| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 18. Ayet (2:18:6) | يَرْجِعُونَۙ | يرجعون | yerci’ûn(e) | dönecek | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. | |||||
| 2 | Bakara 28. Ayet (2:28:13) | تُرْجَعُونَ | ترجعون | turce’ûn(e) | döndürüleceksiniz | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 3 | Bakara 46. Ayet (2:46:8) | رَاجِعُونَ۟ | راجعون | râci’ûn(e) | döneceklerdir | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler. | |||||
| 4 | Bakara 64. Ayet (2:64:2) | تَوَلَّيْتُمْ | توليتم | tevelleytum | dönmüştünüz | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhâlde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. | |||||
| 5 | Bakara 80. Ayet (2:80:14) | يُخْلِفَ | يخلف | yuḣlifa | dönmez | خ ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” | |||||
| 6 | Bakara 83. Ayet (2:83:24) | تَوَلَّيْتُمْ | توليتم | tevelleytum | döndünüz | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 7 | Bakara 109. Ayet (2:109:7) | يَرُدُّونَكُمْ | يردونكم | yeruddûnekum | sizi döndürmek | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir. | |||||
| 8 | Bakara 115. Ayet (2:115:5) | تُوَلُّوا | تولوا | tuvellû | dönerseniz | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü[32] işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 9 | Bakara 126. Ayet (2:126:30) | الْمَص۪يرُ | المصير | l-masîr(u) | dönüş yeridir | ص ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. | |||||
| 10 | Bakara 137. Ayet (2:137:10) | تَوَلَّوْا | تولوا | tevellev | dönerlerse | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 11 | Bakara 143. Ayet (2:143:25) | يَنْقَلِبُ | ينقلب | yenkalibu | geriye dönen | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37] | |||||
| 12 | Bakara 144. Ayet (2:144:7) | فَلَنُوَلِّيَنَّكَ | فلنولينك | fe-lenuvelliyenneke | elbette seni döndüreceğiz | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38] | |||||
| 13 | Bakara 156. Ayet (2:156:10) | رَاجِعُونَۜ | راجعون | râci’ûn(e) | döneceğiz | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. | |||||
| 14 | Bakara 167. Ayet (2:167:7) | كَرَّةً | كرة | kerraten | bir dönüş (dünyaya) | ك ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir. | |||||
| 15 | Bakara 196. Ayet (2:196:55) | رَجَعْتُمْۜ | رجعتم | raca’tum | döndüğünüz | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. | |||||
| 16 | Bakara 205. Ayet (2:205:2) | تَوَلّٰى | تولى | tevellâ | döndüğü | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez. | |||||
| 17 | Bakara 210. Ayet (2:210:16) | تُرْجَعُ | ترجع | turce’u | döndürülür | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Hâlbuki bütün işler Allah’a döndürülür. | |||||
| 18 | Bakara 217. Ayet (2:217:33) | يَرُدُّوكُمْ | يردوكم | yeruddûkum | sizi döndürünceye | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 19 | Bakara 217. Ayet (2:217:39) | يَرْتَدِدْ | يرتدد | yertedid | döner | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 20 | Bakara 226. Ayet (2:226:9) | فَٓاؤُ۫ | فاؤ | fâû | (o süre içinde) dönerlerse | ف ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 21 | Bakara 230. Ayet (2:230:18) | يَتَرَاجَعَٓا | يتراجعا | yeterâce’â | tekrar birbirlerine dönmelerinde | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. | |||||
| 22 | Bakara 245. Ayet (2:245:16) | تُرْجَعُونَ | ترجعون | turce’ûn(e) | döndürüleceksiniz | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 23 | Bakara 275. Ayet (2:275:39) | عَادَ | عاد | ‘âde | tekrar (ribaya) dönerse | ع و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 24 | Bakara 281. Ayet (2:281:3) | تُرْجَعُونَ | ترجعون | turce’ûne | döndürüleceğiniz | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır. | |||||
| 25 | Bakara 285. Ayet (2:285:27) | الْمَص۪يرُ | المصير | l-masîr(u) | dönüş(ümüz) | ص ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” | |||||
| 26 | Âl-i İmran 9. Ayet (3:9:12) | يُخْلِفُ | يخلف | yuḣlifu | dönmez | خ ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez.” | |||||
| 27 | Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:20) | تَوَلَّوْا | تولوا | tevellev | dönerlerse | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 28 | Âl-i İmran 23. Ayet (3:23:16) | يَتَوَلّٰى | يتولى | yetevellâ | dönüyorlar | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor. | |||||
| 29 | Âl-i İmran 28. Ayet (3:28:27) | الْمَص۪يرُ | المصير | l-masîr(u) | dönüş | ص ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır. | |||||
| 30 | Âl-i İmran 32. Ayet (3:32:6) | تَوَلَّوْا | تولوا | tevellev | dönerlerse | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez. | |||||
| 31 | Âl-i İmran 55. Ayet (3:55:25) | مَرْجِعُكُمْ | مرجعكم | merci’ukum | dönüşünüz | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.” | |||||
| 32 | Âl-i İmran 63. Ayet (3:63:2) | تَوَلَّوْا | تولوا | tevellev | dönerlerse | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir. | |||||
| 33 | Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:17) | يَرْجِعُونَۚ | يرجعون | yerci’ûn(e) | dönerler | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95] | |||||
| 34 | Âl-i İmran 82. Ayet (3:82:2) | تَوَلّٰى | تولى | tevellâ | dönerse | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık bundan sonra kim yüz çevirirse, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. | |||||
| 35 | Âl-i İmran 83. Ayet (3:83:14) | يُرْجَعُونَ | يرجعون | yurce’ûn(e) | döndürüleceklerdir | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O’na boyun eğmişken ve O’na döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? | |||||
| 36 | Âl-i İmran 100. Ayet (3:100:12) | يَرُدُّوكُمْ | يردوكم | yeruddûkum | sizi döndürürler | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. | |||||
| 37 | Âl-i İmran 109. Ayet (3:109:10) | تُرْجَعُ | ترجع | turce’u | döndürülür | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. | |||||
| 38 | Âl-i İmran 111. Ayet (3:111:7) | يُوَلُّوكُمُ | يولوكم | yuvellûkumu | size dönüp kaçarlar | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez. | |||||
| 39 | Âl-i İmran 117. Ayet (3:117:11) | صِرٌّ | صر | sirrun | dondurucu | ص ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. | |||||
| 40 | Âl-i İmran 127. Ayet (3:127:8) | فَيَنْقَلِبُوا | فينقلبوا | fe-yenkalibû | dönüp gitsinler diye | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de Allah bunu, inkâr edenlerden bir kısmını helâk etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı. | |||||
| 41 | Âl-i İmran 144. Ayet (3:144:14) | انْقَلَبْتُمْ | انقلبتم | -nkalebtum | geriye mi döneceksiniz? | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır. | |||||
| 42 | Âl-i İmran 144. Ayet (3:144:18) | يَنْقَلِبْ | ينقلب | yenkalib | geriye dönerse | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır. | |||||
| 43 | Âl-i İmran 149. Ayet (3:149:12) | فَتَنْقَلِبُوا | فتنقلبوا | fetenkalibû | o zaman dönersiniz | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisingeriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. | |||||
| 44 | Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:4) | تَلْوُ۫نَ | تلون | telvûne | dönüp bakmıyordunuz | ل و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101] | |||||
| 45 | Âl-i İmran 174. Ayet (3:174:1) | فَانْقَلَبُوا | فانقلبوا | fenkalebû | geri döndüler | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 46 | Nisâ 17. Ayet (4:17:10) | يَتُوبُونَ | يتوبون | yetûbûne | dönerler (tevbe ederler) | ت و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 47 | Nisâ 47. Ayet (4:47:17) | فَنَرُدَّهَا | فنردها | fe-neruddehâ | döndürmemizden | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkını[120] lânetlediğimiz gibi onları lânetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. | |||||
| 48 | Nisâ 115. Ayet (4:115:16) | تَوَلّٰى | تولى | tevellâ | döndüğü (yola) | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir. | |||||
| 49 | Mâide 18. Ayet (5:18:30) | الْمَص۪يرُ | المصير | l-masîr(u) | dönüş de | ص ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de O’nun yarattıklarından bir beşersiniz.” (Allah) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak O’nadır. | |||||
| 50 | Mâide 21. Ayet (5:21:11) | تَرْتَدُّوا | ترتدوا | terteddû | dönmeyin | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.”[148] | |||||