| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 54. Ayet (2:54:18) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 2 | Bakara 106. Ayet (2:106:8) | بِخَيْرٍ | بخير | bi-ḣayrin | daha iyisini | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? | |||||
| 3 | Bakara 140. Ayet (2:140:15) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilirsiniz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 4 | Bakara 232. Ayet (2:232:26) | اَزْكٰى | ازكى | ezkâ | daha iyi | ز ك و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 5 | Bakara 271. Ayet (2:271:11) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 15. Ayet (3:15:3) | بِخَيْرٍ | بخير | bi-ḣayrin | daha iyisini | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 7 | Nisâ 25. Ayet (4:25:18) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 8 | Nisâ 25. Ayet (4:25:54) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 9 | Nisâ 45. Ayet (4:45:2) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter. | |||||
| 10 | Nisâ 46. Ayet (4:46:28) | خَيْرًا | خيرا | ḣayran | daha iyi | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ”[118] derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[119] | |||||
| 11 | Nisâ 59. Ayet (4:59:27) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.[123] Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir. | |||||
| 12 | Nisâ 66. Ayet (4:66:24) | خَيْرًا | خيرا | ḣayran | daha iyi | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer biz onlara, “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu. | |||||
| 13 | Nisâ 77. Ayet (4:77:43) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” | |||||
| 14 | Mâide 61. Ayet (5:61:13) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları hâlde, size geldiklerinde “İnandık” dediler. Allah, onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir. | |||||
| 15 | En'am 32. Ayet (6:32:9) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? | |||||
| 16 | En'am 53. Ayet (6:53:14) | بِاَعْلَمَ | باعلم | bi-a’leme | daha iyi bilen | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? | |||||
| 17 | En'am 58. Ayet (6:58:13) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” Allah, zalimleri daha iyi bilir.[177] | |||||
| 18 | En'am 124. Ayet (6:124:15) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara bir âyet geldiği zaman, “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. | |||||
| 19 | A'raf 85. Ayet (7:85:34) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır.” | |||||
| 20 | Tevbe 3. Ayet (9:3:0) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hacc-ı ekber gününde[254], Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü, Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele! | |||||
| 21 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | خَيْرًا | خيرا | ḣayran | daha iyi | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 22 | Yunus 26. Ayet (10:26:0) | الْحُسْنٰى | الحسنى | l-husnâ | daha iyisi | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 23 | Yunus 40. Ayet (10:40:0) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır; yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. | |||||
| 24 | Hûd 31. Ayet (11:31:24) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum; gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. | |||||
| 25 | Yusuf 33. Ayet (12:33:4) | اَحَبُّ | احب | ehabbu | daha iyidir | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. | |||||
| 26 | Yusuf 109. Ayet (12:109:25) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 27 | Nahl 126. Ayet (16:126:11) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır. | |||||
| 28 | İsrâ 25. Ayet (17:25:2) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbiniz, içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır. | |||||
| 29 | İsrâ 35. Ayet (17:35:9) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir. | |||||
| 30 | İsrâ 54. Ayet (17:54:2) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onlara vekil olarak göndermedik. | |||||
| 31 | İsrâ 55. Ayet (17:55:2) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.[318] | |||||
| 32 | İsrâ 84. Ayet (17:84:7) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir.” | |||||
| 33 | Kehf 12. Ayet (18:12:6) | اَحْصٰى | احصى | ahsâ | daha iyi hesabedeceğini | ح ص ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim. | |||||
| 34 | Kehf 19. Ayet (18:19:18) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.” | |||||
| 35 | Kehf 21. Ayet (18:21:23) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece biz, (insanları) onların hâlinden haberdar ettik ki, Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevî tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), “Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların hâlini daha iyi bilir” dediler. Duruma hâkim olanlar ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler. | |||||
| 36 | Kehf 22. Ayet (18:22:17) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.” | |||||
| 37 | Kehf 26. Ayet (18:26:3) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O’ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.” | |||||
| 38 | Kehf 40. Ayet (18:40:5) | خَيْرًا | خيرا | ḣayran | daha iyisini | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 39,40. “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak hâline geliverir.” | |||||
| 39 | Meryem 70. Ayet (19:70:3) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi biliriz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, oraya girmeye en lâyık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. | |||||
| 40 | Meryem 76. Ayet (19:76:12) | وَخَيْرٌ | وخير | ve ḣayrun | ve daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, doğruya erenlerin hidayetini artırır. Kalıcı salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç itibari ile de. | |||||
| 41 | Tâhâ 104. Ayet (20:104:2) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi biliriz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 103,104. Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir. | |||||
| 42 | Hacc 68. Ayet (22:68:5) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer seninle mücadele ederlerse, de ki: “Allah, yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir.” | |||||
| 43 | Furkan 15. Ayet (25:15:3) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyi | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dedilen ebedîlik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükâfat ve varılacak bir yerdir. | |||||
| 44 | Furkan 24. Ayet (25:24:4) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir. | |||||
| 45 | Şu'arâ 188. Ayet (26:188:3) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb, “Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi. | |||||
| 46 | Kasas 37. Ayet (28:37:4) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi biliyor | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. | |||||
| 47 | Kasas 56. Ayet (28:56:12) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. | |||||
| 48 | Ankebut 10. Ayet (29:10:27) | بِاَعْلَمَ | باعلم | bi-a’leme | daha iyi bilen | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? | |||||
| 49 | Ankebut 32. Ayet (29:32:7) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi biliriz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, “Ama orada Lût var” dedi. Onlar, “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helâk edilenlerden olacaktır.” | |||||
| 50 | Fussilet 40. Ayet (41:40:13) | خَيْرٌ | خير | ḣayrun | daha iyidir | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O hâlde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. | |||||