"câehum" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 44 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 89. Ayet (2:89:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara geldi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun.
2 Bakara 89. Ayet (2:89:18) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum kendilerine gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun.
3 Bakara 101. Ayet (2:101:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara geldiyse ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab’ı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitab’ını (Tevrat’ı) arkalarına attılar.
4 Âl-i İmran 86. Ayet (3:86:12) وَجَٓاءَهُمُ وجاءهم ve câehumu ve kendilerine geldikten ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.
5 Âl-i İmran 105. Ayet (3:105:9) جَٓاءَهُمُ جاءهم câehumu kendilerine geldikten ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.
6 Nisâ 83. Ayet (4:83:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara gelse ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız.
7 Mâide 70. Ayet (5:70:10) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara getirdiyse ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.
8 En'am 5. Ayet (6:5:5) جَٓاءَهُمْۜ جاءهم câehum kendilerine geldi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.[168]
9 En'am 43. Ayet (6:43:3) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum kendilerine geldiği ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.
10 A'raf 5. Ayet (7:5:5) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara geldiği ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Azabımız kendilerine geldiğinde, “(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.
11 Yunus 22. Ayet (10:22:0) وَجَٓاءَهُمُ وجاءهم ve câehumu ve geldiğinde ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar.
12 Yunus 76. Ayet (10:76:0) جَٓاءَهُمُ جاءهم câehumu onlara gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir” dediler.
13 Yunus 93. Ayet (10:93:0) جَٓاءَهُمُ جاءهم câehumu kendilerine gelinceye ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
14 Yusuf 110. Ayet (12:110:9) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara geldi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez.
15 Nahl 113. Ayet (16:113:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara geldi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
16 İsrâ 94. Ayet (17:94:7) جَٓاءَهُمُ جاءهم câehumu kendilerine geldiği ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, “Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur.
17 İsrâ 101. Ayet (17:101:11) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum (Musa) onlara geldiği ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona, “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti.[323]
18 Kehf 55. Ayet (18:55:7) جَٓاءَهُمُ جاءهم câehumu kendilerine geldiği ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur.
19 Mü'minûn 68. Ayet (23:68:5) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara geldi (mi)? ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
20 Mü'minûn 70. Ayet (23:70:6) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum o kendilerine getirdi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o, onlara hakkı getirdi. Hâlbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar.
21 Şu'arâ 206. Ayet (26:206:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum kendilerine gelse ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, (hâlleri nice olurdu?)
22 Kasas 36. Ayet (28:36:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, “Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler.
23 Kasas 48. Ayet (28:48:2) جَٓاءَهُمُ جاءهم câehumu onlara gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler.
24 Ankebut 39. Ayet (29:39:5) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara geldi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da helâk ettik. Andolsun, Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.
25 Ankebut 53. Ayet (29:53:6) لَجَٓاءَهُمُ لجاءهم le-câehumu onlara hemen gelirdi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.
26 Sebe' 43. Ayet (34:43:29) جَٓاءَهُمْۙ جاءهم câehum kendilerine gelen ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler.
27 Fâtır 42. Ayet (35:42:6) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum kendilerine gelirse ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı.
28 Fâtır 42. Ayet (35:42:14) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı.
29 Sâd 4. Ayet (38:4:3) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara gelmesine ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kâfirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu, yalancı bir sihirbazdır.”
30 Mü'min 25. Ayet (40:25:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince, “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın” dediler. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır.
31 Fussilet 41. Ayet (41:41:6) جَٓاءَهُمْۚ جاءهم câehum kendilerine gelen ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Şüphesiz o, çok değerli ve sağlam bir kitaptır.
32 Şûrâ 14. Ayet (42:14:7) جَٓاءَهُمُ جاءهم câehumu kendilerine geldikten ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.
33 Zuhruf 29. Ayet (43:29:6) جَٓاءَهُمُ جاءهم câehumu kendilerine gelinceye ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım.
34 Zuhruf 30. Ayet (43:30:2) جَٓاءَهُمُ جاءهم câehumu onlara gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat kendilerine Hak gelince, “Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkâr ediyoruz” dediler.
35 Zuhruf 47. Ayet (43:47:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
36 Duhân 13. Ayet (44:13:5) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum kendilerine gelmişti ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.
37 Duhân 17. Ayet (44:17:6) وَجَٓاءَهُمْ وجاءهم ve câehum ve onlara geldi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti.
38 Câsiye 17. Ayet (45:17:11) جَٓاءَهُمُ جاءهم câehumu kendilerine geldikten ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir.
39 Ahkaf 7. Ayet (46:7:11) جَٓاءَهُمْۙ جاءهم câehum kendilerine gelen ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için, düşünmeden “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.
40 Kaf 2. Ayet (50:2:4) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum gelmesine ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2. Kâf.[501] Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!”
41 Kaf 5. Ayet (50:5:5) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum kendilerine gelince ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Artık onlar kararsız bir hâldedirler.
42 Necm 23. Ayet (53:23:22) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum kendilerine gelmiştir ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.
43 Kamer 4. Ayet (54:4:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara geldi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
44 Saf 6. Ayet (61:6:27) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara geldiği ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Meryem oğlu İsa, “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim” demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.[543]