| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 118. Ayet (3:118:20) | اَفْوَاهِهِمْۚ | افواههم | efvâhihim | onların ağızları- | ف و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 167. Ayet (3:167:25) | بِاَفْوَاهِهِمْ | بافواههم | bi-efvâhihim | ağızlarıyla | ف و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. | |||||
| 3 | Mâide 41. Ayet (5:41:14) | بِاَفْوَاهِهِمْ | بافواههم | bi-efvâhihim | ağızlariyle | ف و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 4 | Tevbe 8. Ayet (9:8:0) | بِاَفْوَاهِهِمْ | بافواههم | bi-efvâhihim | ağızlarıyla | ف و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların pek çoğu fasık kimselerdir. | |||||
| 5 | Tevbe 30. Ayet (9:30:0) | بِاَفْوَاهِهِمْۚ | بافواههم | bi-efvâhihim | ağızlarıyla (geveledikleri) | ف و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar! | |||||
| 6 | Tevbe 32. Ayet (9:32:0) | بِاَفْوَاهِهِمْ | بافواههم | bi-efvâhihim | ağızlariyle | ف و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. | |||||
| 7 | İbrahim 9. Ayet (14:9:24) | اَفْوَاهِهِمْ | افواههم | efvâhihim | ağızlarına | ف و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. | |||||
| 8 | Kehf 5. Ayet (18:5:12) | اَفْوَاهِهِمْۜ | افواههم | efvâhihim | ağızları- | ف و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar. | |||||
| 9 | Yâsîn 65. Ayet (36:65:4) | اَفْوَاهِهِمْ | افواههم | efvâhihim | ağızları | ف و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder. | |||||
| 10 | Saf 8. Ayet (61:8:5) | بِاَفْوَاهِهِمْ | بافواههم | bi-efvâhihim | ağızlarıyle | ف و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. | |||||