"elbette" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 394 sonuç bulundu.
350 - 400 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
350 Hâkka 45. Ayet (69:45:1) لَاَخَذْنَا لاخذنا le-eḣażnâ elbette alırdık أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) 44,45. Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık.
351 Hâkka 49. Ayet (69:49:1) وَاِنَّا وانا ve innâ ve elbette biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.
352 Hâkka 49. Ayet (69:49:2) لَنَعْلَمُ لنعلم lena’lemu elbette biliyoruz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.
353 Hâkka 50. Ayet (69:50:2) لَحَسْرَةٌ لحسرة lehasratun elbette hasrettir ح س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Kur’an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir.
354 Meâric 39. Ayet (70:39:2) اِنَّا انا innâ elbette biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.
355 Meâric 40. Ayet (70:40:6) اِنَّا انا innâ elbette bizim إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 40,41. Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.
356 Nûh 1. Ayet (71:1:1) اِنَّٓا انا innâ elbette biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz Nûh’u, kavmine, “Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar” diye peygamber olarak gönderdik.
357 Nûh 7. Ayet (71:7:1) وَاِنّ۪ي واني ve innî ve elbette ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.”
358 Nûh 8. Ayet (71:8:2) اِنّ۪ي اني innî elbette ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Sonra ben onları açık açık davet ettim.”
359 Nûh 21. Ayet (71:21:4) اِنَّهُمْ انهم innehum elbette onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh, dedi ki: “Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.”
360 Cin 5. Ayet (72:5:1) وَاَنَّا وانا ve ennâ ve elbette biz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk.”
361 Cin 8. Ayet (72:8:1) وَاَنَّا وانا ve ennâ ve elbette biz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.”
362 Cin 9. Ayet (72:9:1) وَاَنَّا وانا ve ennâ ve elbette biz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.”
363 Cin 10. Ayet (72:10:1) وَاَنَّا وانا ve ennâ ve elbette biz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?”
364 Cin 14. Ayet (72:14:1) وَاَنَّا وانا ve ennâ ve elbette biz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Kuşkusuz içimizde müslüman olanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Kim müslüman olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır.”
365 Cin 21. Ayet (72:21:2) اِنّ۪ي اني innî elbette ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim.”
366 Cin 22. Ayet (72:22:2) اِنّ۪ي اني innî elbette beni إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Gerçekten beni Allah’a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O’ndan başka sığınacak kimse de bulamam.”
367 Cin 28. Ayet (72:28:3) قَدْ قد kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 27,28. Ancak seçtiği resûller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.
368 İnsân 3. Ayet (76:3:1) اِنَّا انا innâ elbette biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.
369 İnsân 4. Ayet (76:4:1) اِنَّٓا انا innâ elbette biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.
370 Mürselât 7. Ayet (77:7:3) لَوَاقِعٌۜ لواقع levâki’(un) elbette olacaktır و ق ع
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2,3,4,5,6,7. Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
371 Mürselât 44. Ayet (77:44:1) اِنَّا انا innâ elbette biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.
372 Nebe' 40. Ayet (78:40:1) اِنَّٓا انا innâ elbette biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.
373 Nâzi'ât 26. Ayet (79:26:4) لَعِبْرَةً لعبرة le’ibraten elbette ibret(ler) ع ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bunda Allah’tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
374 Nâzi'ât 39. Ayet (79:39:1) فَاِنَّ فان fe-inne elbette إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 37,38,39. Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.
375 Nâzi'ât 41. Ayet (79:41:1) فَاِنَّ فان fe-inne elbette إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 40,41.Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.
376 Abese 11. Ayet (80:11:2) اِنَّهَا انها innehâ elbette o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur’an) bir öğüttür.
377 Mutaffifîn 7. Ayet (83:7:5) لَف۪ي لفي lefî elbette فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, günahkârların yazısı, muhakkak “Siccîn”dedir.
378 Mutaffifîn 16. Ayet (83:16:3) لَصَالُوا لصالوا le-sâlû elbette gireceklerdir ص ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.
379 Mutaffifîn 18. Ayet (83:18:5) لَف۪ي لفي lefî elbette فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı “İlliyyûn”dadır.
380 Mutaffifîn 22. Ayet (83:22:3) لَف۪ي لفي lefî elbette içindedirler فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz iyi kimseler, Naîm cennetindedirler.
381 İnşikâk 6. Ayet (84:6:4) اِنَّكَ انك inneke elbette sen إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın.
382 Târık 8. Ayet (86:8:4) لَقَادِرٌۜ لقادر le-kâdir(un) elbette kadirdir ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah’ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.
383 Târık 13. Ayet (86:13:1) اِنَّهُ انه innehu elbette O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz o Kur’an, hak ile batılı ayırd eden bir sözdür.
384 Târık 15. Ayet (86:15:1) اِنَّهُمْ انهم innehum elbette onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar,
385 A'lâ 18. Ayet (87:18:3) لَفِي لفي lefî elbette vardı فِي
Diyanet İşleri (Yeni) 18,19. Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Mûsâ’nın sayfalarında da vardır.
386 Fecr 14. Ayet (89:14:1) اِنَّ ان inne elbette إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir.
387 Beled 4. Ayet (90:4:1) لَقَدْ لقد lekad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2,3,4. Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
388 Şems 9. Ayet (91:9:1) قَدْ قد kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 7,8,9. Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
389 Şems 10. Ayet (91:10:1) وَقَدْ وقد ve kad ve elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.
390 İnşirâh 6. Ayet (94:6:1) اِنَّ ان inne elbette (vardır) إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
391 Kadir 1. Ayet (97:1:1) اِنَّٓا انا innâ elbette biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.
392 Âdiyât 7. Ayet (100:7:1) وَاِنَّهُ وانه ve innehu ve elbette o da إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hiç şüphesiz buna kendisi de şahittir.
393 Kevser 1. Ayet (108:1:1) اِنَّٓا انا innâ elbette biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz sana Kevser’i verdik.