| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Furkan 21. Ayet (25:21:14) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | -stekberû | onlar büyüklük tasladılar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. | |||||
| 2 | Mü'min 47. Ayet (40:47:8) | اسْتَكْبَرُٓوا | استكبروا | -stekberû | büyüklük taslayanlara | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. | |||||
| 3 | Mü'min 48. Ayet (40:48:3) | اسْتَكْبَرُٓوا | استكبروا | -stekberû | büyüklük taslayanlar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir.” | |||||
| 4 | Fussilet 38. Ayet (41:38:2) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | -stekberû | büyüklük taslarlarsa | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar büyüklük taslarlarsa, bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler), gece gündüz hiç usanmadan O’nu tespih ederler. | |||||
| 5 | Bakara 217. Ayet (2:217:22) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | daha büyük (bir günahtır) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 6 | Bakara 217. Ayet (2:217:26) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | daha büyük(bir günah)tır | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 7 | Bakara 219. Ayet (2:219:12) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | daha büyüktür | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63] | |||||
| 8 | En'am 19. Ayet (6:19:4) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | daha büyüktür | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir.[171] İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “O, ancak tek bir ilâhtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” | |||||
| 9 | İsrâ 21. Ayet (17:21:8) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | daha büyüktür | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bak nasıl, onların kimini kimine üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür, üstünlükler daha büyüktür. | |||||
| 10 | Sebe' 3. Ayet (34:3:28) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.” | |||||
| 11 | Mü'min 10. Ayet (40:10:7) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | daha büyüktür | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler var ya, muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkâr ederdiniz” diye seslenilir. | |||||
| 12 | Mü'min 57. Ayet (40:57:4) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | çok daha zordur | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 13 | Zuhruf 48. Ayet (43:48:7) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | daha büyük (olandan) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık. | |||||
| 14 | Kalem 33. Ayet (68:33:5) | اَكْبَرُۢ | اكبر | ekberu | daha büyüktür | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi! | |||||
| 15 | A'raf 133. Ayet (7:133:10) | فَاسْتَكْبَرُوا | فاستكبروا | fe-stekberû | ama yine büyüklük tasladılar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. | |||||
| 16 | Yunus 75. Ayet (10:75:0) | فَاسْتَكْبَرُوا | فاستكبروا | fe-stekberû | ancak onlar büyüklendiler | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. | |||||
| 17 | Mü'minûn 46. Ayet (23:46:4) | فَاسْتَكْبَرُوا | فاستكبروا | festekberû | onlar büyüklük tasladılar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 45,46. Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. | |||||
| 18 | Ankebut 39. Ayet (29:39:8) | فَاسْتَكْبَرُوا | فاستكبروا | festekberû | fakat onlar büyüklük tasladılar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da helâk ettik. Andolsun, Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı. | |||||
| 19 | Fussilet 15. Ayet (41:15:3) | فَاسْتَكْبَرُوا | فاستكبروا | festekberû | büyüklük tasladılar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. | |||||
| 20 | Enbiyâ 103. Ayet (21:103:4) | الْاَكْبَرُ | الاكبر | l-ekberu | en büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, “İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar. | |||||
| 21 | A'raf 75. Ayet (7:75:4) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslıyorlar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, “Siz, Salih’in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. Onlar da, “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler. | |||||
| 22 | A'raf 76. Ayet (7:76:3) | اسْتَكْبَرُٓوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lar) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar, “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkâr edenleriz” dediler. | |||||
| 23 | A'raf 88. Ayet (7:88:4) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şu’ayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız.” Şu’ayb, “İstemesek de mi?” dedi. | |||||
| 24 | İbrahim 21. Ayet (14:21:7) | اسْتَكْبَرُٓوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lara) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. | |||||
| 25 | Sebe' 31. Ayet (34:31:28) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lara) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. | |||||
| 26 | Sebe' 32. Ayet (34:32:3) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lar) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, “Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. | |||||
| 27 | Sebe' 33. Ayet (34:33:5) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lara) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. | |||||
| 28 | İsrâ 21. Ayet (17:21:10) | وَاَكْبَرُ | واكبر | ve ekberu | ve daha büyüktür | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bak nasıl, onların kimini kimine üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür, üstünlükler daha büyüktür. | |||||
| 29 | Nûh 7. Ayet (71:7:13) | وَاسْتَكْبَرُوا | واستكبروا | ve-stekberû | ve böbürlendiler | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.” | |||||
| 30 | Nisâ 173. Ayet (4:173:14) | وَاسْتَكْبَرُوا | واستكبروا | vestekberû | ve büyüklük taslayanlara | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükâfatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince; (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. | |||||
| 31 | A'raf 36. Ayet (7:36:4) | وَاسْتَكْبَرُوا | واستكبروا | vestekberû | ve büyüklenenler | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 32 | A'raf 40. Ayet (7:40:5) | وَاسْتَكْبَرُوا | واستكبروا | vestekberû | ve kibirlenenler | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler![215] Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. | |||||
| 33 | Nisâ 6. Ayet (4:6:19) | يَكْبَرُواۜ | يكبروا | yekberû | büyüyüp (geri alacaklar) diye | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||