| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 67. Ayet (2:67:12) | اَتَتَّخِذُنَا | اتتخذنا | etetteḣiżunâ | bizimle ediyor musun? | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ kavmine, “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.[24] | |||||
| 2 | Bakara 224. Ayet (2:224:8) | وَتَتَّقُوا | وتتقوا | vetettekû | ve sakınmanıza | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik etmemek, takvaya sarılmamak, insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 3 | Bakara 261. Ayet (2:261:10) | اَنْبَتَتْ | انبتت | enbetet | veren | ن ب ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 125. Ayet (3:125:4) | وَتَتَّقُوا | وتتقوا | vetettekû | ve korunursanız | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 179. Ayet (3:179:33) | وَتَتَّقُوا | وتتقوا | vetettekû | ve korunursanız | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 6 | En'am 40. Ayet (6:40:8) | اَتَتْكُمُ | اتتكم | etetkumu | gelse | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). | |||||
| 7 | En'am 74. Ayet (6:74:6) | اَتَتَّخِذُ | اتتخذ | etetteḣiżu | mi ediniyorsun? | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, babası Âzer’e, “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti. | |||||
| 8 | A'raf 82. Ayet (7:82:13) | يَتَطَهَّرُونَ | يتطهرون | yetetahherûn(e) | fazla temizlenen | ط ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin cevabı ise sadece, “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!..” demek oldu. | |||||
| 9 | Tevbe 70. Ayet (9:70:0) | اَتَتْهُمْ | اتتهم | etethum | onlara getirmişti | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 10 | Tevbe 108. Ayet (9:108:0) | يَتَطَهَّرُواۜ | يتطهروا | yetetahherû | temizlenmeyi | ط ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha lâyıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever. | |||||
| 11 | Meryem 27. Ayet (19:27:1) | فَاَتَتْ | فاتت | fe-etet | getirdi | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” | |||||
| 12 | Tâhâ 126. Ayet (20:126:3) | اَتَتْكَ | اتتك | etetke | sana geldiğinde | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Evet, öyle. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der. | |||||
| 13 | Hacc 5. Ayet (22:5:66) | وَاَنْبَتَتْ | وانبتت | ve enbetet | ve bitirir | ن ب ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 14 | Neml 56. Ayet (27:56:15) | يَتَطَهَّرُونَ | يتطهرون | yetetahherûn(e) | temiz kalmak isteyen() | ط ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” | |||||
| 15 | Zâriyât 42. Ayet (51:42:5) | اَتَتْ | اتت | etet | geçtiği | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu. | |||||