"ev" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 2214 sonuç bulundu.
750 - 800 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
750 Tevbe 114. Ayet (9:114:0) لَاَوَّاهٌ لاواه le-evvâhun çok içli idi أ و ه
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim’in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi.[263] Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi.
751 Tevbe 118. Ayet (9:118:0) التَّوَّابُ التواب ttevvâbu tevbeyi çok kabul eden ت و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti.[264] Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah’(ın azabın)dan yine O’na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hâllerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.
752 Tevbe 120. Ayet (9:120:0) مَوْطِئًا موطئا mevti-en bir yere و ط أ
Diyanet İşleri (Yeni) Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez.
753 Tevbe 122. Ayet (9:122:0) فَلَوْلَا فلولا fe-levlâ gerekmez mi? لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar.[265]
754 Tevbe 126. Ayet (9:126:0) اَوَلَا اولا evelâ  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belâya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar.
755 Tevbe 126. Ayet (9:126:0) اَوْ او ev veya أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belâya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar.
756 Tevbe 129. Ayet (9:129:0) تَوَلَّوْا تولوا tevellev yüz çevirirlerse و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın sahibidir.”
757 Tevbe 129. Ayet (9:129:0) تَوَكَّلْتُ توكلت tevekkeltu dayandım و ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın sahibidir.”
758 Yunus 2. Ayet (10:2:0) اَوْحَيْنَٓا اوحينا evhaynâ vahyetmemiz و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?
759 Yunus 3. Ayet (10:3:0) اسْتَوٰى استوى stevâ kuşattı س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a[267] kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?
760 Yunus 11. Ayet (10:11:0) وَلَوْ ولو ve lev ve eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakırız.
761 Yunus 12. Ayet (10:12:0) اَوْ او ev veya أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
762 Yunus 12. Ayet (10:12:0) اَوْ او ev yahut أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
763 Yunus 15. Ayet (10:15:0) اَوْ او ev veya أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım.”
764 Yunus 15. Ayet (10:15:0) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım.”
765 Yunus 16. Ayet (10:16:0) لَوْ لو lev şayet لَو
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?”
766 Yunus 16. Ayet (10:16:0) تَلَوْتُهُ تلوته televtuhu bunu okumazdım ت ل و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?”
767 Yunus 17. Ayet (10:17:0) اَوْ او ev yahut أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Artık, Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.
768 Yunus 19. Ayet (10:19:0) وَلَوْلَا ولولا ve levlâ eğer olmasaydı لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di.
769 Yunus 20. Ayet (10:20:0) لَوْلَٓا لولا levlâ keşke لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar. De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!”
770 Yunus 22. Ayet (10:22:0) الْمَوْجُ الموج l-mevcu dalgalar م و ج
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar.
771 Yunus 24. Ayet (10:24:0) اَوْ او ev veya أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
772 Yunus 28. Ayet (10:28:0) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onların hepsini bir araya toplayacağımız, sonra da Allah’a ortak koşanlara, “Siz de, ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz.”
773 Yunus 30. Ayet (10:30:0) مَوْلٰيهُمُ موليهم mevlâhumu mevlaları olan و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek), hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilâh diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir.
774 Yunus 42. Ayet (10:42:0) وَلَوْ ولو ve lev üstelik لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?
775 Yunus 43. Ayet (10:43:0) وَلَوْ ولو ve lev ve eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden sana bakanlar da vardır. Fakat körlere, hele gerçeği görmüyorlarsa, sen mi doğru yolu göstereceksin?
776 Yunus 45. Ayet (10:45:0) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.
777 Yunus 46. Ayet (10:46:0) اَوْ او ev ya da أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir.
778 Yunus 46. Ayet (10:46:0) نَتَوَفَّيَنَّكَ نتوفينك neteveffeyenneke seni vefat ettirsek و ف ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir.
779 Yunus 50. Ayet (10:50:0) اَوْ او ev veya أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Söyleyin bakalım, O’nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir.)
780 Yunus 52. Ayet (10:52:0) تُجْزَوْنَ تجزون tuczevne cezalandırılıyor ج ز ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra da zulmedenlere, “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir.
781 Yunus 54. Ayet (10:54:0) وَلَوْ ولو ve lev ve şayet لَو
Diyanet İşleri (Yeni) (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.
782 Yunus 54. Ayet (10:54:0) رَاَوُا راوا raevû gördükleri ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.
783 Yunus 57. Ayet (10:57:0) مَوْعِظَةٌ موعظة mev’izatun bir öğüt و ع ظ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.
784 Yunus 60. Ayet (10:60:0) يَوْمَ يوم yevme günü (hakkında) ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler.
785 Yunus 62. Ayet (10:62:0) اَوْلِيَٓاءَ اولياء evliyâe dostları için و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.
786 Yunus 64. Ayet (10:64:0) الْفَوْزُ الفوز l-fevzu kurtuluştur ف و ز
Diyanet İşleri (Yeni) Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır.
787 Yunus 71. Ayet (10:71:0) تَوَكَّلْتُ توكلت tevekkeltu güvendim و ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh’un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin!
788 Yunus 72. Ayet (10:72:0) تَوَلَّيْتُمْ توليتم tevelleytum yüz çevirirseniz و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allah’a aittir. Bana müslümanlardan olmam emredildi.”
789 Yunus 82. Ayet (10:82:0) وَلَوْ ولو ve lev şayet لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Suçluların hoşuna gitmese de, Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir.”
790 Yunus 84. Ayet (10:84:0) تَوَكَّلُٓوا توكلوا tevekkelû güvenin و ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah’a iman etmişseniz, eğer O’na teslim olmuş kimseler iseniz, artık sadece O’na tevekkül edin” dedi.
791 Yunus 85. Ayet (10:85:0) تَوَكَّلْنَاۚ توكلنا tevekkelnâ güvendik و ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!”
792 Yunus 87. Ayet (10:87:0) وَاَوْحَيْنَٓا واوحينا ve evhaynâ ve vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik.
793 Yunus 87. Ayet (10:87:0) تَبَوَّاٰ تبوا tebevveâ hazırlayın ب و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik.
794 Yunus 92. Ayet (10:92:0) فَالْيَوْمَ فاليوم fel-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.
795 Yunus 93. Ayet (10:93:0) بَوَّأْنَا بوأنا bevve/nâ yerleştirdik ب و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
796 Yunus 93. Ayet (10:93:0) مُبَوَّاَ مبوا mubevve-e bir yere ب و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
797 Yunus 93. Ayet (10:93:0) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
798 Yunus 97. Ayet (10:97:0) وَلَوْ ولو ve lev bile لَو
Diyanet İşleri (Yeni) 96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
799 Yunus 98. Ayet (10:98:0) فَلَوْلَا فلولا fe-levlâ bulunsaydı ya! لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık.