| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | A'raf 96. Ayet (7:96:9) | بَرَكَاتٍ | بركات | berakâtin | bolluklar | ب ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. | |||||
| 2 | Yusuf 77. Ayet (12:77:5) | سَرَقَ | سرق | seraka | çalmıştı | س ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı.” Yûsuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, “Siz kötü bir durumdasınız; anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. | |||||
| 3 | Hicr 18. Ayet (15:18:3) | اسْتَرَقَ | استرق | steraka | hırsızlığı eden | س ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir. | |||||
| 4 | Yusuf 81. Ayet (12:81:9) | سَرَقَۚ | سرق | seraka | hırsızlık etti | س ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik.” | |||||
| 5 | Nisâ 105. Ayet (4:105:10) | اَرٰيكَ | اريك | erâka | sana gösterdiği | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma. | |||||
| 6 | Yusuf 91. Ayet (12:91:4) | اٰثَرَكَ | اثرك | âśeraka | seni üstün kıldı | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Allah’a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik.” | |||||
| 7 | Hûd 73. Ayet (11:73:8) | وَبَرَكَاتُهُ | وبركاته | ve berakâtuhu | ve bereketleri | ب ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye lâyıktır, şanı yücedir.” dediler. | |||||
| 8 | Hûd 48. Ayet (11:48:7) | وَبَرَكَاتٍ | وبركات | ve berakâtin | ve bereketlerle | ب ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.” | |||||
| 9 | Bakara 266. Ayet (2:266:28) | فَاحْتَرَقَتْۜ | فاحترقت | fahterakat | yakıp kül etsin | ح ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.[75] | |||||
| 10 | En'am 59. Ayet (6:59:16) | وَرَقَةٍ | ورقة | verakatin | yaprak | و ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın. | |||||