"ev" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 2214 sonuç bulundu.
1350 - 1400 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1350 Şu'arâ 137. Ayet (26:137:5) الْاَوَّل۪ينَۙ الاولين l-evvelîn(e) evvelkilerin أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir.”
1351 Şu'arâ 155. Ayet (26:155:8) يَوْمٍ يوم yevmin bir gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Salih, şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.”
1352 Şu'arâ 156. Ayet (26:156:6) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”
1353 Şu'arâ 181. Ayet (26:181:1) اَوْفُوا اوفوا evfû tam yapın و ف ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın.”
1354 Şu'arâ 183. Ayet (26:183:6) تَعْثَوْا تعثوا ta’śev karışıklık çıkarmayın ع ث و
Diyanet İşleri (Yeni) “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
1355 Şu'arâ 184. Ayet (26:184:5) الْاَوَّل۪ينَۜ الاولين l-evvelîn(e) önceki أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının.”
1356 Şu'arâ 189. Ayet (26:189:4) يَوْمِ يوم yevmi gününün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar Şu’ayb’ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.[401]
1357 Şu'arâ 189. Ayet (26:189:9) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar Şu’ayb’ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.[401]
1358 Şu'arâ 196. Ayet (26:196:4) الْاَوَّل۪ينَ الاولين l-evvelîn(e) evvelkilerin أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.
1359 Şu'arâ 197. Ayet (26:197:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir?
1360 Şu'arâ 198. Ayet (26:198:1) وَلَوْ ولو ve lev ve şayet لَو
Diyanet İşleri (Yeni) 198,199. Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı.
1361 Şu'arâ 217. Ayet (26:217:1) وَتَوَكَّلْ وتوكل ve tevekkel ve tevekkül et و ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) 217,218,219. Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.
1362 Neml 7. Ayet (27:7:11) اَوْ او ev yahut أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ, ailesine, “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.[405]
1363 Neml 18. Ayet (27:18:3) اَتَوْا اتوا etev geldikleri أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.
1364 Neml 19. Ayet (27:19:7) اَوْزِعْن۪ٓي اوزعني evzi’nî gönlüme ilham eyle و ز ع
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
1365 Neml 21. Ayet (27:21:4) اَوْ او ev ya da أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.”
1366 Neml 21. Ayet (27:21:6) اَوْ او ev yahut da أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.”
1367 Neml 28. Ayet (27:28:7) تَوَلَّ تول tevelle biraz öteye çekil و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak.”
1368 Neml 46. Ayet (27:46:9) لَوْلَا لولا levlâ gerekmez mi? لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Salih, onlara “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!”
1369 Neml 56. Ayet (27:56:3) جَوَابَ جواب cevâbe cevabı ج و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)”
1370 Neml 68. Ayet (27:68:12) الْاَوَّل۪ينَ الاولين l-evvelîn(e) öncekilerin أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.”
1371 Neml 79. Ayet (27:79:1) فَتَوَكَّلْ فتوكل fe-tevekkel o halde tevekkül et و ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.
1372 Neml 80. Ayet (27:80:4) الْمَوْتٰى الموتى l-mevtâ ölülere م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
1373 Neml 80. Ayet (27:80:10) وَلَّوْا ولوا vellev kaçtıkları و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
1374 Neml 83. Ayet (27:83:1) وَيَوْمَ ويوم ve yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.[411]
1375 Neml 83. Ayet (27:83:6) فَوْجًا فوجا fevcen bir cemaat ف و ج
Diyanet İşleri (Yeni) Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.[411]
1376 Neml 87. Ayet (27:87:1) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler.
1377 Neml 87. Ayet (27:87:17) اَتَوْهُ اتوه etevhu O'na gelirler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler.
1378 Neml 89. Ayet (27:89:10) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.
1379 Neml 90. Ayet (27:90:9) تُجْزَوْنَ تجزون tuczevne cezalandırılıyorsunuz ج ز ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.)
1380 Kasas 7. Ayet (28:7:1) وَاَوْحَيْنَٓا واوحينا ve evhaynâ ve vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
1381 Kasas 9. Ayet (28:9:13) اَوْ او ev ya da أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
1382 Kasas 10. Ayet (28:10:10) لَوْلَٓا لولا levlâ eğer olmasaydık لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
1383 Kasas 14. Ayet (28:14:4) وَاسْتَوٰٓى واستوى vestevâ ve olgunlaşınca س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız.
1384 Kasas 22. Ayet (28:22:2) تَوَجَّهَ توجه teveccehe yönelince و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde, “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi.
1385 Kasas 22. Ayet (28:22:10) سَوَٓاءَ سواء sevâe doğru س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde, “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi.
1386 Kasas 24. Ayet (28:24:4) تَوَلّٰٓى تولى tevellâ çekildi و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip, “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” dedi.
1387 Kasas 25. Ayet (28:25:23) نَجَوْتَ نجوت necevte kurtuldun ن ج و
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. Mûsâ, onun (Şu’ayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şu’ayb, “Korkma, o zalim kavimden kurtuldun” dedi.
1388 Kasas 29. Ayet (28:29:22) اَوْ او ev yahut أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”[414] dedi.
1389 Kasas 36. Ayet (28:36:17) الْاَوَّل۪ينَ الاولين l-evvelîn(e) ilk أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, “Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler.
1390 Kasas 38. Ayet (28:38:12) فَاَوْقِدْ فاوقد fe-evkid ateş yak و ق د
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
1391 Kasas 41. Ayet (28:41:6) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.
1392 Kasas 42. Ayet (28:42:6) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve günü ise ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Bu dünyada onları lânete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır.
1393 Kasas 47. Ayet (28:47:1) وَلَوْلَٓا ولولا ve levlâ keşke olmasalardı لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
1394 Kasas 47. Ayet (28:47:10) لَوْلَٓا لولا levlâ keşke لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
1395 Kasas 48. Ayet (28:48:7) لَوْلَٓا لولا levlâ değil miydi? لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler.
1396 Kasas 48. Ayet (28:48:13) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler.
1397 Kasas 50. Ayet (28:50:13) هَوٰيهُ هويه hevâhu kendi keyfine ه و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.
1398 Kasas 54. Ayet (28:54:2) يُؤْتَوْنَ يؤتون yu/tevne verilir أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir.
1399 Kasas 57. Ayet (28:57:9) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.