| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 55. Ayet (2:55:12) | فَاَخَذَتْكُمُ | فاخذتكم | fe-aḣażetkumu | derhal sizi yakalamıştı | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. | |||||
| 2 | Nisâ 153. Ayet (4:153:20) | فَاَخَذَتْهُمُ | فاخذتهم | fe-aḣażethumu | derhal onları yakalamıştı | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. | |||||
| 3 | Yusuf 96. Ayet (12:96:8) | فَارْتَدَّ | فارتد | fertedde | derhal | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, “Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi. | |||||
| 4 | Nahl 40. Ayet (16:40:10) | فَيَكُونُ۟ | فيكون | fe-yekûn(u) | derhal oluverir | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, “ol” dememizdir. O da hemen oluverir. | |||||
| 5 | İsrâ 107. Ayet (17:107:16) | يَخِرُّونَ | يخرون | yaḣirrûne | onlar derhal kapanırlar | خ ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.” | |||||
| 6 | Enbiyâ 12. Ayet (21:12:4) | اِذَا | اذا | iżâ | derhal | إِذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı. | |||||
| 7 | Enbiyâ 18. Ayet (21:18:7) | فَاِذَا | فاذا | fe-iżâ | derhal | إِذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! | |||||
| 8 | Mü'minûn 77. Ayet (23:77:9) | اِذَا | اذا | iżâ | derhal | إِذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir. | |||||
| 9 | Şu'arâ 46. Ayet (26:46:1) | فَاُلْقِيَ | فالقي | fe-ulkiye | derhal kapandılar | ل ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. | |||||
| 10 | Rum 36. Ayet (30:36:13) | اِذَا | اذا | iżâ | derhal | إِذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. | |||||
| 11 | Secde 15. Ayet (32:15:8) | خَرُّوا | خروا | ḣarrû | derhal kapanırlar | خ ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. | |||||
| 12 | Sâd 72. Ayet (38:72:7) | فَقَعُوا | فقعوا | fe-ka’û | derhal kapanın | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.” | |||||
| 13 | Fussilet 45. Ayet (41:45:12) | لَقُضِيَ | لقضي | le-kudiye | derhal hüküm verilirdi | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun! Biz, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 14 | Şûrâ 21. Ayet (42:21:16) | لَقُضِيَ | لقضي | le-kudiye | derhal hüküm verilirdi | ق ض ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zâlimler için elem dolu bir azap vardır. | |||||