| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 500 | En'am 73. Ayet (6:73:7) | وَيَوْمَ | ويوم | ve yevme | ve gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. | |||||
| 501 | En'am 73. Ayet (6:73:15) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. | |||||
| 502 | En'am 76. Ayet (6:76:6) | كَوْكَبًاۚ | كوكبا | kevkebâ(en) | bir yıldız | ك و ك ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi. | |||||
| 503 | En'am 88. Ayet (6:88:10) | وَلَوْ | ولو | ve lev | eğer | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, Allah’ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmişti. | |||||
| 504 | En'am 93. Ayet (6:93:8) | اَوْ | او | ev | ya da | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen! | |||||
| 505 | En'am 93. Ayet (6:93:23) | وَلَوْ | ولو | ve lev | eğer | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen! | |||||
| 506 | En'am 93. Ayet (6:93:29) | الْمَوْتِ | الموت | l-mevti | ölüm | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen! | |||||
| 507 | En'am 93. Ayet (6:93:35) | اَلْيَوْمَ | اليوم | elyevme | bugün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen! | |||||
| 508 | En'am 93. Ayet (6:93:36) | تُجْزَوْنَ | تجزون | tuczevne | cezalandırılacaksınız | ج ز ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen! | |||||
| 509 | En'am 94. Ayet (6:94:6) | اَوَّلَ | اول | evvele | ilk | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. | |||||
| 510 | En'am 95. Ayet (6:95:5) | وَالنَّوٰىۜ | والنوى | ve-nnevâ | ve çekirdeği | ن و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte budur Allah! Peki (O’ndan) nasıl çevriliyorsunuz? | |||||
| 511 | En'am 98. Ayet (6:98:8) | وَمُسْتَوْدَعٌۜ | ومستودع | ve mustevde’(un) | ve emanet yeri vardır | و د ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. | |||||
| 512 | En'am 107. Ayet (6:107:1) | وَلَوْ | ولو | ve lev | ve eğer | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. | |||||
| 513 | En'am 110. Ayet (6:110:8) | اَوَّلَ | اول | evvele | ilk | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. | |||||
| 514 | En'am 111. Ayet (6:111:1) | وَلَوْ | ولو | ve lev | ve eğer | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 515 | En'am 111. Ayet (6:111:7) | الْمَوْتٰى | الموتى | l-mevtâ | ölüler | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 516 | En'am 112. Ayet (6:112:16) | وَلَوْ | ولو | ve lev | ve eğer | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. | |||||
| 517 | En'am 120. Ayet (6:120:9) | سَيُجْزَوْنَ | سيجزون | seyuczevne | cezasını çekeceklerdir | ج ز ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır. | |||||
| 518 | En'am 121. Ayet (6:121:15) | اَوْلِيَٓائِهِمْ | اوليائهم | evliyâihim | dostlarına | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.[192] | |||||
| 519 | En'am 122. Ayet (6:122:1) | اَوَمَنْ | اومن | eve-men | kimse gibi midir? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. | |||||
| 520 | En'am 128. Ayet (6:128:1) | وَيَوْمَ | ويوم | ve yevme | ve gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 521 | En'am 128. Ayet (6:128:12) | اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمْ | اولياؤهم | evliyâuhum | onların dostları | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 522 | En'am 130. Ayet (6:130:14) | يَوْمِكُمْ | يومكم | yevmikum | gününüzle | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün Allah, şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. | |||||
| 523 | En'am 135. Ayet (6:135:9) | فَسَوْفَ | فسوف | fe-sevfe | yakında | سَوْفَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz, zalimler kurtuluşa eremezler. | |||||
| 524 | En'am 137. Ayet (6:137:7) | اَوْلَادِهِمْ | اولادهم | evlâdihim | evladlarını | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helâke sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. | |||||
| 525 | En'am 137. Ayet (6:137:13) | وَلَوْ | ولو | ve lev | eğer | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helâke sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. | |||||
| 526 | En'am 140. Ayet (6:140:5) | اَوْلَادَهُمْ | اولادهم | evlâdehum | çocuklarını | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan etmişlerdir. Gerçekten onlar sapmışlardır. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. | |||||
| 527 | En'am 141. Ayet (6:141:24) | يَوْمَ | يوم | yevme | günü | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır.[196] Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü)[197] verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. | |||||
| 528 | En'am 145. Ayet (6:145:16) | اَوْ | او | ev | yahut | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.[200] | |||||
| 529 | En'am 145. Ayet (6:145:19) | اَوْ | او | ev | yahut | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.[200] | |||||
| 530 | En'am 145. Ayet (6:145:24) | اَوْ | او | ev | ya da | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.[200] | |||||
| 531 | En'am 146. Ayet (6:146:18) | اَوِ | او | evi | yahut | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık.[201] Biz elbette doğru söyleyenleriz. | |||||
| 532 | En'am 146. Ayet (6:146:20) | اَوْ | او | ev | ya da | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık.[201] Biz elbette doğru söyleyenleriz. | |||||
| 533 | En'am 148. Ayet (6:148:4) | لَوْ | لو | lev | şayet | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” | |||||
| 534 | En'am 149. Ayet (6:149:5) | فَلَوْ | فلو | felev | eğer | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi.”[202] | |||||
| 535 | En'am 151. Ayet (6:151:2) | تَعَالَوْا | تعالوا | te’âlev | gelin | ع ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.[203] Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.[204] İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” | |||||
| 536 | En'am 151. Ayet (6:151:16) | اَوْلَادَكُمْ | اولادكم | evlâdekum | çocuklarınızı | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.[203] Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.[204] İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” | |||||
| 537 | En'am 151. Ayet (6:151:24) | الْفَوَاحِشَ | الفواحش | l-fevâhişe | fuhuşlara | ف ح ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.[203] Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.[204] İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” | |||||
| 538 | En'am 152. Ayet (6:152:12) | وَاَوْفُوا | واوفوا | ve evfû | ve tam yapın | و ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.[205] Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.[206] (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. | |||||
| 539 | En'am 152. Ayet (6:152:24) | وَلَوْ | ولو | ve lev | eğer | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.[205] Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.[206] (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. | |||||
| 540 | En'am 152. Ayet (6:152:30) | اَوْفُواۜ | اوفوا | evfû | tutun | و ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.[205] Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.[206] (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. | |||||
| 541 | En'am 157. Ayet (6:157:1) | اَوْ | او | ev | yahut | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 156,157. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. | |||||
| 542 | En'am 157. Ayet (6:157:3) | لَوْ | لو | lev | eğer | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 156,157. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. | |||||
| 543 | En'am 158. Ayet (6:158:7) | اَوْ | او | ev | yahut | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.” | |||||
| 544 | En'am 158. Ayet (6:158:10) | اَوْ | او | ev | ya da | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.” | |||||
| 545 | En'am 158. Ayet (6:158:15) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.” | |||||
| 546 | En'am 158. Ayet (6:158:29) | اَوْ | او | ev | ya da | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.” | |||||
| 547 | En'am 163. Ayet (6:163:7) | اَوَّلُ | اول | evvelu | ilkiyim | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.” | |||||
| 548 | En'am 165. Ayet (6:165:8) | فَوْقَ | فوق | fevka | üzerine | ف و ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 549 | A'raf 3. Ayet (7:3:11) | اَوْلِيَٓاءَۜ | اولياء | evliyâ/(e) | velilere | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! | |||||