| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 350 | Hâkka 45. Ayet (69:45:1) | لَاَخَذْنَا | لاخذنا | le-eḣażnâ | elbette alırdık | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 44,45. Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık. | |||||
| 351 | Hâkka 49. Ayet (69:49:1) | وَاِنَّا | وانا | ve innâ | ve elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz. | |||||
| 352 | Hâkka 49. Ayet (69:49:2) | لَنَعْلَمُ | لنعلم | lena’lemu | elbette biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz. | |||||
| 353 | Hâkka 50. Ayet (69:50:2) | لَحَسْرَةٌ | لحسرة | lehasratun | elbette hasrettir | ح س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Kur’an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir. | |||||
| 354 | Meâric 39. Ayet (70:39:2) | اِنَّا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık. | |||||
| 355 | Meâric 40. Ayet (70:40:6) | اِنَّا | انا | innâ | elbette bizim | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 40,41. Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez. | |||||
| 356 | Nûh 1. Ayet (71:1:1) | اِنَّٓا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz Nûh’u, kavmine, “Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar” diye peygamber olarak gönderdik. | |||||
| 357 | Nûh 7. Ayet (71:7:1) | وَاِنّ۪ي | واني | ve innî | ve elbette ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.” | |||||
| 358 | Nûh 8. Ayet (71:8:2) | اِنّ۪ي | اني | innî | elbette ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra ben onları açık açık davet ettim.” | |||||
| 359 | Nûh 21. Ayet (71:21:4) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | elbette onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh, dedi ki: “Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.” | |||||
| 360 | Cin 5. Ayet (72:5:1) | وَاَنَّا | وانا | ve ennâ | ve elbette biz | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk.” | |||||
| 361 | Cin 8. Ayet (72:8:1) | وَاَنَّا | وانا | ve ennâ | ve elbette biz | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.” | |||||
| 362 | Cin 9. Ayet (72:9:1) | وَاَنَّا | وانا | ve ennâ | ve elbette biz | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.” | |||||
| 363 | Cin 10. Ayet (72:10:1) | وَاَنَّا | وانا | ve ennâ | ve elbette biz | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?” | |||||
| 364 | Cin 14. Ayet (72:14:1) | وَاَنَّا | وانا | ve ennâ | ve elbette biz | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kuşkusuz içimizde müslüman olanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Kim müslüman olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır.” | |||||
| 365 | Cin 21. Ayet (72:21:2) | اِنّ۪ي | اني | innî | elbette ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim.” | |||||
| 366 | Cin 22. Ayet (72:22:2) | اِنّ۪ي | اني | innî | elbette beni | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Gerçekten beni Allah’a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O’ndan başka sığınacak kimse de bulamam.” | |||||
| 367 | Cin 28. Ayet (72:28:3) | قَدْ | قد | kad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 27,28. Ancak seçtiği resûller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür. | |||||
| 368 | İnsân 3. Ayet (76:3:1) | اِنَّا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder. | |||||
| 369 | İnsân 4. Ayet (76:4:1) | اِنَّٓا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık. | |||||
| 370 | Mürselât 7. Ayet (77:7:3) | لَوَاقِعٌۜ | لواقع | levâki’(un) | elbette olacaktır | و ق ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir. | |||||
| 371 | Mürselât 44. Ayet (77:44:1) | اِنَّا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. | |||||
| 372 | Nebe' 40. Ayet (78:40:1) | اِنَّٓا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık. | |||||
| 373 | Nâzi'ât 26. Ayet (79:26:4) | لَعِبْرَةً | لعبرة | le’ibraten | elbette ibret(ler) | ع ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunda Allah’tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır. | |||||
| 374 | Nâzi'ât 39. Ayet (79:39:1) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 37,38,39. Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır. | |||||
| 375 | Nâzi'ât 41. Ayet (79:41:1) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 40,41.Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır. | |||||
| 376 | Abese 11. Ayet (80:11:2) | اِنَّهَا | انها | innehâ | elbette o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur’an) bir öğüttür. | |||||
| 377 | Mutaffifîn 7. Ayet (83:7:5) | لَف۪ي | لفي | lefî | elbette | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, günahkârların yazısı, muhakkak “Siccîn”dedir. | |||||
| 378 | Mutaffifîn 16. Ayet (83:16:3) | لَصَالُوا | لصالوا | le-sâlû | elbette gireceklerdir | ص ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir. | |||||
| 379 | Mutaffifîn 18. Ayet (83:18:5) | لَف۪ي | لفي | lefî | elbette | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı “İlliyyûn”dadır. | |||||
| 380 | Mutaffifîn 22. Ayet (83:22:3) | لَف۪ي | لفي | lefî | elbette içindedirler | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz iyi kimseler, Naîm cennetindedirler. | |||||
| 381 | İnşikâk 6. Ayet (84:6:4) | اِنَّكَ | انك | inneke | elbette sen | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın. | |||||
| 382 | Târık 8. Ayet (86:8:4) | لَقَادِرٌۜ | لقادر | le-kâdir(un) | elbette kadirdir | ق د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah’ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter. | |||||
| 383 | Târık 13. Ayet (86:13:1) | اِنَّهُ | انه | innehu | elbette O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz o Kur’an, hak ile batılı ayırd eden bir sözdür. | |||||
| 384 | Târık 15. Ayet (86:15:1) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | elbette onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar, | |||||
| 385 | A'lâ 18. Ayet (87:18:3) | لَفِي | لفي | lefî | elbette vardı | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 18,19. Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Mûsâ’nın sayfalarında da vardır. | |||||
| 386 | Fecr 14. Ayet (89:14:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir. | |||||
| 387 | Beled 4. Ayet (90:4:1) | لَقَدْ | لقد | lekad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4. Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık. | |||||
| 388 | Şems 9. Ayet (91:9:1) | قَدْ | قد | kad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 7,8,9. Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. | |||||
| 389 | Şems 10. Ayet (91:10:1) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır. | |||||
| 390 | İnşirâh 6. Ayet (94:6:1) | اِنَّ | ان | inne | elbette (vardır) | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. | |||||
| 391 | Kadir 1. Ayet (97:1:1) | اِنَّٓا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. | |||||
| 392 | Âdiyât 7. Ayet (100:7:1) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | ve elbette o da | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç şüphesiz buna kendisi de şahittir. | |||||
| 393 | Kevser 1. Ayet (108:1:1) | اِنَّٓا | انا | innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz sana Kevser’i verdik. | |||||