûd 97. Ayet (11:97:5) اَمْرَ امر emra buyruğuna أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) 96,97. Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri doğru değildi.
3 Ra'd 18. Ayet (13:18:2) اسْتَجَابُوا استجابوا stecâbû buyruğuna uyanlar ج و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Rablerinin emrine uyanlar için mükâfatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!
4 Hucurât 9. Ayet (49:9:19) اَمْرِ امر emri buyruğuna أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.
5 Zâriyât 44. Ayet (51:44:3) اَمْرِ امر emri buyruğuna أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
6 Talak 8. Ayet (65:8:6) اَمْرِ امر emri buyruğuna أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Nice kentlerin halkı Rablerinin ve O’nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azdılar. Bu yüzden kendilerini çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba çarptırdık.