"ev" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 2214 sonuç bulundu.
1750 - 1800 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1750 Zuhruf 32. Ayet (43:32:14) فَوْقَ فوق fevka üzerine ف و ق
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.
1751 Zuhruf 33. Ayet (43:33:1) وَلَوْلَٓا ولولا ve levlâ (sözkonusu) olmasaydı لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.
1752 Zuhruf 39. Ayet (43:39:3) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız” denir.
1753 Zuhruf 40. Ayet (43:40:4) اَوْ او ev yahut أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
1754 Zuhruf 42. Ayet (43:42:1) اَوْ او ev yahut أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter.
1755 Zuhruf 44. Ayet (43:44:5) وَسَوْفَ وسوف ve sevfe ve yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
1756 Zuhruf 53. Ayet (43:53:1) فَلَوْلَٓا فلولا fe-levlâ değil miydi? لَوْلَا
Diyanet İşleri (Yeni) “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?”
1757 Zuhruf 53. Ayet (43:53:7) اَوْ او ev yahut أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?”
1758 Zuhruf 60. Ayet (43:60:1) وَلَوْ ولو ve lev ve eğer لَو
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık.
1759 Zuhruf 65. Ayet (43:65:10) يَوْمٍ يوم yevmin bir günün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin hâline!
1760 Zuhruf 67. Ayet (43:67:2) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.
1761 Zuhruf 68. Ayet (43:68:6) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.”
1762 Zuhruf 77. Ayet (43:77:1) وَنَادَوْا ونادوا ve nâdev ve seslendiler ن د و
Diyanet İşleri (Yeni) (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin.” O da, “Siz hep böyle kalacaksınız” der.
1763 Zuhruf 81. Ayet (43:81:7) اَوَّلُ اول evvelu ilki أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum.”
1764 Zuhruf 83. Ayet (43:83:6) يَوْمَهُمُ يومهم yevmehumu günlerine ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.
1765 Zuhruf 89. Ayet (43:89:5) فَسَوْفَ فسوف fe-sevfe yakında  سَوْفَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. Yakında bilecekler.
1766 Duhân 8. Ayet (44:8:10) الْاَوَّل۪ينَ الاولين l-evvelîn(e) önceki أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.
1767 Duhân 10. Ayet (44:10:2) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Göğün açık bir duman[486] getireceği günü bekle.
1768 Duhân 14. Ayet (44:14:2) تَوَلَّوْا تولوا tevellev yüz çevirdiler و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!” dediler.
1769 Duhân 16. Ayet (44:16:1) يَوْمَ يوم yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.
1770 Duhân 28. Ayet (44:28:2) وَاَوْرَثْنَاهَا واورثناها ve evraśnâhâ ve biz onları miras verdik و ر ث
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
1771 Duhân 35. Ayet (44:35:4) مَوْتَتُنَا موتتنا mevtetunâ ölümümüzden م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) 34,35. Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz.”
1772 Duhân 40. Ayet (44:40:2) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.
1773 Duhân 41. Ayet (44:41:1) يَوْمَ يوم yevme o gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.
1774 Duhân 41. Ayet (44:41:4) مَوْلًى مولى mevlen dost و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.
1775 Duhân 41. Ayet (44:41:6) مَوْلًى مولى mevlen dostu- و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.
1776 Duhân 47. Ayet (44:47:4) سَوَٓاءِ سواء sevâi ortasına س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah, görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin.”
1777 Duhân 48. Ayet (44:48:3) فَوْقَ فوق fevka üstüne ف و ق
Diyanet İşleri (Yeni) “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.”
1778 Duhân 54. Ayet (44:54:2) وَزَوَّجْنَاهُمْ وزوجناهم ve zevvecnâhum onları evlendirmişizdir ز و ج
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
1779 Duhân 56. Ayet (44:56:4) الْمَوْتَ الموت l-mevte ölüm م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.
1780 Duhân 56. Ayet (44:56:6) الْمَوْتَةَ الموتة l-mevtete ölümden م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.
1781 Duhân 57. Ayet (44:57:6) الْفَوْزُ الفوز l-fevzu başarı ف و ز
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.
1782 Câsiye 5. Ayet (45:5:15) مَوْتِهَا موتها mevtihâ ölümünden م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgârları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır.
1783 Câsiye 10. Ayet (45:10:16) اَوْلِيَٓاءَۚ اولياء evliyâ/(e) veliler و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Arkalarında da cehennem vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için elbette büyük bir azap vardır.
1784 Câsiye 17. Ayet (45:17:19) يَوْمَ يوم yevme günü ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir.
1785 Câsiye 19. Ayet (45:19:11) اَوْلِيَٓاءُ اولياء evliyâu velisidirler و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü onlar, Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur.
1786 Câsiye 21. Ayet (45:21:12) سَوَٓاءً سواء sevâen bir olacak (öyle mi?) س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
1787 Câsiye 23. Ayet (45:23:5) هَوٰيهُ هويه hevâhu keyfini ه و ي
Diyanet İşleri (Yeni) Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
1788 Câsiye 26. Ayet (45:26:9) يَوْمِ يوم yevmi gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler.”
1789 Câsiye 27. Ayet (45:27:5) وَيَوْمَ ويوم ve yevme ve gün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.
1790 Câsiye 27. Ayet (45:27:8) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin işte o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.
1791 Câsiye 28. Ayet (45:28:10) اَلْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.”
1792 Câsiye 28. Ayet (45:28:11) تُجْزَوْنَ تجزون tuczevne cezalandırılacaksınız ج ز ي
Diyanet İşleri (Yeni) O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.”
1793 Câsiye 30. Ayet (45:30:12) الْفَوْزُ الفوز l-fevzu başarı ف و ز
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır.
1794 Câsiye 34. Ayet (45:34:2) الْيَوْمَ اليوم l-yevme bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur.”
1795 Câsiye 34. Ayet (45:34:7) يَوْمِكُمْ يومكم yevmikum gününüzle ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur.”
1796 Câsiye 35. Ayet (45:35:10) فَالْيَوْمَ فاليوم fel-yevme artık bugün ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez.
1797 Ahkaf 4. Ayet (46:4:23) اَوْ او ev yahut أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
1798 Ahkaf 5. Ayet (46:5:13) يَوْمِ يوم yevmi gününe ي و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.
1799 Ahkaf 11. Ayet (46:11:6) لَوْ لو lev şayet لَو
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler.