| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 176. Ayet (2:176:9) | اخْتَلَفُوا | اختلفوا | ḣtelefû | ayrılığa düşen | خ ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu (azab) da, Allah’ın, Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkâr etmesi) sebebiyledir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:22) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 3 | Nisâ 157. Ayet (4:157:19) | اخْتَلَفُوا | اختلفوا | ḣtelefû | ayrılığa düşenler | خ ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 156,157. Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler. | |||||
| 4 | Mâide 92. Ayet (5:92:10) | عَلٰى | على | ‘alâ | düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyleyse Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki, elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir. | |||||
| 5 | Mâide 99. Ayet (5:99:2) | عَلَى | على | ‘alâ | üzerine düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. Allah, sizin açıkladığınızı da, gizlediğinizi de bilir. | |||||
| 6 | Tevbe 45. Ayet (9:45:0) | وَارْتَابَتْ | وارتابت | vertâbet | ve kuşkuya düşen | ر ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler. | |||||
| 7 | Tevbe 69. Ayet (9:69:0) | بِخَلَاقِهِمْ | بخلاقهم | bi-ḣalâkihim | kendi paylarına düşenle | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 8 | Tevbe 69. Ayet (9:69:0) | بِخَلَاقِكُمْ | بخلاقكم | bi-ḣalâkikum | payınıza düşenle | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 9 | Tevbe 69. Ayet (9:69:0) | بِخَلَاقِهِمْ | بخلاقهم | bi-ḣalâkihim | kendi paylarına düşenle | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 10 | Yunus 94. Ayet (10:94:0) | الْمُمْتَر۪ينَۙ | الممترين | l-mumterîn(e) | şüpheye düşenler- | م ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma! | |||||
| 11 | Ra'd 40. Ayet (13:40:10) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara va’dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.[292] | |||||
| 12 | Nahl 35. Ayet (16:35:28) | عَلَى | على | ‘alâ | düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 13 | Nahl 82. Ayet (16:82:4) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | senin üzerine düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. | |||||
| 14 | Nahl 124. Ayet (16:124:6) | اخْتَلَفُوا | اختلفوا | -ḣtelefû | ayrılığa düşen(ler) | خ ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. | |||||
| 15 | Nûr 54. Ayet (24:54:19) | عَلَى | على | ‘alâ | düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 16 | Ankebut 18. Ayet (29:18:9) | عَلَى | على | ‘alâ | düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir.” | |||||
| 17 | Yâsîn 17. Ayet (36:17:2) | عَلَيْنَٓا | علينا | ‘aleynâ | üzerimize düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir.” | |||||
| 18 | Fussilet 13. Ayet (41:13:7) | صَاعِقَةِ | صاعقة | sâ’ikati | başına düşen yıldırım | ص ع ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım.” | |||||
| 19 | Fussilet 52. Ayet (41:52:16) | شِقَاقٍ | شقاق | şikâkin | bir ayrılığa düşen | ش ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?” | |||||
| 20 | Şûrâ 48. Ayet (42:48:8) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür. | |||||
| 21 | Teğabun 12. Ayet (64:12:8) | عَلٰى | على | ‘alâ | düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 22 | Abese 7. Ayet (80:7:2) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne! | |||||