"eğer" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 661 sonuç bulundu.
400 - 450 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
400 İsrâ 88. Ayet (17:88:15) وَلَوْ ولو ve lev ve eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”
401 İsrâ 95. Ayet (17:95:2) لَوْ لو lev eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine) yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.”
402 İsrâ 100. Ayet (17:100:2) لَوْ لو lev eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir.”
403 Kehf 18. Ayet (18:18:14) لَوِ لو levi eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Uykuda oldukları hâlde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.
404 Kehf 20. Ayet (18:20:2) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz.”
405 Kehf 29. Ayet (18:29:18) وَاِنْ وان ve in ve eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328]
406 Kehf 57. Ayet (18:57:23) وَاِنْ وان ve in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
407 Kehf 58. Ayet (18:58:5) لَوْ لو lev eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
408 Kehf 69. Ayet (18:69:3) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi.
409 Kehf 70. Ayet (18:70:2) فَاِنِ فان fe-ini eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”
410 Kehf 76. Ayet (18:76:2) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme.[332] Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.[333]
411 Kehf 77. Ayet (18:77:20) لَوْ لو lev eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi.
412 Meryem 18. Ayet (19:18:6) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Meryem, “Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi.
413 Meryem 26. Ayet (19:26:5) فَاِمَّا فاما fe-immâ eğer إِمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.[342]
414 Meryem 46. Ayet (19:46:8) لَئِنْ لئن le-in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Babası, “Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi.
415 Tâhâ 7. Ayet (20:7:1) وَاِنْ وان ve in ve eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.
416 Tâhâ 129. Ayet (20:129:1) وَلَوْلَا ولولا ve levlâ eğer olmasaydı لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.
417 Enbiyâ 7. Ayet (21:7:11) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
418 Enbiyâ 17. Ayet (21:17:1) لَوْ لو lev eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.
419 Enbiyâ 17. Ayet (21:17:9) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.
420 Enbiyâ 22. Ayet (21:22:1) لَوْ لو lev eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.
421 Enbiyâ 26. Ayet (21:26:8) مُكْرَمُونَۙ مكرمون mukramûn(e) değerli ك ر م
Diyanet İşleri (Yeni) (Böyle iken) “Rahmân, çocuk edindi” dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır.
422 Enbiyâ 34. Ayet (21:34:7) اَفَا۬ئِنْ افائن efe-in şimdi eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar?
423 Enbiyâ 38. Ayet (21:38:5) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
424 Enbiyâ 39. Ayet (21:39:1) لَوْ لو lev eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!
425 Enbiyâ 46. Ayet (21:46:1) وَلَئِنْ ولئن ve le-in ve eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir.
426 Enbiyâ 47. Ayet (21:47:10) وَاِنْ وان ve in ve eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
427 Enbiyâ 63. Ayet (21:63:7) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Dedi ki: “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!”
428 Enbiyâ 68. Ayet (21:68:5) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (İçlerinden bazıları), “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin” dediler.
429 Enbiyâ 97. Ayet (21:97:18) بَلْ بل bel meğer بَلْ
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler.
430 Enbiyâ 99. Ayet (21:99:1) لَوْ لو lev eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar ilâh olsalardı oraya varmazlardı. Hâlbuki hepsi orada ebedî kalacaklardır.
431 Enbiyâ 109. Ayet (21:109:1) فَاِنْ فان fe-in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse, de ki: “(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum.”
432 Hacc 5. Ayet (22:5:4) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
433 Hacc 11. Ayet (22:11:8) فَاِنْ فان fe-in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.
434 Hacc 11. Ayet (22:11:13) وَاِنْ وان ve in ve eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.
435 Hacc 18. Ayet (22:18:32) مُكْرِمٍۜ مكرم mukrim(in) değer veren ك ر م
Diyanet İşleri (Yeni) Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
436 Hacc 40. Ayet (22:40:12) وَلَوْلَا ولولا ve levlâ eğer olmasaydı لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
437 Hacc 41. Ayet (22:41:2) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir.
438 Hacc 42. Ayet (22:42:1) وَاِنْ وان ve in ve eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki, onlardan önce Nûh, Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı.
439 Hacc 68. Ayet (22:68:1) وَاِنْ وان ve in ve eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer seninle mücadele ederlerse, de ki: “Allah, yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir.”
440 Hacc 73. Ayet (22:73:20) وَاِنْ وان ve in ve eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de.
441 Mü'minûn 24. Ayet (23:24:16) وَلَوْ ولو ve lev ve eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
442 Mü'minûn 34. Ayet (23:34:1) وَلَئِنْ ولئن ve le-in ve eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız.”
443 Mü'minûn 71. Ayet (23:71:1) وَلَوِ ولو ve levi ve eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar.
444 Mü'minûn 75. Ayet (23:75:1) وَلَوْ ولو ve lev ve eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı.
445 Mü'minûn 84. Ayet (23:84:6) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?”
446 Mü'minûn 88. Ayet (23:88:12) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?”
447 Mü'minûn 93. Ayet (23:93:3) اِمَّا اما immâ eğer إِمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) 93,94. De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma.”
448 Mü'minûn 107. Ayet (23:107:4) فَاِنْ فان fe-in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.”
449 Nûr 2. Ayet (24:2:16) اِنْ ان in eğer إِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.