| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | En'am 163. Ayet (6:163:7) | اَوَّلُ | اول | evvelu | ilkiyim | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.” | |||||
| 2 | A'raf 143. Ayet (7:143:40) | اَوَّلُ | اول | evvelu | ilkiyim | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince[228] onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi. | |||||
| 3 | Tevbe 100. Ayet (9:100:0) | الْاَوَّلُونَ | الاولون | l-evvelûne | ilk olanlar | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 4 | İsrâ 59. Ayet (17:59:10) | الْاَوَّلُونَۜ | الاولون | l-evvelûn(e) | evvelkilerin | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bizi, (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz. | |||||
| 5 | Enbiyâ 5. Ayet (21:5:14) | الْاَوَّلُونَ | الاولون | l-evvelûn(e) | öncekilerin | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler. | |||||
| 6 | Mü'minûn 81. Ayet (23:81:6) | الْاَوَّلُونَ | الاولون | l-evvelûn(e) | evvelkiler | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır onlar, öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler. | |||||
| 7 | Sâffât 17. Ayet (37:17:2) | الْاَوَّلُونَۜ | الاولون | l-evvelûn(e) | evvelki | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?” | |||||
| 8 | Zuhruf 81. Ayet (43:81:7) | اَوَّلُ | اول | evvelu | ilki | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum.” | |||||
| 9 | Vâkı'a 48. Ayet (56:48:2) | الْاَوَّلُونَ | الاولون | l-evvelûn(e) | önceki | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Evvelki atalarımız da mı?” | |||||
| 10 | Hadîd 3. Ayet (57:3:2) | الْاَوَّلُ | الاول | l-evvelu | ilktir | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır.[524] O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||