| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 258. Ayet (2:258:14) | قَالَ | قال | kâle | dediği | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 183. Ayet (3:183:23) | قُلْتُمْ | قلتم | kultum | ve bu dediğinizle | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?” | |||||
| 3 | Nisâ 43. Ayet (4:43:13) | تَقُولُونَ | تقولون | tekûlûne | ne dediğinizi | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 4 | En'am 22. Ayet (6:22:5) | نَقُولُ | نقول | nekûlu | dediğimiz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara, “Nerede, ilâh olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. | |||||
| 5 | En'am 73. Ayet (6:73:8) | يَقُولُ | يقول | yekûlu | dediği | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. | |||||
| 6 | Yusuf 18. Ayet (12:18:18) | تَصِفُونَ | تصفون | tasifûn(e) | dediğinize | و ص ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.” | |||||
| 7 | Meryem 79. Ayet (19:79:4) | يَقُولُ | يقول | yekûlu | onun dediği | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Biz, onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız! | |||||
| 8 | Meryem 80. Ayet (19:80:3) | يَقُولُ | يقول | yekûlu | dediği | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. | |||||
| 9 | Kasas 28. Ayet (28:28:14) | نَقُولُ | نقول | nekûlu | dediğimiz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Allah, söylediklerimize vekildir.” | |||||
| 10 | Mücadele 8. Ayet (58:8:33) | نَقُولُۜ | نقول | nekûl(u) | dediğimizden | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası![530] | |||||
| 11 | Zilzâl 3. Ayet (99:3:1) | وَقَالَ | وقال | ve kâle | ve dediği (zaman) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3. Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman, | |||||