"fe-innehû" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 25 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 97. Ayet (2:97:6) فَاِنَّهُ فانه fe-innehû şüphesiz o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”
2 Bakara 249. Ayet (2:249:18) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu şüphesiz o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Tâlût, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.”
3 Bakara 282. Ayet (2:282:119) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80]
4 Bakara 283. Ayet (2:283:26) فَاِنَّهُٓ فانه fe-innehu şüphesiz o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.
5 Âl-i İmran 128. Ayet (3:128:11) فَاِنَّهُمْ فانهم fe-innehum şüphesiz onlar (diye) إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.
6 Nisâ 104. Ayet (4:104:9) فَاِنَّهُمْ فانهم fe-innehum onlar da إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
7 Mâide 51. Ayet (5:51:16) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu mukakkak o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.[152]
8 Mâide 118. Ayet (5:118:3) فَاِنَّهُمْ فانهم fe-innehum şüphesiz onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.
9 En'am 33. Ayet (6:33:7) فَاِنَّهُمْ فانهم fe-innehum gerçekte onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar.
10 En'am 145. Ayet (6:145:22) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu -ki şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.[200]
11 İbrahim 36. Ayet (14:36:9) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu şüphsiz o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.”
12 İsrâ 25. Ayet (17:25:9) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu şüphesiz O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbiniz, içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.
13 Tâhâ 7. Ayet (20:7:4) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu muhakkak O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.
14 Tâhâ 100. Ayet (20:100:4) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu şüphesiz o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir.
15 Mü'minûn 6. Ayet (23:6:8) فَاِنَّهُمْ فانهم fe-innehum elbette onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
16 Nûr 21. Ayet (24:21:13) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu muhakkak o إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
17 Furkan 71. Ayet (25:71:5) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.
18 Şu'arâ 77. Ayet (26:77:1) فَاِنَّهُمْ فانهم fe-innehum onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah, dostumdur.”
19 Sâffât 33. Ayet (37:33:1) فَاِنَّهُمْ فانهم fe-innehum onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.
20 Sâffât 66. Ayet (37:66:1) فَاِنَّهُمْ فانهم fe-innehum onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.
21 Sâffât 127. Ayet (37:127:2) فَاِنَّهُمْ فانهم fe-innehum bundan dolayı onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir.
22 Zuhruf 27. Ayet (43:27:4) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu çünkü O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir.”
23 Cum'a 8. Ayet (62:8:7) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu mutlaka إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.”
24 Meâric 30. Ayet (70:30:8) فَاِنَّهُمْ فانهم fe-innehum şüphesiz onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.
25 Cin 27. Ayet (72:27:6) فَاِنَّهُ فانه fe-innehu çünkü O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 27,28. Ancak seçtiği resûller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.