| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Mâide 22. Ayet (5:22:17) | فَاِنَّا | فانا | fe-innâ | o zaman biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü, zorba bir millet var. Onlar oradan çıkmadıkça, biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, biz de gireriz.” | |||||
| 2 | Hûd 38. Ayet (11:38:15) | فَاِنَّا | فانا | fe-innâ | muhakkak biz de | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” | |||||
| 3 | Tâhâ 85. Ayet (20:85:2) | فَاِنَّا | فانا | fe-innâ | ama biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Sâmirî onları saptırdı” dedi. | |||||
| 4 | Hacc 5. Ayet (22:5:10) | فَاِنَّا | فانا | fe-innâ | (bilin ki) biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 5 | Mü'minûn 107. Ayet (23:107:6) | فَاِنَّا | فانا | fe-innâ | artık biz gerçekten | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.” | |||||
| 6 | Fussilet 14. Ayet (41:14:19) | فَاِنَّا | فانا | fe-innâ | elbette biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından[477] gelmiş, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler, onlar da, “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz” demişlerdi. | |||||
| 7 | Zuhruf 41. Ayet (43:41:4) | فَاِنَّا | فانا | fe-innâ | muhakkak biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız. | |||||
| 8 | Zuhruf 79. Ayet (43:79:4) | فَاِنَّا | فانا | fe-innâ | elbette biz de | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. | |||||
| 9 | Fetih 13. Ayet (48:13:6) | فَاِنَّٓا | فانا | fe-innâ | bilsin ki biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki, şüphesiz biz, inkârcılar için alevli bir ateş hazırladık. | |||||