"fe-men" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 27 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 275. Ayet (2:275:26) فَمَنْ فمن fe-men kime مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.
2 Âl-i İmran 162. Ayet (3:162:1) اَفَمَنِ افمن efe-meni hiç olur mu?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın rızasına uyan kimse, Allah’ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!
3 Nisâ 92. Ayet (4:92:48) فَمَنْ فمن fe-men kimse مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4 Nisâ 94. Ayet (4:94:31) فَمَنَّ فمن fe-menne lutfetti م ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
5 Mâide 3. Ayet (5:3:51) فَمَنِ فمن fe-meni kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar[142] üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız[143] size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.[144] Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
6 Mâide 94. Ayet (5:94:18) فَمَنِ فمن fe-meni kim ki مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği hâlde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse, ona elem dolu bir azap vardır.
7 En'am 48. Ayet (6:48:7) فَمَنْ فمن fe-men o halde kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.
8 En'am 125. Ayet (6:125:1) فَمَنْ فمن fe-men kimi مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir.
9 En'am 144. Ayet (6:144:24) فَمَنْ فمن fe-men kim olabilir? مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki, sığırdan da iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde, orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.[199]
10 En'am 145. Ayet (6:145:30) فَمَنِ فمن fe-meni ama kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.[200]
11 En'am 157. Ayet (6:157:18) فَمَنْ فمن fe-men kim olabilir? مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 156,157. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
12 Yunus 17. Ayet (10:17:0) فَمَنْ فمن fe-men kim olabilir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Artık, Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.
13 Yunus 108. Ayet (10:108:0) فَمَنِ فمن fe-meni kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.”
14 Hûd 17. Ayet (11:17:1) اَفَمَنْ افمن efe-men kimse gibi midir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir.[273] İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkâr ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
15 Hûd 63. Ayet (11:63:14) فَمَنْ فمن fe-men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.”
16 Kehf 110. Ayet (18:110:12) فَمَنْ فمن fe-men o halde kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”
17 Tâhâ 123. Ayet (20:123:12) فَمَنِ فمن fe-meni sonra kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.”
18 Mü'minûn 7. Ayet (23:7:1) فَمَنِ فمن fe-meni o halde kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.
19 Neml 92. Ayet (27:92:4) فَمَنِ فمن fe-meni şimdi kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
20 Zümer 41. Ayet (39:41:7) فَمَنِ فمن fe-meni artık kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
21 Fussilet 40. Ayet (41:40:9) اَفَمَنْ افمن efe-men kimse mi?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O hâlde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
22 Câsiye 23. Ayet (45:23:18) فَمَنْ فمن fe-men şimdi kim?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
23 Muhammed 14. Ayet (47:14:1) اَفَمَنْ افمن efe-men kimse olur mu?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir?
24 Tûr 27. Ayet (52:27:1) فَمَنَّ فمن fe-menna lutfetti م ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu.”
25 Meâric 31. Ayet (70:31:1) فَمَنِ فمن fe-meni ama kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir.
26 Nebe' 39. Ayet (78:39:4) فَمَنْ فمن fe-men artık kimse مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
27 Zilzâl 7. Ayet (99:7:1) فَمَنْ فمن fe-men artık kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir.