| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:6) | وَاَيْمَانِهِمْ | وايمانهم | ve eymânihim | ve yeminlerini | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 2 | Mâide 53. Ayet (5:53:9) | اَيْمَانِهِمْۙ | ايمانهم | eymânihim | yeminleriyle | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O zaman) iman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları boşa çıkmıştır. Böylece ziyan edenler olmuşlardır. | |||||
| 3 | Mâide 108. Ayet (5:108:14) | اَيْمَانِهِمْۜ | ايمانهم | eymânihim | yeminlerinden | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu (usul), şahitliği lâyıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez. | |||||
| 4 | En'am 109. Ayet (6:109:4) | اَيْمَانِهِمْ | ايمانهم | eymânihim | yeminleriyle | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 5 | A'raf 17. Ayet (7:17:9) | اَيْمَانِهِمْ | ايمانهم | eymânihim | sağlarından | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” | |||||
| 6 | Nahl 38. Ayet (16:38:4) | اَيْمَانِهِمْۙ | ايمانهم | eymânihim | yeminlerinin | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 7 | Nûr 53. Ayet (24:53:4) | اَيْمَانِهِمْ | ايمانهم | eymânihim | yeminlerinin | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münâfıklar, sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. De ki: “Yemin etmeyin. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” | |||||
| 8 | Fâtır 42. Ayet (35:42:4) | اَيْمَانِهِمْ | ايمانهم | eymânihim | yeminlerinin | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı. | |||||
| 9 | Hadîd 12. Ayet (57:12:9) | وَبِاَيْمَانِهِمْ | وبايمانهم | ve bi-eymânihim | ve sağlarında | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan, ebedî olarak kalacağınız cennetlerdir.” İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 10 | Tahrim 8. Ayet (66:8:34) | وَبِاَيْمَانِهِمْ | وبايمانهم | ve bi-eymânihim | ve sağ yanlarından | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||