| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 50 | Enbiyâ 100. Ayet (21:100:3) | زَف۪يرٌ | زفير | zefîrun | bir inleme | ز ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler. | |||||
| 51 | Hacc 53. Ayet (22:53:14) | لَف۪ي | لفي | lefî | içindedirler | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler. | |||||
| 52 | Hacc 78. Ayet (22:78:23) | وَف۪ي | وفي | vefî | ve | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.[380] Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! | |||||
| 53 | Nûr 50. Ayet (24:50:1) | اَف۪ي | افي | efî | -mı var? | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir. | |||||
| 54 | Furkan 12. Ayet (25:12:9) | وَزَف۪يرًا | وزفيرا | ve zefîrâ(n) | ve homurtusunu | ز ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. | |||||
| 55 | Şu'arâ 97. Ayet (26:97:4) | لَف۪ي | لفي | lefî | içinde | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.” | |||||
| 56 | Şu'arâ 196. Ayet (26:196:2) | لَف۪ي | لفي | lefî | vardır | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. | |||||
| 57 | Ankebut 15. Ayet (29:15:3) | السَّف۪ينَةِ | السفينة | ssefîneti | gemi | س ف ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. | |||||
| 58 | Lokman 27. Ayet (31:27:16) | نَفِدَتْ | نفدت | nefidet | yine tükenmez | ن ف د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 59 | Secde 4. Ayet (32:4:22) | شَف۪يعٍۜ | شفيع | şefî’(in) | şefa'atçiniz | ش ف ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a[432] kurulandır. Sizin için O’ndan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? | |||||
| 60 | Secde 10. Ayet (32:10:7) | لَف۪ي | لفي | lefî | içinde olacağız | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler. | |||||
| 61 | Sebe' 7. Ayet (34:7:14) | لَف۪ي | لفي | lefî | içinde olacağınızı | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine inkâr edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? | |||||
| 62 | Yâsîn 24. Ayet (36:24:3) | لَف۪ي | لفي | lefî | içinde olurum | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.” | |||||
| 63 | Mü'min 18. Ayet (40:18:14) | شَف۪يعٍ | شفيع | şefî’in | bir aracıları | ش ف ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. | |||||
| 64 | Fussilet 5. Ayet (41:5:8) | وَف۪ٓي | وفي | vefî | ve var | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O hâlde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız.”[476] | |||||
| 65 | Fussilet 45. Ayet (41:45:15) | لَف۪ي | لفي | lefî | içindedirler | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun! Biz, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 66 | Şûrâ 14. Ayet (42:14:27) | لَف۪ي | لفي | lefî | içindedirler | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 67 | Şûrâ 18. Ayet (42:18:20) | لَف۪ي | لفي | lefî | içindedirler | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 68 | Fetih 16. Ayet (48:16:2) | لِلْمُخَلَّف۪ينَ | للمخلفين | lil-muḣallefîne | geride kalanlara | خ ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır.” | |||||
| 69 | Hucurât 9. Ayet (49:9:17) | تَف۪ٓيءَ | تفيء | tefî-e | dönünceye | ف ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever. | |||||
| 70 | Zâriyât 8. Ayet (51:8:2) | لَف۪ي | لفي | lefî | içindesiniz | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 7,8. Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz. | |||||
| 71 | Zâriyât 50. Ayet (51:50:1) | فَفِرُّٓوا | ففروا | fefirrû | o halde kaçın | ف ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde Allah’a koşun. Şüphesiz ben, size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. | |||||
| 72 | Necm 53. Ayet (53:53:1) | وَالْمُؤْتَفِكَةَ | والمؤتفكة | vel-mu/tefikete | altı üstüne getirilen kentleri | أ ف ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 53,54. O, “Mu’tefike”yi[515] de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür. | |||||
| 73 | Kamer 24. Ayet (54:24:8) | لَف۪ي | لفي | lefî | içine düşmüş oluruz | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.” | |||||
| 74 | Hadîd 7. Ayet (57:7:7) | مُسْتَخْلَف۪ينَ | مستخلفين | mustaḣlefîne | hakim | خ ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Resûlüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükâfat vardır.[526] | |||||
| 75 | Cum'a 2. Ayet (62:2:19) | لَف۪ي | لفي | lefî | içinde | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, ümmîlere[546], içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. | |||||
| 76 | Cum'a 8. Ayet (62:8:5) | تَفِرُّونَ | تفرون | tefirrûne | sizin kaçtığınız | ف ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.” | |||||
| 77 | Hâkka 9. Ayet (69:9:5) | وَالْمُؤْتَفِكَاتُ | والمؤتفكات | vel-mu/tefikâtu | ve altüst olmuş kentler | أ ف ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lût kavmi) hep o suçu işlediler. | |||||
| 78 | Cin 4. Ayet (72:4:4) | سَف۪يهُنَا | سفيهنا | sefîhunâ | bizim beyinsiz | س ف ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Demek bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş.” | |||||
| 79 | Abese 34. Ayet (80:34:2) | يَفِرُّ | يفر | yefirru | kaçar | ف ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 33,34,35,36,37. Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır. | |||||
| 80 | İnfitâr 13. Ayet (82:13:3) | لَف۪ي | لفي | lefî | içindedirler | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, iyiler Naîm cennetindedirler. | |||||
| 81 | İnfitâr 14. Ayet (82:14:3) | لَف۪ي | لفي | lefî | içindedirler | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, günahkârlar da cehennemdedirler. | |||||
| 82 | Mutaffifîn 7. Ayet (83:7:5) | لَف۪ي | لفي | lefî | elbette | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, günahkârların yazısı, muhakkak “Siccîn”dedir. | |||||
| 83 | Mutaffifîn 18. Ayet (83:18:5) | لَف۪ي | لفي | lefî | elbette | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı “İlliyyûn”dadır. | |||||
| 84 | Mutaffifîn 22. Ayet (83:22:3) | لَف۪ي | لفي | lefî | elbette içindedirler | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz iyi kimseler, Naîm cennetindedirler. | |||||
| 85 | A'lâ 18. Ayet (87:18:3) | لَفِي | لفي | lefî | elbette vardı | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 18,19. Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Mûsâ’nın sayfalarında da vardır. | |||||
| 86 | Asr 2. Ayet (103:2:3) | لَف۪ي | لفي | lefî | içindedir | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. | |||||