| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 58. Ayet (2:58:14) | وَقُولُوا | وقولوا | ve kûlû | ve deyin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Şu memlekete[18] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. | |||||
| 2 | Bakara 104. Ayet (2:104:8) | وَقُولُوا | وقولوا | vekûlû | deyin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! “Râ’inâ (bizi gözet)” demeyin, “unzurnâ (bize bak)” deyin ve dinleyin. Kâfirler için acıklı bir azap vardır.[29] | |||||
| 3 | Bakara 136. Ayet (2:136:1) | قُولُٓوا | قولوا | kûlû | deyin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.” | |||||
| 4 | Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:29) | فَقُولُوا | فقولوا | fekûlû | deyin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93] | |||||
| 5 | Âl-i İmran 173. Ayet (3:173:2) | قَالَ | قال | kâle | deyince | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler. | |||||
| 6 | A'raf 161. Ayet (7:161:0) | وَقُولُوا | وقولوا | ve kûlû | ve deyin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete[231] yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)’ deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz.” | |||||
| 7 | Tevbe 92. Ayet (9:92:0) | قُلْتَ | قلت | kulte | sen deyince | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. | |||||
| 8 | Yusuf 81. Ayet (12:81:4) | فَقُولُوا | فقولوا | fe-kûlû | deyin ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik.” | |||||
| 9 | Tâhâ 47. Ayet (20:47:2) | فَقُولَٓا | فقولا | fekûlâ | deyin ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ” | |||||
| 10 | Şu'arâ 16. Ayet (26:16:3) | فَقُولَٓا | فقولا | fe-kûlâ | ve deyin ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”, | |||||
| 11 | Ankebut 46. Ayet (29:46:13) | وَقُولُٓوا | وقولوا | ve kûlû | ve deyin ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (aynı ilâhtır). Biz sadece O’na teslim olmuş kimseleriz.” | |||||
| 12 | Hucurât 14. Ayet (49:14:8) | قُولُٓوا | قولوا | kûlû | deyin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||