| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 282. Ayet (2:282:9) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | süreye | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80] | |||||
| 2 | Nisâ 77. Ayet (4:77:36) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süreye | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” | |||||
| 3 | A'raf 135. Ayet (7:135:6) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süreye | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar. | |||||
| 4 | Hûd 3. Ayet (11:3:11) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süre- | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. | |||||
| 5 | Hûd 104. Ayet (11:104:4) | لِاَجَلٍ | لاجل | li-ecelin | süreye kadar | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz. | |||||
| 6 | Ra'd 2. Ayet (13:2:17) | لِاَجَلٍ | لاجل | li-ecelin | bir süre için | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. | |||||
| 7 | Ra'd 38. Ayet (13:38:20) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | sürenin | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. | |||||
| 8 | İbrahim 10. Ayet (14:10:16) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süreye | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Hâlbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. | |||||
| 9 | İbrahim 44. Ayet (14:44:12) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süre- | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” | |||||
| 10 | Nahl 61. Ayet (16:61:14) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süre- | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. | |||||
| 11 | Hacc 5. Ayet (22:5:34) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süre- | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 12 | Hacc 33. Ayet (22:33:5) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süre- | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir. | |||||
| 13 | Rum 8. Ayet (30:8:14) | وَاَجَلٍ | واجل | ve ecelin | ve bir süre | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah, gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkâr ediyorlar. | |||||
| 14 | Lokman 29. Ayet (31:29:19) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süreye | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. | |||||
| 15 | Fâtır 13. Ayet (35:13:14) | لِاَجَلٍ | لاجل | li-ecelin | bir süreye kadar | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu, Allah’tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O’nundur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. | |||||
| 16 | Fâtır 45. Ayet (35:45:16) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süreye | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah, insanları kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet süreleri gelince, (gerekeni yapar). Çünkü Allah, kullarını hakkıyla görmektedir. | |||||
| 17 | Zümer 5. Ayet (39:5:18) | لِاَجَلٍ | لاجل | li-ecelin | süreye kadar | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. | |||||
| 18 | Zümer 42. Ayet (39:42:19) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süreye | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. | |||||
| 19 | Şûrâ 14. Ayet (42:14:17) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süre | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 20 | Ahkaf 3. Ayet (46:3:9) | وَاَجَلٍ | واجل | ve ecelin | ve bir süreye göre | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler. | |||||
| 21 | Münafikun 10. Ayet (63:10:15) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süreye | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi birinize ölüm gelip de, “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. | |||||
| 22 | Nûh 4. Ayet (71:4:7) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süreye | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 3,4. “Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.” | |||||