"ehli" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 68 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 105. Ayet (2:105:6) اَهْلِ اهل ehli ehli- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir.
2 Bakara 109. Ayet (2:109:4) اَهْلِ اهل ehli ehli- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir.
3 Bakara 217. Ayet (2:217:20) اَهْلِه۪ اهله ehlihi halkını أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62]
4 Âl-i İmran 69. Ayet (3:69:4) اَهْلِ اهل ehli ehli- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar, fakat farkına varmıyorlar.
5 Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:4) اَهْلِ اهل ehli ehli- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95]
6 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:2) اَهْلِ اهل ehli ehli- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
7 Âl-i İmran 113. Ayet (3:113:4) اَهْلِ اهل ehli ehli- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.[98]
8 Âl-i İmran 121. Ayet (3:121:4) اَهْلِكَ اهلك ehlike ailen- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
9 Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:3) اَهْلِ اهل ehli ehli- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
10 Nisâ 25. Ayet (4:25:25) اَهْلِهِنَّ اهلهن ehlihinne ailelerinin أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
11 Nisâ 35. Ayet (4:35:8) اَهْلِه۪ اهله ehlihi erkeğin ailesi- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.
12 Nisâ 35. Ayet (4:35:11) اَهْلِهَاۚ اهلها ehlihâ kadının ailesi- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.
13 Nisâ 58. Ayet (4:58:8) اَهْلِهَاۙ اهلها ehlihâ ehline أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
14 Nisâ 92. Ayet (4:92:19) اَهْلِه۪ٓ اهله ehlihi ölenin ailesine أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
15 Nisâ 92. Ayet (4:92:44) اَهْلِه۪ اهله ehlihi ailesine أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
16 Nisâ 123. Ayet (4:123:5) اَهْلِ اهل ehli ehlinin أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.
17 Nisâ 159. Ayet (4:159:3) اَهْلِ اهل ehli ehlinin أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.[134]
18 Mâide 89. Ayet (5:89:20) اَهْل۪يكُمْ اهليكم ehlîkum ailenize أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157]
19 A'raf 100. Ayet (7:100:8) اَهْلِهَٓا اهلها ehlihâ sahiplerinden أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.
20 Enfal 42. Ayet (8:42:0) لِيَهْلِكَ ليهلك li-yehlike helak olsun diye ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
21 Tevbe 101. Ayet (9:101:0) اَهْلِ اهل ehli halkından أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
22 Tevbe 120. Ayet (9:120:0) لِاَهْلِ لاهل li-ehli halkının أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez.
23 Hûd 45. Ayet (11:45:9) اَهْل۪ي اهلي ehlî benim ailemdendir أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh, Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. Senin va’din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin.”
24 Hûd 46. Ayet (11:46:7) اَهْلِكَۚ اهلك ehlik(e) senin ailen- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi.
25 Hûd 81. Ayet (11:81:11) بِاَهْلِكَ باهلك bi-ehlike ailenle birlikte أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!”
26 Yusuf 25. Ayet (12:25:16) بِاَهْلِكَ باهلك bi-ehlike senin ailene أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.”
27 Yusuf 26. Ayet (12:26:9) اَهْلِهَاۚ اهلها ehlihâ kadının ailesi- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.”
28 Yusuf 62. Ayet (12:62:12) اَهْلِهِمْ اهلهم ehlihim ailelerine أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler.”
29 Yusuf 93. Ayet (12:93:11) بِاَهْلِكُمْ باهلكم bi-ehlikum ailenizle birlikte أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi.
30 Yusuf 109. Ayet (12:109:10) اَهْلِ اهل ehli halkın- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
31 Hicr 65. Ayet (15:65:2) بِاَهْلِكَ باهلك bi-ehlike aileni أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.”
32 Kehf 59. Ayet (18:59:7) لِمَهْلِكِهِمْ لمهلكهم li-mehlikihim onları helak etmek için ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helâk edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
33 Meryem 16. Ayet (19:16:8) اَهْلِهَا اهلها ehlihâ ailesinden أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) 16,17. (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an.[340] Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
34 Tâhâ 10. Ayet (20:10:5) لِاَهْلِهِ لاهله li-ehlihi ailesine أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani bir ateş görmüştü de ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum” demişti.[355]
35 Tâhâ 29. Ayet (20:29:5) اَهْل۪يۙ اهلي ehlî ailemden أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Bana ailemden birini yardımcı yap,”
36 Tâhâ 40. Ayet (20:40:28) اَهْلِ اهل ehli halkı أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!”
37 Nûr 27. Ayet (24:27:14) اَهْلِهَاۜ اهلها ehlihâ (ev) halkı أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.
38 Şu'arâ 169. Ayet (26:169:3) وَاَهْل۪ي واهلي ve ehlî ve ailemi أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.”
39 Neml 7. Ayet (27:7:4) لِاَهْلِه۪ٓ لاهله li-ehlihi ailesine أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ, ailesine, “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.[405]
40 Neml 34. Ayet (27:34:10) اَهْلِهَٓا اهلها ehlihâ halkının أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. İşte onlar böyle yaparlar.”
41 Neml 49. Ayet (27:49:11) مَهْلِكَ مهلك mehlike helakine ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’, diyeceğiz.”
42 Neml 49. Ayet (27:49:12) اَهْلِه۪ اهله ehlihi ailesinin أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’, diyeceğiz.”
43 Kasas 12. Ayet (28:12:10) اَهْلِ اهل ehli halkını (aile) أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, daha önce onun, sütanalarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, “Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi.
44 Kasas 15. Ayet (28:15:7) اَهْلِهَا اهلها ehlihâ halkının أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
45 Kasas 29. Ayet (28:29:6) بِاَهْلِه۪ٓ باهله bi-ehlihi ailesiyle أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”[414] dedi.
46 Kasas 29. Ayet (28:29:13) لِاَهْلِهِ لاهله li-ehlihi ailesine أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”[414] dedi.
47 Kasas 45. Ayet (28:45:11) اَهْلِ اهل ehli halkı أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.
48 Ankebut 31. Ayet (29:31:9) اَهْلِ اهل ehli halkını أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde, “Biz, bu memleket halkını helâk edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler.
49 Ankebut 34. Ayet (29:34:4) اَهْلِ اهل ehli halkının أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.
50 Ahzab 26. Ayet (33:26:5) اَهْلِ اهل ehli ehli- أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz.