| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Tevbe 108. Ayet (9:108:0) | اَحَقُّ | احق | ehakku | elbette daha uygundur | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha lâyıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever. | |||||
| 2 | Bakara 6. Ayet (2:6:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10] | |||||
| 3 | Bakara 182. Ayet (2:182:13) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 13. Ayet (3:13:24) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.[85] | |||||
| 5 | Âl-i İmran 33. Ayet (3:33:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 33,34. Şüphesiz Allah, Âdem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:38) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 7 | Âl-i İmran 159. Ayet (3:159:27) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. | |||||
| 8 | Âl-i İmran 173. Ayet (3:173:5) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 190. Ayet (3:190:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. | |||||
| 10 | En'am 58. Ayet (6:58:3) | اَنَّ | ان | enne | elbette | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” Allah, zalimleri daha iyi bilir.[177] | |||||
| 11 | En'am 117. Ayet (6:117:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O, doğru yolu bulanları en iyi bilendir. | |||||
| 12 | A'raf 96. Ayet (7:96:2) | اَنَّ | ان | enne | elbette | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. | |||||
| 13 | A'raf 113. Ayet (7:113:5) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar Firavun’a geldiler. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükâfat vardır, değil mi?” dediler. | |||||
| 14 | Hicr 77. Ayet (15:77:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır. | |||||
| 15 | Nahl 110. Ayet (16:110:13) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 16 | Nahl 119. Ayet (16:119:14) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[308] | |||||
| 17 | Tâhâ 128. Ayet (20:128:12) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. | |||||
| 18 | Neml 82. Ayet (27:82:11) | اَنَّ | ان | enne | elbetteki | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. | |||||
| 19 | Kasas 76. Ayet (28:76:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Kârûn, Mûsâ’nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenip şımaranları sevmez.” | |||||
| 20 | Ankebut 6. Ayet (29:6:6) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlere muhtaç değildir. | |||||
| 21 | Ankebut 45. Ayet (29:45:9) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. | |||||
| 22 | Lokman 8. Ayet (31:8:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedî kalacakları Naîm cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 23 | Lokman 20. Ayet (31:20:3) | اَنَّ | ان | enne | elbette | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. | |||||
| 24 | Fâtır 5. Ayet (35:5:4) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah hakkında sizi aldatmasın. | |||||
| 25 | Fâtır 27. Ayet (35:27:3) | اَنَّ | ان | enne | elbette | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmüyor musun ki, Allah gökten su indirdi. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var. | |||||
| 26 | Sâffât 68. Ayet (37:68:2) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir. | |||||
| 27 | Zümer 52. Ayet (39:52:3) | اَنَّ | ان | enne | elbette | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilmediler mi ki, Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. | |||||
| 28 | Zümer 57. Ayet (39:57:4) | اَنَّ | ان | enne | elbette | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut, “Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin. | |||||
| 29 | Fussilet 15. Ayet (41:15:15) | اَنَّ | ان | enne | elbette | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. | |||||
| 30 | Fussilet 22. Ayet (41:22:14) | اَنَّ | ان | enne | elbette | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.” | |||||
| 31 | Fussilet 39. Ayet (41:39:13) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, her şeye gücü hakkıyla yetendir. | |||||
| 32 | Şûrâ 18. Ayet (42:18:15) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 33 | Câsiye 13. Ayet (45:13:11) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. | |||||
| 34 | Hucurât 7. Ayet (49:7:2) | اَنَّ | ان | enne | elbette | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkârı, fasıklığı ve (İslâm’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. | |||||
| 35 | Vâkı'a 95. Ayet (56:95:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu, kesin gerçektir. | |||||
| 36 | Fecr 14. Ayet (89:14:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir. | |||||
| 37 | İnşirâh 6. Ayet (94:6:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette (vardır) | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. | |||||
| 38 | Nisâ 157. Ayet (4:157:2) | اِنَّا | انا | innâ | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 156,157. Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler. | |||||
| 39 | Nisâ 163. Ayet (4:163:1) | اِنَّٓا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Davûd’a da Zebûr vermiştik.[135] | |||||
| 40 | Mâide 106. Ayet (5:106:49) | اِنَّٓا | انا | innâ | yoksa biz elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. | |||||
| 41 | Mâide 107. Ayet (5:107:23) | اِنَّٓا | انا | innâ | yoksa biz elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. | |||||
| 42 | A'raf 60. Ayet (7:60:5) | اِنَّا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin ileri gelenleri, “Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. | |||||
| 43 | A'raf 66. Ayet (7:66:7) | اِنَّا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin ileri gelenlerinden inkâr edenler dediler ki: “Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.” | |||||
| 44 | A'raf 170. Ayet (7:170:0) | اِنَّا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitab’a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükâfatını zayi etmeyiz. | |||||
| 45 | A'raf 172. Ayet (7:172:0) | اِنَّا | انا | innâ | biz elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. | |||||
| 46 | Yusuf 2. Ayet (12:2:1) | اِنَّٓا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik. | |||||
| 47 | Yusuf 14. Ayet (12:14:7) | اِنَّٓا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da, “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. | |||||
| 48 | Yusuf 30. Ayet (12:30:14) | اِنَّا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. | |||||
| 49 | Hicr 52. Ayet (15:52:7) | اِنَّا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selâm” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. | |||||
| 50 | Hicr 59. Ayet (15:59:4) | اِنَّا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 59,60. Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. | |||||