"emri" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 69 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 109. Ayet (2:109:27) بِاَمْرِه۪ۜ بامره bi-emrih(i) emrini أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir.
2 Âl-i İmran 128. Ayet (3:128:4) الْاَمْرِ الامر l-emri o konuda أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.
3 Âl-i İmran 147. Ayet (3:147:13) اَمْرِنَا امرنا emrinâ işimizde أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onların sözleri ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti.
4 Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:13) الْاَمْرِ الامر l-emri (verilen) emir أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
5 Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:26) الْاَمْرِ الامر l-emri bu işten أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
6 Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:46) الْاَمْرِ الامر l-emri bu işten أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
7 Nisâ 59. Ayet (4:59:10) الْاَمْرِ الامر l-emri buyruk أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.[123] Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.
8 Nisâ 83. Ayet (4:83:16) الْاَمْرِ الامر l-emri buyruk أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız.
9 Mâide 52. Ayet (5:52:19) اَمْرٍ امر emrin bir iş أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar.
10 Mâide 95. Ayet (5:95:38) اَمْرِه۪ۜ امره emrih(i) yaptığı işin أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.
11 A'raf 54. Ayet (7:54:24) بِاَمْرِه۪ۜ بامره bi-emrih(i) buyruğuna أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a[219] kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir.
12 A'raf 77. Ayet (7:77:5) اَمْرِ امر emri buyruğu- أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler.
13 Enfal 43. Ayet (8:43:0) الْاَمْرِ الامر l-emri (savaş) iş(in)de أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
14 Tevbe 24. Ayet (9:24:0) بِاَمْرِه۪ۜ بامره bi-emrih(i) emrini أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.”
15 Tevbe 106. Ayet (9:106:0) لِاَمْرِ لامر li-emri emrine أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da, Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
16 Hûd 43. Ayet (11:43:13) اَمْرِ امر emri emri- أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
17 Hûd 73. Ayet (11:73:4) اَمْرِ امر emri işine أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Melekler, “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye lâyıktır, şanı yücedir.” dediler.
18 Yusuf 15. Ayet (12:15:13) بِاَمْرِهِمْ بامرهم bi-emrihim onların işlerini أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.
19 Yusuf 21. Ayet (12:21:27) اَمْرِه۪ امره emrihi işinde أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
20 Ra'd 11. Ayet (13:11:10) اَمْرِ امر emri emrinden أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar.[290] Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.
21 İbrahim 32. Ayet (14:32:22) بِاَمْرِه۪ۚ بامره bi-emrih(i) buyruğuyla أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.
22 Nahl 2. Ayet (16:2:5) اَمْرِه۪ امره emrihi emri- أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Benden başka ilâh yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir.
23 Nahl 12. Ayet (16:12:9) بِاَمْرِه۪ۜ بامره bi-emrih(i) O'nun emriyle أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.
24 İsrâ 85. Ayet (17:85:7) اَمْرِ امر emri emrindendir أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”
25 Kehf 10. Ayet (18:10:15) اَمْرِنَا امرنا emrinâ şu işimizden أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” demişlerdi.
26 Kehf 16. Ayet (18:16:18) اَمْرِكُمْ امركم emrikum (şu) işinizden أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) (İçlerinden biri şöyle dedi:) “Mademki onlardan ve Allah’tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o hâlde mağaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın.”[327]
27 Kehf 21. Ayet (18:21:29) اَمْرِهِمْ امرهم emrihim onların işine أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, (insanları) onların hâlinden haberdar ettik ki, Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevî tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), “Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların hâlini daha iyi bilir” dediler. Duruma hâkim olanlar ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler.
28 Kehf 50. Ayet (18:50:14) اَمْرِ امر emri buyruğunun أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
29 Kehf 73. Ayet (18:73:9) اَمْر۪ي امري emrî bu işimden أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.[331]
30 Kehf 82. Ayet (18:82:28) اَمْر۪يۜ امري emrî ben kendiliğimden أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.”
31 Kehf 88. Ayet (18:88:12) اَمْرِنَا امرنا emrinâ buyruğumuz- أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükâfat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.”
32 Meryem 64. Ayet (19:64:4) بِاَمْرِ بامر bi-emri emri أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Cebrail, şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdekiler, arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur. Rabbin unutkan değildir.”[348]
33 Tâhâ 26. Ayet (20:26:3) اَمْر۪يۙ امري emrî işimi أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) “İşimi bana kolaylaştır.”
34 Tâhâ 32. Ayet (20:32:3) اَمْر۪يۙ امري emrî işime أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Onu işime ortak et.”
35 Tâhâ 90. Ayet (20:90:17) اَمْر۪ي امري emrî buyruğuma أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.”
36 Tâhâ 93. Ayet (20:93:4) اَمْر۪ي امري emrî buyruğuma أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) 92,93. Mûsâ, (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?”
37 Enbiyâ 27. Ayet (21:27:5) بِاَمْرِه۪ بامره bi-emrihi O'nun buyruğunu أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler.
38 Enbiyâ 73. Ayet (21:73:4) بِاَمْرِنَا بامرنا bi-emrinâ emrimizle أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.
39 Enbiyâ 81. Ayet (21:81:5) بِاَمْرِه۪ٓ بامره bi-emrihi onun emriyle أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
40 Hacc 65. Ayet (22:65:14) بِاَمْرِه۪ۜ بامره bi-emrihi emriyle أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
41 Nûr 62. Ayet (24:62:11) اَمْرٍ امر emrin bir iş أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O hâlde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
42 Nûr 63. Ayet (24:63:20) اَمْرِه۪ٓ امره emrihi onun emrine أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
43 Neml 32. Ayet (27:32:7) اَمْر۪يۚ امري emrî (bu) işimde أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem.”
44 Rum 25. Ayet (30:25:7) بِاَمْرِه۪ۜ بامره bi-emrih(i) O'nun buyruğuyla أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı, bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz.
45 Rum 46. Ayet (30:46:12) بِاَمْرِه۪ بامره bi-emrihi buyruğuyla أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Rüzgârları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması, O’nun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar.
46 Secde 24. Ayet (32:24:5) بِاَمْرِنَا بامرنا bi-emrinâ buyruğumuzla أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.
47 Ahzab 36. Ayet (33:36:16) اَمْرِهِمْۜ امرهم emrihim o işi أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.
48 Sebe' 12. Ayet (34:12:23) اَمْرِنَا امرنا emrinâ buyruğumuz- أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgârı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.
49 Sâd 36. Ayet (38:36:5) بِاَمْرِه۪ بامره bi-emrihi onun buyruğuyla أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Rüzgâr, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.
50 Mü'min 15. Ayet (40:15:8) اَمْرِه۪ امره emrihi emrinden olan أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, dereceleri hakkıyla yükseltendir, Arş’ın sahibidir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için, irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine, kendi indirir.