| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 142. Ayet (2:142:1) | سَيَقُولُ | سيقول | seyekûlu | diyecekler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Birtakım kendini bilmez insanlar, “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da, Batı da Allah’ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir.” | |||||
| 2 | En'am 148. Ayet (6:148:1) | سَيَقُولُ | سيقول | seyekûlu | diyecekler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” | |||||
| 3 | A'raf 37. Ayet (7:37:21) | قَالُٓوا | قالوا | kâlû | diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Allah’a karşı yalan uyduran veya O’nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Onlar da, “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. | |||||
| 4 | Yunus 31. Ayet (10:31:0) | فَسَيَقُولُونَ | فسيقولون | fe-seyekûlûna | diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. De ki: “O hâlde, Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” | |||||
| 5 | İbrahim 44. Ayet (14:44:6) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | ve diyecekleri | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” | |||||
| 6 | İsrâ 51. Ayet (17:51:7) | فَسَيَقُولُونَ | فسيقولون | fe-seyekûlûne | diyecekler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkânsız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek!” | |||||
| 7 | İsrâ 51. Ayet (17:51:18) | وَيَقُولُونَ | ويقولون | ve yekûlûne | ve diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkânsız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek!” | |||||
| 8 | Kehf 22. Ayet (18:22:1) | سَيَقُولُونَ | سيقولون | seyekûlûne | diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.” | |||||
| 9 | Kehf 22. Ayet (18:22:5) | وَيَقُولُونَ | ويقولون | ve yekûlûne | ve diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.” | |||||
| 10 | Kehf 22. Ayet (18:22:11) | وَيَقُولُونَ | ويقولون | ve yekûlûne | ve diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.” | |||||
| 11 | Mü'minûn 85. Ayet (23:85:1) | سَيَقُولُونَ | سيقولون | se-yekûlûne | diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de. | |||||
| 12 | Mü'minûn 87. Ayet (23:87:1) | سَيَقُولُونَ | سيقولون | se-yekûlûne | diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de. | |||||
| 13 | Mü'minûn 89. Ayet (23:89:1) | سَيَقُولُونَ | سيقولون | se-yekûlûne | diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de. | |||||
| 14 | Kasas 47. Ayet (28:47:8) | فَيَقُولُوا | فيقولوا | feyekûlû | diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik. | |||||
| 15 | Mü'min 74. Ayet (40:74:4) | قَالُوا | قالوا | kâlû | diyecekler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır. | |||||
| 16 | Zuhruf 9. Ayet (43:9:7) | لَيَقُولُنَّ | ليقولن | le-yekûlunne | elbette diyecekler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka, “Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. | |||||
| 17 | Ahkaf 11. Ayet (46:11:16) | فَسَيَقُولُونَ | فسيقولون | fe-seyekûlûne | diyeceklerdir ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. | |||||
| 18 | Fetih 11. Ayet (48:11:1) | سَيَقُولُ | سيقول | se-yekûlu | diyecekler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: “Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” | |||||
| 19 | Fetih 15. Ayet (48:15:1) | سَيَقُولُ | سيقول | se-yekûlu | diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.” Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar. | |||||
| 20 | Fetih 15. Ayet (48:15:23) | فَسَيَقُولُونَ | فسيقولون | fe-seyekûlûne | onlar diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.” Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar. | |||||