"ehlu" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 17 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 195. Ayet (2:195:9) التَّهْلُكَةِۚۛ التهلكة ttehluke(ti) tehlikeye ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
2 Bakara 196. Ayet (2:196:63) اَهْلُهُ اهله ehluhu ailesi أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin.
3 Âl-i İmran 110. Ayet (3:110:15) اَهْلُ اهل ehlu ehli أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.
4 Nisâ 75. Ayet (4:75:21) اَهْلُهَاۚ اهلها ehluhâ halkı أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?
5 Nisâ 153. Ayet (4:153:2) اَهْلُ اهل ehlu ehli أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik.
6 Mâide 47. Ayet (5:47:2) اَهْلُ اهل ehlu sahipleri أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, fasıkların ta kendileridir.
7 En'am 131. Ayet (6:131:9) وَاَهْلُهَا واهلها ve ehluhâ halkı أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah’ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir.
8 A'raf 97. Ayet (7:97:2) اَهْلُ اهل ehlu halkı أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
9 A'raf 98. Ayet (7:98:2) اَهْلُ اهل ehlu halkı أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
10 Yunus 24. Ayet (10:24:0) اَهْلُهَٓا اهلها ehluhâ sahiplerinin أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
11 Hûd 117. Ayet (11:117:7) وَاَهْلُهَا واهلها ve ehluhâ ahalisi (iken) أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helâk etmez.
12 Hicr 67. Ayet (15:67:2) اَهْلُ اهل ehlu halkı أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şehir halkı sevinerek geldiler.
13 Kasas 59. Ayet (28:59:19) وَاَهْلُهَا واهلها ve ehluhâ halkı أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, ülkelerin merkezî yerlerine, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helâk edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helâk etmeyiz.
14 Fetih 11. Ayet (48:11:8) وَاَهْلُونَا واهلونا ve ehlûnâ ve çocuklarımız أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: “Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”
15 Hadîd 29. Ayet (57:29:3) اَهْلُ اهل ehlu ehli أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
16 Müddessir 56. Ayet (74:56:8) اَهْلُ اهل ehlu ehli أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.
17 Müddessir 56. Ayet (74:56:10) وَاَهْلُ واهل ve ehlu ve ehli أ ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.