| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 64. Ayet (2:64:7) | فَضْلُ | فضل | fadlu | iyiliği | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhâlde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. | |||||
| 2 | Nisâ 70. Ayet (4:70:2) | الْفَضْلُ | الفضل | l-fadlu | ni'met | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu lütuf Allah’tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter. | |||||
| 3 | Nisâ 73. Ayet (4:73:3) | فَضْلٌ | فضل | fadlun | bir ni'met | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım.” | |||||
| 4 | Nisâ 83. Ayet (4:83:23) | فَضْلُ | فضل | fadlu | lutfu | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız. | |||||
| 5 | Nisâ 113. Ayet (4:113:2) | فَضْلُ | فضل | fadlu | lutfu | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Hâlbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. | |||||
| 6 | Nisâ 113. Ayet (4:113:30) | فَضْلُ | فضل | fadlu | lutfu | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Hâlbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. | |||||
| 7 | Mâide 54. Ayet (5:54:31) | فَضْلُ | فضل | fadlu | bir lutfudur | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 8 | Nûr 10. Ayet (24:10:2) | فَضْلُ | فضل | fadlu | lutfu | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, hâliniz nice olurdu? | |||||
| 9 | Nûr 14. Ayet (24:14:2) | فَضْلُ | فضل | fadlu | lutfu | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu! | |||||
| 10 | Nûr 20. Ayet (24:20:2) | فَضْلُ | فضل | fadlu | lutfu | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, hâliniz nice olurdu? | |||||
| 11 | Nûr 21. Ayet (24:21:18) | فَضْلُ | فضل | fadlu | lutfu | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 12 | Neml 16. Ayet (27:16:18) | الْفَضْلُ | الفضل | l-fadlu | bir lutuftur | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi. | |||||
| 13 | Fâtır 32. Ayet (35:32:20) | الْفَضْلُ | الفضل | l-fadlu | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 14 | Şûrâ 22. Ayet (42:22:23) | الْفَضْلُ | الفضل | l-fadlu | lutuf | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 15 | Hadîd 21. Ayet (57:21:17) | فَضْلُ | فضل | fadlu | lutfudur | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 16 | Cum'a 4. Ayet (62:4:2) | فَضْلُ | فضل | fadlu | lutfudur | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||