"diyordu" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 14 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Âl-i İmran 124. Ayet (3:124:2) تَقُولُ تقول tekûlu sen diyordun ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sen mü’minlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun.
2 En'am 45. Ayet (6:45:5) ظَلَمُواۜ ظلموا zalemû haksızlık ediyordu ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
3 Enfal 7. Ayet (8:7:0) يَعِدُكُمُ يعدكم ya’idukumu size va'dediyordu و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va’dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.[242]
4 Enfal 12. Ayet (8:12:0) يُوح۪ي يوحي yûhî vahyediyordu و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu.
5 Tevbe 40. Ayet (9:40:0) يَقُولُ يقول yekûlu diyordu ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
6 Tevbe 65. Ayet (9:65:0) تَسْتَهْزِؤُ۫نَ تستهزؤن testehzi-ûn(e) alay ediyordunuz ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”
7 Kehf 42. Ayet (18:42:14) وَيَقُولُ ويقول ve yekûlu ve diyordu ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Derken bütün serveti helâk edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş hâldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: “Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım..”
8 Tâhâ 40. Ayet (20:40:2) تَمْش۪ٓي تمشي temşî gidiyordu م ش ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!”
9 Tâhâ 40. Ayet (20:40:4) فَتَقُولُ فتقول fetekûlu ve diyordu ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!”
10 Ahzab 12. Ayet (33:12:2) يَقُولُ يقول yekûlu diyordu ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resûlü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı.
11 Ahzab 37. Ayet (33:37:2) تَقُولُ تقول tekûlu diyordun ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.[439]
12 Sebe' 33. Ayet (34:33:11) تَأْمُرُونَنَٓا تأمروننا te/murûnenâ bize emrediyordunuz أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.
13 Zâriyât 42. Ayet (51:42:8) جَعَلَتْهُ جعلته ce’alethu onu ediyordu ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
14 Kamer 14. Ayet (54:14:1) تَجْر۪ي تجري tecrî akıp gidiyordu ج ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.