| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 2000 | Münafikun 5. Ayet (63:5:4) | تَعَالَوْا | تعالوا | te’âlev | gelin | ع ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O münafıklara, “Gelin, Allah’ın Resûlü sizin için bağışlama dilesin” denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün. | |||||
| 2001 | Münafikun 5. Ayet (63:5:9) | لَوَّوْا | لووا | levvev | çevirirler | ل و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O münafıklara, “Gelin, Allah’ın Resûlü sizin için bağışlama dilesin” denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün. | |||||
| 2002 | Münafikun 6. Ayet (63:6:1) | سَوَٓاءٌ | سواء | sevâun | eşittir | س و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez. | |||||
| 2003 | Münafikun 9. Ayet (63:9:9) | اَوْلَادُكُمْ | اولادكم | evlâdukum | çocuklarınız | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 2004 | Münafikun 10. Ayet (63:10:9) | الْمَوْتُ | الموت | l-mevtu | ölüm | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi birinize ölüm gelip de, “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. | |||||
| 2005 | Münafikun 10. Ayet (63:10:12) | لَوْلَٓا | لولا | levlâ | keşke | لَوْلَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi birinize ölüm gelip de, “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. | |||||
| 2006 | Teğabun 6. Ayet (64:6:11) | وَتَوَلَّوْا | وتولوا | ve tevellev | ve yüz çevirdiler | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, “(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?” deyip de inkâr etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye lâyıktır. | |||||
| 2007 | Teğabun 9. Ayet (64:9:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 2008 | Teğabun 9. Ayet (64:9:3) | لِيَوْمِ | ليوم | li-yevmi | günü için | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 2009 | Teğabun 9. Ayet (64:9:6) | يَوْمُ | يوم | yevmu | günüdür | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 2010 | Teğabun 9. Ayet (64:9:26) | الْفَوْزُ | الفوز | l-fevzu | başarı | ف و ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 2011 | Teğabun 12. Ayet (64:12:6) | تَوَلَّيْتُمْ | توليتم | tevelleytum | dönerseniz | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 2012 | Teğabun 13. Ayet (64:13:8) | فَلْيَتَوَكَّلِ | فليتوكل | fel-yetevekkeli | dayansınlar | و ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 2013 | Teğabun 14. Ayet (64:14:8) | وَاَوْلَادِكُمْ | واولادكم | ve evlâdikum | ve çocuklarınızdan | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 2014 | Teğabun 15. Ayet (64:15:3) | وَاَوْلَادُكُمْ | واولادكم | ve evlâdukum | ve evladlarınız | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 2015 | Talak 2. Ayet (65:2:6) | اَوْ | او | ev | yahut | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 2016 | Talak 2. Ayet (65:2:10) | ذَوَيْ | ذوي | żevey | sahibi iki kişiyi | ذُو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 2017 | Talak 2. Ayet (65:2:23) | وَالْيَوْمِ | واليوم | vel-yevmi | ve gününe | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 2018 | Talak 3. Ayet (65:3:7) | يَتَوَكَّلْ | يتوكل | yetevekkel | dayanırsa | و ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. | |||||
| 2019 | Tahrim 2. Ayet (66:2:8) | مَوْلٰيكُمْۚ | موليكم | mevlâkum | sizin sahibinizdir | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır. Allah, sizin yardımcınızdır. O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 2020 | Tahrim 4. Ayet (66:4:14) | مَوْلٰيهُ | موليه | mevlâhu | onun koruyucusu | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar. | |||||
| 2021 | Tahrim 7. Ayet (66:7:7) | الْيَوْمَۜ | اليوم | l-yevm(e) | bugün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey inkâr edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz. | |||||
| 2022 | Tahrim 7. Ayet (66:7:9) | تُجْزَوْنَ | تجزون | tuczevne | siz cezalandırılıyorsunuz | ج ز ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey inkâr edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz. | |||||
| 2023 | Tahrim 8. Ayet (66:8:8) | تَوْبَةً | توبة | tevbeten | tevbe ile | ت و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 2024 | Tahrim 8. Ayet (66:8:22) | يَوْمَ | يوم | yevme | günde | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 2025 | Mülk 2. Ayet (67:2:3) | الْمَوْتَ | الموت | l-mevte | ölümü | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. | |||||
| 2026 | Mülk 8. Ayet (67:8:8) | فَوْجٌ | فوج | fevcun | topluluk | ف و ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar. | |||||
| 2027 | Mülk 10. Ayet (67:10:2) | لَوْ | لو | lev | eğer | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine şöyle derler: “Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık.” | |||||
| 2028 | Mülk 10. Ayet (67:10:5) | اَوْ | او | ev | yahut | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine şöyle derler: “Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık.” | |||||
| 2029 | Mülk 12. Ayet (67:12:3) | يَخْشَوْنَ | يخشون | yaḣşevne | saygılı olan(lar) | خ ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedikleri hâlde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 2030 | Mülk 13. Ayet (67:13:3) | اَوِ | او | evi | yahut | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. | |||||
| 2031 | Mülk 19. Ayet (67:19:1) | اَوَلَمْ | اولم | evelem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları (havada) ancak Rahmân tutuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir. | |||||
| 2032 | Mülk 19. Ayet (67:19:5) | فَوْقَهُمْ | فوقهم | fevkahum | üstlerinde | ف و ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları (havada) ancak Rahmân tutuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir. | |||||
| 2033 | Mülk 22. Ayet (67:22:9) | سَوِيًّا | سويا | seviyyen | düzgün | س و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi? | |||||
| 2034 | Mülk 27. Ayet (67:27:2) | رَاَوْهُ | راوه | raevhu | onu görünce | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkâr edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, “İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir” denir. | |||||
| 2035 | Mülk 28. Ayet (67:28:8) | اَوْ | او | ev | yahut | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Söyleyin bakalım: Diyelim ki Allah beni ve beraberimdekileri helâk etti, yahut bize acıdı. Peki, ya inkârcıları elem dolu bir azaptan kim koruyacak?” | |||||
| 2036 | Mülk 29. Ayet (67:29:7) | تَوَكَّلْنَاۚ | توكلنا | tevekkelnâ | dayanmışızdır | و ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O, Rahmân’dır. O’na iman ettik, yalnızca O’na tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!” | |||||
| 2037 | Kalem 9. Ayet (68:9:2) | لَوْ | لو | lev | keşke | لَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.[554] | |||||
| 2038 | Kalem 15. Ayet (68:15:7) | الْاَوَّل۪ينَ | الاولين | l-evvelîn(e) | eskilerin | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları!” der. | |||||
| 2039 | Kalem 17. Ayet (68:17:2) | بَلَوْنَاهُمْ | بلوناهم | belevnâhum | bunlara da bela verdik | ب ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, vaktiyle “bahçe sahipleri”ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkârcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi. | |||||
| 2040 | Kalem 17. Ayet (68:17:4) | بَلَوْنَٓا | بلونا | belevnâ | bela verdiğimiz | ب ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, vaktiyle “bahçe sahipleri”ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkârcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi. | |||||
| 2041 | Kalem 21. Ayet (68:21:1) | فَتَنَادَوْا | فتنادوا | fe-tenâdev | birbirlerine seslendiler | ن د و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 21,22. Derken, sabahleyin birbirlerine, “Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin” diye seslendiler. | |||||
| 2042 | Kalem 24. Ayet (68:24:4) | الْيَوْمَ | اليوم | l-yevme | bugün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. Bunun üzerine, “Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın” diye fısıldaşarak yola koyuldular. | |||||
| 2043 | Kalem 25. Ayet (68:25:1) | وَغَدَوْا | وغدوا | ve ġadev | ve erkenden gittiler | غ د و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği hâlde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar. | |||||
| 2044 | Kalem 26. Ayet (68:26:2) | رَاَوْهَا | راوها | raevhâ | bahçeyi görünce | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat bahçeyi o hâlde gördüklerinde, “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler. | |||||
| 2045 | Kalem 28. Ayet (68:28:2) | اَوْسَطُهُمْ | اوسطهم | evsetuhum | orta yol üzere olanları | و س ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların en akl-ı selim sahibi olanı, “Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?” dedi. | |||||
| 2046 | Kalem 28. Ayet (68:28:6) | لَوْلَا | لولا | levlâ | gerekmez miydi? | لَوْلَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların en akl-ı selim sahibi olanı, “Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?” dedi. | |||||
| 2047 | Kalem 33. Ayet (68:33:6) | لَوْ | لو | lev | keşke | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi! | |||||
| 2048 | Kalem 39. Ayet (68:39:7) | يَوْمِ | يوم | yevmi | gününe | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız? | |||||
| 2049 | Kalem 42. Ayet (68:42:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 42,43. Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı. | |||||